BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güle güle!..

Güle güle!..

Siz belki tahmin ettiniz. Ama, yakın çevreme açıkça söyledim: - Demirel alamayacak! Diye kaç zamandır kanaatimi değil, içimdeki “hissi” aktarıyordum.



Siz belki tahmin ettiniz. Ama, yakın çevreme açıkça söyledim: - Demirel alamayacak! Diye kaç zamandır kanaatimi değil, içimdeki “hissi” aktarıyordum. Herşey o kadar düz gidiyordu ki, olmazdı, olamazdı. Demirel’e altın tepsi ile sunuluyordu, herşey. Ama, yok, içimde bir şey, “olmayacak” diyordu. Annem bile “hayır, yanılıyorsun” diyordu. Bu Demirel bu makamda uzatılmaya layıktır, değildir tartışması değildi. 1. Oylamada arkadaşlarla iddiaya bile girdim. 2. Oylamada TV başında mesai arkadaşlarım heyecan içinde seyrederken, ben “Aldırmayın. Geçemeyecek” diyor ve araştırmama devam ediyordum. Sonuca da hiç şaşırmadım. Demirel’i AP Genel Başkanı iken sevdim. Demokrat bir ailenin çocuğu olarak, onu saydım. Yasakların en koyu olduğu dönemde Güniz Sokağa cesaretle gittim. Size yardımcı olmaya hazırım, dedim. Bekliyordum ki, iktidarı aldıktan sonra hükümete asılsın, Türkiye’yi demokratikleşmeye taşısın. Ama, o Çankaya’ya çıktı. Hem de Türkiye’ye söz verdiği reformları gerçekleştirmeden. O zaman bunu yediremedim. Bu bizim ona verdiğimiz oyların karşılığı değildi. Aslında 1980 sonrasında yapılacak çok şey vardı, bu da Demirel’e düşüyordu, diye düşünüyordum. Cumhurbaşkanı oldu. Fena da olmadı. Alıştık bir süre sonra. Yakışıyor diye düşündüğüm de oldu, doğrusu.Ama, MGK’da daha dirayetli olmasını beklerdim. Olmadı. Olamadı. Türk Dünyası’nın “ağası”dır diyerek teselli bulmaya çalıştım. Ne var ki, her ne kadar ben bu işin dışındayım dese de, Cumhurbaşkanlığı seçimi arifesindeki davranışlarını-sözlerini fevkalade yadırgadım. Hiç de hoşlanmadım. Doğrusu, ben hep onun Cumhurbaşkanlığı’nı zirvede noktalayıp, bundan sonra ABD Başkanları’nın yaptığı gibi bir müze, vakıf, merkez kurarak; bilgi, tecrübe ve birikimini adetâ bir “think tank” kurup, dünyaya ve Türkiye’ye sivil toplumdan aktarabileceğini ummuştum. Carter Centre ile ilgili çalışmaları en yakınlarına göstermiştim. Hatta, bu devlet böylesine değerli bir liderini mutlaka farklı bir kulvarda, diyelim Orta Asya ile ilgili bir siyasette kullanır, diyordum. Çevik Bir’in kurmaya çalıştığı stratejik araştırma merkezi Demirel’e daha çok yakışırdı. Ama, o bunu yapmadı. Bahçe, çiçek istemem, dedi. Pekiî, ne oldu? Özal’a yaptıklarını tazmin edercesine yıprandı. Meclis, onu bir değil, iki kez iteledi. İstemiyorum, dedi. Onca ricaya, kanırtmaya rağmen Meclis diretti. Meclis, onurunu kurtardı. O kesin. Ama, Demirel’in siyasi kariyeri böyle bitmemeliydi. Demirel, Demirel’in düşmanı oldu. Güniz Sokak’ta aman bir “Dad’s Army” kurmaya çalışmasın. Daha üzülecektir, kuşkusu olmasın.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT