BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Haberler sizde

Haberler sizde

Hani geçen yazımda “Güzel birşeyler olacak; belki beni kanatlandıracak bir haber gelecek. İçimde öyle bir sezgi var” diyordum. Meğer o güzellikler, o ışıklar sizlerden gelecekmiş sevgili okuyucular. O ne güzel mektuplar, o ne can alıcı can katıcı cümleler!



Hani geçen yazımda “Güzel birşeyler olacak; belki beni kanatlandıracak bir haber gelecek. İçimde öyle bir sezgi var” diyordum. Meğer o güzellikler, o ışıklar sizlerden gelecekmiş sevgili okuyucular. O ne güzel mektuplar, o ne can alıcı can katıcı cümleler! İnanın, yazmak kadar okuyucu-yazar arasında kurulan diyalog başka bir hal başka bir duygu veriyor insana. Bu alışverişten, bu katıksız ve çıkar girmemiş düyadan neler neler doğuyor biliyor musunuz? Günlük hayatın sıradan çizgilerini aşıyorsunuz. Kimilerine duyulan öfkeler, haksızlıklara karşı çıkmalar var o mektuplarda. Hepsinde de içtenlik var, sevgilerinde öfkelerinde. Bazıları onları hiç görmediğiniz tanımadığınız halde öylesine dostane yazıyor yol gösteriyor, öyle içten köprüler kuruyor ki duygulanıyorsunuz... Bazısı öğüt veriyor, hatta teselli ediyor. Benim küskün bir günümde kaleme aldığım yazıma cevap yazan Yakup Aslan “Siz yazmaya devam edin; sizi anlıyoruz ve anlamaya devam edeceğiz” diyor. Böylece bir gül uzatıyor öteden. Bir diğeri Seda Akbay, sigara mücadelem için kutluyor. Hamit Boz, densizlik ve zırvalıklara seyirci kalmadığım için kutluyor. Hepsine teşekkürlerimi yolluyorum. Eczacı Olcay Baştuğ’un zarfından mektubuyla birlikte tohum benzeri birşeyler çıkıyor, okuyorum ve bunların bamya çiçeği olduğunu öğreniyorum. Mektubun üst sol köşesine “Bamya çiçeği hakkında” notu düşürülmüş. Belki hatırlarsınız bir yazımda kuşburnu çayından söz etmiştim. Hazır kuşburnu paket çayların içersinde bamya çiçeği de bulunuyormuş; fakat ben kuşburnunun öyle yakut rengini almasına bir anlam verememiştim. Bu rengi sağlayan şeyin boya olup olmadığını düşünüyordum. Şimdi Olcay Baştuğ’un gönderdiği bamya çiçeklerini (sebze olarak yediğimiz bamyanın çiçekleri mi acaba?) gecenin bu vakti mutfakta güzelce demledim. Bu denememin sonucu o gün batımı renginin bamya çiçeğinden doğduğunu gördüm. Eczacı dostum aynı zamanda şifalı bitkilerle uğraşmaktaymış. O ne güzel Evliya Çelebi üslubu öyle... Diyor ki: “Mesleğimin yarısı hatta tamamı şifalı nebatlardır. 18 yaşında Eczacılık fakültesine girdiğimiz vakit herbirimize bir mikroskop teslim edip bu nebatları çok ciddi bir şekilde tetkik ettirir, (Mekteplerin anası. İstanbul Ü. Eczacılık Fakültesi-Türkiye’de mevcudu o vakit tek idi.) milyonda 1 gram hesabı ile müessir madde miktar tayinleri yaptırılırdı. “Bahara Dair” manşetli 3/3 tarihli güzel yazınız (her vakit güzel ya) bizi bu mektubu yazmaya sevketti. Bamya çiçeği başlı başına şifadır. Evet pekçok şeye renk verir.” Bu nazik insan gazeteye gelip bana bir paket bamya çiçeği getirecekmiş ama beni bulamayacağını düşünmüş; bir de “Şüpheli...getiren kim?” denebilir diye vazgeçmiş. Bakın görüyor musunuz, bamya çiçeğinin o akşam güneşi rengi bizleri nasıl buluşturdu? Ailece yazar olan, hikayeleriyle tanıdığımız Fatma Pekşen ve A. Mahir Pekşen de bir kart göndermişler. Fatma Pekşen gene bana tatlı bir armağan sunuyor. Üç adet sarmaşık tohumu... Tohumları tebrik kartına yapışkanlı bantla tutturmuş teşekkürler ediyorum. Fatmacığım, acaba mor mu, pembe mi, beyaz mı, yoksa boyacı mavisi mi? Hemen ekip merakla bekleyeceğim göğermesini.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT