BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Son ekonomik durumumuz

Son ekonomik durumumuz

Geçen son bir hafta içinde, ekonomik durumumuza ait iki önemli haberden ilki; gayri safi milli hasıladaki(GSMH) küçülme ile ilgili olanıydı. Nitekim, İstatistik Enstitüsü’nce 1999’da (GSMH)’nin cari fiyatlarla 204.6 milyar dolardan 187.3 milyar dolara indiği bildirildi.



Geçen son bir hafta içinde, ekonomik durumumuza ait iki önemli haberden ilki; gayri safi milli hasıladaki(GSMH) küçülme ile ilgili olanıydı. Nitekim, İstatistik Enstitüsü’nce 1999’da (GSMH)’nin cari fiyatlarla 204.6 milyar dolardan 187.3 milyar dolara indiği bildirildi. Bunun manası, milli gelir artış hızı 1999’da yüzde 6.4 azalmış, kişi başına düşen gelirin de 1998’de 3224 dolar iken 1999’da 2878 dolara düşmüş olmasıdır. Sektörler itibarıyle duruma gelince, verilen bilgilere göre tablo aynen şöyledir: Tarımda düşüş %-4, Sanayide düşüş % -5 İnşaatta düşüş % -12.7, Ticarette düşüş % -6.8, Ulaştırmada düşüş % -4’tür. Hesaplama tarzlarında farklılık olsa bile Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana; geçen yılda olduğu gibi milli gelirdeki azalmalar, 1927’de % 12.8, 1932’de % 10.7, 1935’te % 3 ve İkinci Dünya Harbinden sonra 1949’da % 5, 1954’te % 3, serbest piyasa döneminden itibaren de 1980’de % 2.8, 1994’te ise % 6.1 olmuştur. Büyüme hızı kavramı, kamuoyunda ülkemizde plân döneminin başlamasıyla 1960’dan itibaren önem kazandı. İkinci Dünya Harbinden sonra bilhassa 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti’nin ekonomik atılımlara başladığı yıllarda milli gelir kavramı ile daha çok ekonomik çevrelerce ilgilenilir, geniş halk kitlelerinde bu mevzu bilinmezdi diyebiliriz. Çünkü o dönemde toplum, ikinci dünya harbinin etkisiyle ağırlaşan hayat şartlarının baskısı altındaydı. Ve ülkemizin ekonomik açıdan baş sorunu dövizsizlikti. Yukarıda da belirttiğimiz gibi kamuoyu ciddi olarak ilk defa 1962’de Kalkınma Hızı kavramıyla karşılaşmıştı. Nitekim 1962 geçiş dönemine ait bir yıllık planda kalkınma hızı % 7 olarak öngörülmüştü. Hatta 1963’te yürürlüğe giren ilk 5 yıllık plânımızın o zamanki adı ile Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtında (OECD) dış yardım talebimiz dolayısıyla değerlendirilmesi yapılırken kuruluşun genel sekreteri Danimarka’nın eski Maliye Bakanlarından Christansen söz konusu nisbeti çok iddialı bulmuş ve bize şu tavsiyede bulunmuştu: “İddialı değil farakt gerçekçi olan, böylece gelişmenizin hızını sağlam bir baza oturttuktan sonra daha çok güç kazanır hedefinize sıkıntısız erişirsiniz. Aksi taktirde enflasyonla karşılaşırsınız; bununla mücadele ise sizin kalkınma hızınızı düşürür. Çünkü cephede biri az gelişmişlik diğeri de enflasyondan ibaret iki düşmanınız olur.” Genel sekreterin bu sözleri sanki bir kehanetin işareti idi. Nitekim koalisyon dönemlerinin başlandığı 1974’lerden sonra söyledikleri hep gerçekleşti. Geçen haftaki ekonomimizle ilgili ikinci haber de Mart ayı fiyat hareketlerine aittir. Devlet İstatistik Enstitüsü’nden verilen bilgiye göre Mart ayında toptan eşya fiyatlarında Şubat’a göre artış % 3.1, tüketici de ise % 2.9 idi. Yıllık fiyat artışı ise toptanda % 66.1, tüketicide ise % 67.1 oldu. Geçen ay bu rakamlar sırasıyla 67.5 ve 69.7 idi. Bütün bu göstergeler gösteriyor ki Hükümetin enflasyonla mücadele programı iyi işaretler taşımakta. İlerdeki aylarda bunun daha net şekilde olumlu sonuçlar vereceği kanaati kuvvetlenmektedir. Yazımızın başında bahsettiğimiz iki haberi birarada değerlendirirsek içinde bulunduğumuz bu dönemde uzun zamandan beri bizi etkisi altında tutan ve halen duraklama döneminde bulunan enflasyonun yanında şimdi bir de ekonomik hayatımızda milli gelirin azalması olayı meydana gelmiştir. Aslında teorik olarak her iki istenmeyen olayın çareleri ekonomi kitaplarının sayfalarında yazılıdır. Yalnız bir kitabı okuyabilmek için nasıl evvelâ en az harfleri görecek kadar ışık lâzımsa mevcut ekonomik olumsuz tablodan kurtulmak için de ülkenin siyaset âleminin istikrarlı bir ortama sahip olması gerekir. Daha doğrusu sık sık hükümet değişmeleri yüzünden birinin yaptığını diğerinin bozduğu iktidarlar serisinden ülkemizin kurtulması lâzımdır. Bütün temennimiz ülkemizin siyasi istikrarsızlıktan olduğu kadar bunun beklentisinden de uzak kalmasıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT