BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsanı kibre sürükleyen hâller

İnsanı kibre sürükleyen hâller

(Allahü teâlâ buyuruyor ki: Kibriyâ, üstünlük ve azamet bana mahsûstur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehenneme atarım, hiç acımam.)



Kibir; kişinin kendisini başkasından üstün görmesidir. Kötü bir huydur ve harâmdır. Hâlıkını, Rabbini unutmanın alâmetidir. Hadîs-i şerîfte; (Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete girmez) buyuruldu. İnsânı kibre, kibirli olmaya sürükleyen hâller, İslâm âlimleri tarafından şu şekilde bildirilmiştir: 1- Güzellik ve yakışıklılık. Hâlbuki güzellik, insanda kalıcı değildir, çabuk gider. Zâhirin güzelliği, kalbin güzelliği ile, yani iyi huyla birlikte olunca kıymetlidir. 2- Genç ve kuvvetli olmak. Halbuki hayvânların kuvvetleri, insanlardan kat kat fazladır. Gençliğinden, gücünden, kuvvetinden, hattâ hareketinden, solumasından ayrılmayan kimse görülmüş müdür? Böyle geçici olan ve hayvânlarla ortaklaşa bulunan şeylerle tekebbür etmek akla uygun olur mu? 3- Mâl, evlât, mevki ve rütbe sâhibi olmak. Bunlar, insânın kendinde bulunan üstünlükler değildir. Gelip geçen, kendinde kalmayan, insandan çabuk ayrılan şeylerdir. Bunlar üstünlük olsalardı, bunlara kavuşmayanların çok aşağı kimseler olmaları lâzım gelirdi. 4- Hıkd da kibre sebep olmaktadır. Hıkd, kin tutmak, kalbinden düşmanlık beslemektir. Kendisi ile aynı derecede olan veyâ dahâ üstün olan kimseye kızar. Bir şey yapmak elinden gelmediği için, ona tekebbür eder, kibirlenir. Onun haklı sözlerini, nasîhatlerini kabûl etmez. 5- Hased de, tekebbüre, kibre sebep olur. Başkasında bulunan ni’metlerin ondan ayrılarak kendisine gelmesini ister. Onun haklı olan sözlerini ve nasîhatlerini reddeder. Ondan bir şey sorup öğrenmek istemez. Kendinden yüksek olduğunu bildiği hâlde, ona tekebbür eder. 6- Riyâ da, tekebbür etmeye sebep olmaktadır. Riyâ ile, gösteriş yaparak, tanımadığı kimseye, başkalarının yanında tekebbür eder, kibirlenir. Yalnız oldukları zamân etmez. 7- İçeri girince, herkesin kendisi için ayağa kalkmasını sevmek kibir olur. Kendisine hürmet edildiğini anlayarak, onlara nasîhat vermek isteyen âlimin, kendisi için ayağa kalkıldığını arzû etmesi kibir olmaz. 8- Kendi oturup, başkalarının kendine karşı ayakta durmalarını istemek, tekebbürdür. Hazret-i Alî buyurdu ki: “Cehennemlik bir kimse görmek isteyen, kendi oturup başkalarını ayakta durduran kimseye baksın!” Eshâb-ı kirâm, Resûlullah efendimizi her şeyden çok severlerdi. Geldiği zamân ayağa kalkmazlardı. Çünkü ayağa kalkılmasını istemediğini bilirlerdi. Bununla berâber, âlimler gelince, ilmin şerefini göstermek için, ayağa kalkmak lâzımdır. 9- Yalnız olarak yürümeyip, arkasından başkalarının da gelmesini istemek, yâhut kendisi hayvân üstünde, talebelerinin yerde gitmelerini sevmek de kibir alâmetidir. Resûlullah efendimiz, Medîne’nin Bakî Kabristânına gidiyordu. Birkaç kişi görüp, arkasından geldiler. Durarak öne geçmelerini emir buyurdu. Arkalarından yürüdü. Sebebi soruldukda; (Ayak sesini işittim. Kalbime kibirden bir zerre gelmemesi için böyle yaptım) buyurdu. Ebü’dderdâ hazretleri buyurdu ki: “Kibirli kimsenin arkasında yürüyenlerin sayısı arttıkça, bunun Allahü teâlâdan uzaklaşması da artar.” 10- Üzerinde hakkı bulunanları, yani tanıdıklarını ziyâret etmemek, kibir alâmetidir. 11- Yanına başkasının oturmasını istememek ve hastalarla birlikte oturmamak, evinin işini yapmamak, evine lâzım olan şeyleri satın alıp evine getirmemek ve kullanılmış elbisesini tekrâr giymek istememek, hep kibir alâmetidir. 12- Fakîrlerin dâvetine gitmeyip, zenginlerin dâvetine gitmek de tekebbürdür. 13- Akrabâsının ve çocuklarının muhtâç oldukları şeyleri temîn etmemek ve doğru sözü kabûl etmeyip münâkaşa etmek, kusûrunu, kabâhatini bildirenlere teşekkür etmemek, herkesin yanında olursa riyâ olur. Hem yalnız iken, hem de başkalarının yanında yaparsa, kibir olur. Netice olarak kibir, kendini büyük bilmek, üstün görmektir ve kötü huylardandır. Hadîs-i şerîfte buyurulduğu gibi: (Allahü teâlâ buyuruyor ki: Kibriyâ, üstünlük ve azamet bana mahsûstur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehenneme atarım, hiç acımam.)
Kapat
KAPAT