BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Medeniyet kurucu tarihî şehirler

Medeniyet kurucu tarihî şehirler

Panelin oturum başkanlığını yapan Osman Şahbaz “İstanbul’u şair Nedim şöyle ifade etmiştir; Bu şehr-i Stanbul ki bi misl ü behadır. Bir sengine yek pare Acem mülkü fedadır. İstanbul; Nedim’in dilinde öyle bir şehirdir ki, dünyada bir benzeri yoktur ve paha biçilemez. Tek parça bir taşına bile ülkeler feda edilir” dedi



Mimar ve Mühendisler Grubu tarafından düzenlenen ‘’Medeniyet Kurucu Şehirler: Tokyo, İstanbul, Paris, New York’’ konulu panel, İTÜ Mimarlık Fakültesi Taşkışla Prof. Nezih Eldem Salonu’nda gerçekleştirildi. Panel sanat tarihçisi, fotoğrafçı Sabahattin Kiriş’in ‘’Anadolu Medeniyetleri’’ konulu sinevizyon gösterimiyle başladı. Oturum Başkanlığını üstlenen MMG Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Macar İşadamları Derneği Başkanı Osman Şahbaz, konuşmasına, Bugün medeniyet kurmuş şehirlerin dünya üzerindeki mimarlık, şehircilik ve yapılaşmadaki etkilerini hocalarımız geniş ve teferruatlı bir şekilde ufuk açarak konuşacağız. İstanbul’u ise şair Nedim şöyle ifade etmiştir; Bu şehr-i Stanbul ki bi misl ü behadır. Bir sengine yek pare Acem mülkü fedadır. İstanbul; Nedim’in dilinde öyle bir şehirdir ki, dünyada bir benzeri yoktur ve kendisine paha biçilemez: Tek parça bir taşına bile ülkeler feda edilir. Bizlerde işte bu şehirde, metropolde ‘’Başşehirde’’ yaşıyoruz”sözleriyle başladı. Panelde, İTÜ Çevre ve Şehircilik Uygulama - Araştırma Merkezi Müdürü Prof Dr. Nuran Zeren Gülersoy ‘’İstanbul’’ konulu bir konuşma yaptı. Her kentin kendine özgü bir kültür birikimi olduğunu belirten Prof. Dr. Gülersoy, tarihin ve doğanın İstanbul üzerinde oluşturduğu üstün değerden de bahsetti. İki kıtanın da topraklarının bulunduğu İstanbul’u çok özellikli bir şehir olarak niteleyen Gülersoy, İstanbul’un tarihi dokusu ve yapılaşması ile ilgili konuşmasında ise; “1453 yılında Osmanlı İmparatorluğu, İstanbul’u fethettikten sonra kentin mimari açısından ana yapısını bozmadı” dedi İLK İMAR PLANI 2. MAHMUD’DAN İstanbul’un planlanmasıyla ilgili konuya da kültürel değerlerin korunması bağlamında değinen Prof. Dr. Gülersoy, İstanbul için hazırlanan ilk planın ve planın dayandığı haritanın 2. Mahmud döneminde Moltge tarafından yapıldığı bilgisini verdi. Gülersoy ayrıca bu projede kentin korunması için birtakım önlemlerin alındığını vurguladı. Panele MMG Genel Başkanı Avni Çebi, Genel Başkan Yardımcıları Yard. Doç. Dr. Ömer Faruk Kültür, Kadem Ekşi, Murat Öztürk, Yavuz Sarı ve İTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Hacıhasanoğlu ile çok sayıda konuk katıldı. İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümünden Prof Dr. Ayşe Sema Kubat ‘’Tokyo’’, İstanbul AREL Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof Dr. Murat Aykaç Erginöz ‘’Paris’’ ve Maltepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazif Gürdoğan da ‘’New York’’’ konulu birer konuşma yaptılar. İTܒDEKİ PANELDE METROPOLLERİN MİMARİYE ETKİSİ MASAYA YATIRILDI Oturum Başkanlığını Osman Şahbaz’ın üstlendiği panelde İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümünden Prof Dr. Ayşe Sema Kubat “Tokyo’’, İTÜ Çevre ve Şehircilik Uygulama - Araştırma Merkezi Müdürü Prof Dr. Nuran Zeren Gülersoy “İstanbul’’, İstanbul AREL Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof Dr. Murat Aykaç Erginöz “Paris’’ ve Maltepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazif Gürdoğan “New York’’ konulu birer konuşma yaptı. MARMARAY PROJESİ OSMANLI’NIN HAYALİYDİ Panele “İstanbul’’ konulu sunumu ile katılan İTÜ Çevre ve Şehircilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nuran Zeren Gülersoy, Osmanlı bir dönemde Üsküdar - Sarayburnu arasında deniz altından raylı sistem yapmak istendiği, Hamidiye Köprüsü ile Asya ve Avrupa’yı bağlamak istediği kayıtlarda mevcuttur. Fakat üzerinde tam olarak durulmamış ve o dönem için ütopya olarak kaldı.” diye konuştu. 18. Yüzyıl sonunda boğazın gelişmediğinin ve yerleşimlerin başladığının altını çizen Gülersoy, tarihi bilgi aktarımına şöyle devam etti; “Doğaya açılma merakıyla Boğaziçi’nde saraylar oluşuyor ve Batı’ya açılma, ulaşım çabaları, kent yapısında değişim ve dönüşüm başlatıyor. Tarihi yarımada, Galata’ya bağlayan köprüler, 1840’ta dönüşümün başka habercileri olarak gündeme geliyor.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT