BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bir kandili daha idrâk edeceğiz...

Bir kandili daha idrâk edeceğiz...

Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere husûsî kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir...



Cuma, bayram ve kandil günleri ve geceleri, Müslümânların mübârek gün ve geceleridir. Bu mübârek gün ve gecelere kıymet veren şüphesiz ki Allahü teâlâdır. [Bu gecelerin hepsinin fazîletleri, çeşitli hadîs-i şerîflerle bildirilmiştir.] Yarın inşâallah bunlardan “Mi’râc” kandilini idrâk edeceğiz... Bilindiği gibi, bazı mekânlar emsâline göre daha mukaddes, bazı insanlar akrânına nisbetle daha muhterem olduğu gibi, bazı zamanlar da benzerlerine nazaran daha kudsî, daha mukaddes, daha mübârek kılınmıştır. [Nasıl ki, altın madeni bakır, demir, kömür gibi madenlerden daha üstün ise, yine yâkût taşı diğer normal taşlardan daha kıymetli ise, bazı geceler de diğer normal gecelerden çok üstündürler.] KULLARINA ACIDIĞI İÇİN!.. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere husûsî kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibâdet yapmaları, duâ ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır. Bilindiği üzere, Peygamberler de birer insandırlar; ancak, Allahü teâlâ onları kıymetlendirmiş, kendilerine güzîde mevkiler ihsân etmiştir. Onlar için, “diğer insanlardan niye ayırt ediliyor, üstün tutuluyor?” denemediği gibi; bazı gün ve gecelere kıymet veren Allahü teâlâya da, “bu günleri diğer günlerden niye farklı, daha üstün yaptı?” denemez. Üç ayların ilki olan Receb-i şerîf ayı, dünyâya gönderilen ilk insan ve ilk Peygamber Âdem aleyhisselam’dan beri kıymetli olup içerisinde mübârek “Regâib” ve “Mi’râc” kandillerini ihtivâ etmektedir. “Berât” kandilinin bulunduğu Şa’bân ayı, Receb ile Ramazân ayları arasında bir köprü mesâbesindedir. Nasıl ki Cuma günü günlerin efendisi ise, dört gözle beklenen, Ramazân ayı da ayların sultânıdır. Mukaddes mekânların başında, “Mescid-i Harâm”, “Mescid-i Nebevî”, “Mescid-i Aksâ”, “Mescid-i Kub┠olmak üzere, Allahü teâlâya ibâdet edilen bütün câmi ve mescidler, O’nun emir ve yasaklarının öğretildiği yerler gelir. Muhterem insanların başında, “Ülü’l-azm” Peygamberler, “Resûl”ler ve “Nebî”ler gelmektedir. Bunlardan sonra, üstünlük sırasında Sahâbe-i kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîn başta olmak üzere diğer Ulemâ (âlimler) ve Evliyâ (velîler) bulunmaktadır. İsrâ ve mi’râc hâdisesi, Peygamberimizin Medîne’ye hicretlerinden 19 ay önce, mîlâdî 621 yılında, geceleyin vukû’ bulmuştur. [Resûlullahın bedenen Mekke’deki Mescid-i Harâmdan Kudüs’teki Beytü’l-Makdis’e götürüldüğüne inanmayan kâfir olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan ise, Ehl-i Sünnetten ayrılmış olur; dâl (sapık) ve mübtedi’ (bid’at ehli) olur.] Peygamberimiz, mi’râc dönüşü biz ümmetine bazı değerli hediyeler getirmiştir. Bunlar arasında şunlar vardır: 1- Ümmetinden şirk koşmayanlar Cennete gireceklerdir. 2- Önceden sabâh ve ikindi namazları olmak üzere iki vakit namaz farz iken, o gecede beş vakit olarak farz kılınmıştır. 3- Îmân esâslarıyle ilgili Bakara sûresinin son iki âyeti, bu gecede Peygamberimize vahyedilmiştir. 4- İsrâ sûresinin 23. ilâ 39. âyetleri yine bu gecede, arada vâsıta olmaksızın, bizzât Allahü teâlâ tarafından Peygamber Efendimize vahyedilmiştir. Burada 11-12 madde bildirilmiştir: “ÇOCUKLARINIZI ÖLDÜRMEYİN!” “Allaha hiçbir sûrette şirk koymayın. Anne ve babanıza hürmet ve itâat edin. Hısım ve akrabâya, fakîr ve yoksullara, gurbette kalmış kimselere, yolculara yardım edin. Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Yetîmlerin mallarına dokunmayın; onlara hoş muâmele edin. Zinâya yaklaşmayın. Haksız yere kimseyi öldürmeyin. Verdiğiniz sözü tutun. Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat edin. Bilmediğiniz bir şeyin ardına körü körüne takılıp gitmeyin. Yeryüzünde kibir ve gurûr taslayarak yürümeyin.” Peygamber Efendimiz, bu gecede, Cebrâil aleyhisselâmın geçemediği noktadan ötelere geçmiş, bilinmeyen bir şekilde, mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak, arada vâsıta olmaksızın Allahü teâlâyı görmüş ve konuşmuştur. [İnşâallah yarın da bu konuya temâs edelim.]
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT