BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdürrahim Karakoç

Abdürrahim Karakoç

Sene 1966... Hasan’a Mektuplar’ı okuyorum... Hasan’a Mektuplar’ın ilginç bir de alt başlığı var: Mektup yazdım Hasan’a



Sene 1966... Hasan’a Mektuplar’ı okuyorum... Hasan’a Mektuplar’ın ilginç bir de alt başlığı var: Mektup yazdım Hasan’a Ha Hasan’a, ha sana!.. Abdürrahim Karakoç imzalı, Hasan’a Mektuplar isimli şiir kitabı serisi o yıllarda üst üste baskı yapıyor; lise ve üniversite gençliği arasında elden ele, içindeki şiirler de dilden dile dolaşıyordu. Kitapta yer alan, “Tohdur Beğ” şiiri, Türk köylüsünün sağlık sistemi karşısındaki ezilmişlik ve çâresizliğini ortaya koyan oldukça etkili bir şiirdi: “Avrat yeğin sayrı, benim karnım aç, Keyf için gelmedik bura tohdur beğ. Fukara harcından yaz da bir ilaç, Olsun derdimize çare tohdur beğ.” Karakoç; adalet sistemimizin ağır aksak işleyişini de yine bu kitaptaki “Hakim Beğ” başlıklı şiirinde; “Gene tehir etme üç ay öteye, Bu dava dedemden kaldı hâkim beğ. Otuz yıl da babam düştü ardına; Siz sağ olun, o da öldü hâkim beğ...” Mısralarıyla ve çarpıcı bir üslupla dile getiriyordu. Şiirlerinde, diğer sosyal problemleri olduğu gibi bürokrasiyi de en ağır dille hicveden yine Abdürrahim Karakoç’tu: “Gitmişti makama arz-ı hâl için, ‘Bey’ dedi, yutkundu, eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim... ‘Şey’ dedi, yutkundu, eğdi başını.” KALICI ESERLER BIRAKTI 1932 Kahramanmaraş (Ekinözü/ Cela) doğumlu Abdürrahim Karakoç, elli yılı aşkın süredir inancından, çizgisinden ve köklü şiir geleneğimize bağlılığından asla taviz vermeden yazdı. Dil, şiir ve edebiyatın en kaotik döneminde, millî kimliğimizi şahlandıran yiğit duruşuyla kültür dünyamızda kalıcı izler bıraktı. Batı’nın dümen suyuna girmeden de büyük sanatçı olunabileceğini ispatladı. Nitekim daha geçen ay Kahramanmaraş’ta düzenlenen, 11. Bahar Şenlikleri’nde konuşan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Fatih Karaaslan, kültürün önemini vurgulayarak; “Bir toplumun kültürü onun kimliği ve hayatıdır. Buna rağmen birçok kültür değeri zamana yenik düşerek ortadan kaybolmaktadır. Artık varlığını iyice hissettiren küreselleşme olgusu da bunu hızlandırmaktadır. Kültürel değerleri kaybolmadan tespit etmek çok önemlidir. Hele de bu değerlerden hareketle evrensel ölçekte ve çağa hitap eden yeni eserler ortaya koymak daha da önemlidir. Bu noktada araştırmacılara, ilim insanlarına ve sanatçılara büyük görev düşmektedir” dedi. Konuşmaların ardından, bir edebiyatçı olarak görevini layıkıyla yerine getiren Abdürrahim Karakoç’a, Kültüre Hizmet Onur Ödülü verildi. MİHRİBAN UNUTULUR MU? Abdürrahim Karakoç, kültürel değerlere bağlı kalarak çağa hitap eden güçlü eserler vermeyi başaran kudretli bir şairdir. Kelimeleri ustalıkla kullanan Karakoç, hicivde olduğu kadar, sevda şiirlerinde de zirvedir: “Unutmak kolay mı?” deme, Unutursun Mihriban’ım. Oğlun, kızın olsun hele, Unutursun Mihriban’ım. Millî hislerimize tercüman olan, “Hak Yol İslâm Yazacağız” başlıklı destansı şiir de Abdürrahim Karakoç’un, gençlik arasında büyük yankı uyandıran ve marş olarak da bestelenen şaheserlerinden biridir: “Kör dünyanın göbeğine, Hak yol İslâm yazacağız. Kuşların göz bebeğine, Hak yol İslâm yazacağız...” Sözün özü: Yüzde yüz öz kaynaklarımızdan beslenen şiirleriyle millî edebiyatımızın son elli yılına damgasını vuran ve 80 yaşında iken vefat eden Abdürrahim Karakoç’u, Bağlum Mezarlığı’nda ebedî âleme uğurladık. -Mekânı cennet olsun!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT