BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çalışanlar, peki ya çalıştıranlar?

Çalışanlar, peki ya çalıştıranlar?

Bir ülke öyle ha deyince adam olur mu? Olmaz tabiî. O ülkenin insanları asgari müştereklerde anlaşıp; ortak bir hedefe yönelmeden bir yerlere varılır mı? Varılmaz!



Bir ülke öyle ha deyince adam olur mu? Olmaz tabiî. O ülkenin insanları asgari müştereklerde anlaşıp; ortak bir hedefe yönelmeden bir yerlere varılır mı? Varılmaz! Çünkü meselenin temelinde ‘insan’ denilen, maddî ve manevî yönden henüz tam olarak keşfedilmemiş bir varlık vardır. Bu varlığın yönetimini iyi beceremeyen toplulukların o yakışıklı hedeflere ulaşmaları zordur. İşin kötüsü ‘insan’ denilen varlık gün geçtikçe; bilgi ve habere ulaşmak kolaylaştıkça, kültür seviyesi arttıkça, gelir düzeyi yükseldikçe kendinin daha bir farkına varmakta, daha sorgulayıcı hatta daha zorlayıcı olmaktadır. İşte bütün bu olan biten sonucunda insanın çalışma ve toplumsal hedeflere katılma performansını artırma, iş hayatının en önemli problemlerinden olmuştur. İnsanların sadece beden gücüyle çalıştıkları kölelik dönemindeki; çalışanların kırbaçlarla motive edildiği, ölenin atılıp yerine yenisinin konulduğu çalışma düzeni mantığı sanayi çağının son dönemlerinde uygulanmıştır. Ancak yirmibirinci yüzyılda bu kafa yapısı ile insanları yönetmenin ‘çalışan verimliliğini (performansını)’ yükseltmediği ortadadır. İşte bu noktadan itibaren yönetim bilimi ve yöneticilik daha çok önem kazanmış, son yıllarda bu konuya daha çok kafa yorulur olmuştur. Ülkemizde de özellikle Rahmetli ve Sevgili Turgut Özal’dan sonra temelleri atılan serbest piyasa düzeni ve bunun sebep olduğu sert rekabet ortamı yönetim kalitesinin sorgulandığı, bu konunun lüzumunun hissedildiği günleri getirmiştir. Bu konu özel sektörde daha önce algılanmış, etraftan ve de özellikle devletin büyük masraflar ederek yurt içi ve dışında yetiştirdiği yönetici havuzundan transfer edilen iş liderleri ile yönetim işi halledilmeye çalışılmıştır. Devlet ya da kamu sektöründe yöneticiliğin kalitesi ise düşük ücretler ve imkânlar sebebiyle daha düşük olmuştur. Halen de bütün olarak ele alındığında Kamu sektöründe yönetimin kalitesi tartışılabilir... Bu girizgâhtan sonra gelelim bugün ne demek istediğimize! Bizim gazetenin iki gün önceki ‘Çok çalışan memura çok maaş’ manşetini görünce yine çalışanlara vurmuşlar dedim kendi kendime. Haberin devamında ve detayında ‘çalıştıranlar’la ve onların ‘kaliteleriyle ilgili tek kelime edilmemiş. Bu meseleyi yani ‘kamu sektöründeki performans düşüklüğünü’ halletmek istiyorsak kamu sektörünün iyi yönetici açığını kapatmamız lâzım. Çünkü ‘İyi hekimi hastane yöneticisi’, ‘İyi mühendisi müdür’ yapmakla bu mesele çözülmüyor. Bu konuda yapılacak çok şey vardır. Ancak bu köşenin minicik bir katkısı olsun bugün diyelim: “Bütün fakültelere son sınıflarda hiç olmazsa bir sömestirlik ‘Yönetim Bilimi’ dersi koyalım...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT