BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevgi adamı

Sevgi adamı

Fethi Gemuhluoğlu hakkında yazılan şiir ve yazılar “Gerçek Olan Aşktır” adı altında kitaplaştırıldı. Gemuhluoğlu üzerine başyazarımız Yılmaz Öztuna ile konuştuk...



Fethi Gemuhluoğlu, değişik kesimlerin saygı gösterdiği önemli bir fikir adamı. Onun çevresinde yetişen yüzlerce genç bugün Türkiye’nin kilit noktalarında görev yapıyor. Babasının mirasına sahip çıkan Selman Gemuhluoğlu da, bunu bir kitapla belgeselleştirdi. Hazırladığı “Gerçek Olan Aşktır” kitabı Gemuhluoğlu’nun yazdığı ve kendisine ithaf edilen şiirler ile dostluk üzerine irticalen yaptığı bir konuşma ve biyografiden oluşuyor. Fethi Gemuhluoğlu’nu yakından tanıyan başyazarımız, tarihçi Yılmaz Öztuna ile konuştuk. Atsız tanıştırdı Efendim, Fethi Gemuhluoğlu ile nasıl tanıştınız? Öztuna: Merhum Fethi Gemuhluoğlu’nu bana Nihal Atsız tanıştırmıştı. Telefonda getireceğini bildirdi ve pek çok vasıflarını saydı. Nihal Atsız, öyle kolay kolay herkesi methedecek bir tip olmadığı için çok lehte bahsetmesi dikkatimi çekmişti. Beyoğlu’nda Parmakkapı’da, Öztuna İşhanı’nın üçüncü katındaki yazıhaneme, Nihal Atsız’la Fethi Bey geldiler. Kesin tarihini söyleyemeyeceğim ama, bu tanışmadan bir müddet sonra Fethi Bey, Almanya’ya gittiğine göre 1962-63 seneleri olmalı. Ondan sonra 78 kere muhtelif yerlerde kendisiyle görüştüm. Almanya’ya gidip geldikten sonra, onu Ercüment Berker’in meclisine götürüp tanıştırmıştım. Fethi Bey, Muharrem Ergin’in çok yakın arkadaşıydı. Ekseri onunla beraber Nişantaşı’ndaki bu meclise gelirdi. Zaten Muharrem Ergin’i de Ercüment Berker’le ben tanıştırmıştım. Mûsîkişinas ağırlıklı bir meclis olmakla beraber, kültür adamları da gelirdi. Osmanlıca hayranı Daha sonraları, 1969’da Ankara’ya yerleştiğimde, 8/10 kere Çevre Sokak’taki evime ziyarete geldi. Bir defa da yalnız başına evime geldiğini hatırlıyorum. Toplam görüşme adedini sorarsanız, bazı arkadaşları bunları tesbit etmeye meraklı. 50-55, en fazla 60 defa görüştüğümüzü söyleyebilirim. Bana “Son Osmanlı ve Son Şövalye” derdi. İnsanların iyi taraflarını teşvik etmek için bu gibi iltifatları pek çok kimseye yapmıştık. Kendisiyle hiç bir fikri ihtilafımız ve münakaşamız olmamıştır ki, böylesi arkadaşlarım çok azdır. Zaten Fethi Bey, münakaşaya sebebiyet verecek bir şahsiyet değildi. Kendisiyle daha çok politika konuşurdum. Politikacıları, bilhassa Adalet Partilileri çok iyi tanıyordu. Bir arkadaşımız Fethi Bey için “Türkiye’nin Muhtarı” demişti. Hakikaten Türkiye’yi ve pek çok yerdeki pek çok insanı tanıdığını söylemeliyim. Hiç ümid edilmedik adamları tanırdı. Şahıslar hakkında, ikaz etmek veya bilmede fayda görürse, ne kadarını anlatırdı bilmem ama, sorarsanız mahrem taraflarını da anlatırdı. Fethi Bey’in lisanı onu tanıdığım seneler boyunca değişti. Daha mustalah bir Osmanlıca’yla konuşmaya başladı. Pek çok kişinin anlamakta güçlük çekeceği üçlü terkiplerle konuşmaya başladı. Aralarında Ercüment Berker’in de bulunduğu bazı arkadaşlar bunu yadırgadılar. Mesela “ekmek” demez, “nân-ı aziz” derdi. Mesela “su” demez, su demenin adeta günah olacağını tonlayarak “mâ-i leziz” derdi. Fethi Gemuhluoğlu’yla politikadan ve politikacılardan konuştuğunuzu söylediniz... Öztuna: Politikacılar hakkında söylediklerinden fazla bir şey söylemek istemiyorum. İnsanları olduğundan iyi görmek gibi bir temayülünü sezmiştim. Herkesi severdi. Tasavvuf anlayışına göre herkes değerlidir, yoksa Cenab-ı Hakk onları halk etmezdi. Bazı politikacıların Fethi Bey’i üzdüğü kanaatimde olduğumu söylemeliyim. Üçlü terkiblerle konuştuğunu söylemiştim, bunları çok tabii olarak telaffuz ederdi, şunu ifade etmeliyim ki, bunları doğru olarak telaffuz ederek konuşmak çok zordur. Anlattıklarını ince bir zarafet içinde anlatırdı, tenkidleri de böyle olurdu, muhatabını incitmek için kat’iyyen konuşmazdı. İyi bir dinleyici olduğunu da söylemeliyim. Kendisinden hiç bahsetmezdi. Gösteriş tarafı zaten yoktu. Başkalarından dinlediğime göre pek çok genci yetiştirmiş, onları iyi yollara sevketmiştir. İyilik timsali Türkpetrol Vakfı’nda bihakkın vazife ifa etmiştir ve o vakıf kimsenin malı değil, Fethi Gemuhluoğlu’nun eseridir. İyilik etmeyi severdi. Ben kendisinden hiç bir şey istemediğim halde, aklımdan dahi geçirmediğim halde o sırf beni tetkik edip beğendiğinden dolayı iki defa iyilik etmek istedi. O iyiliklerin ikisi de akim kaldı. Birincisi Aydın Bolak nezdinde oldu bu teşebbüslerin, ikincisi bir kaç sene sonra Kemal Ilıcak nezdinde. Tafsilatını vermiyorum. Çok üzüldü, ben ise üzülmemiştim, çünkü benim haricimde olmuştu. Kimseye sormadan, gözüne kestirdiği adama iyilik yapmak isteyen bir zât olduğu anlaşılıyor. Onu kaydetmem lazım. Böyle gıyabında davranılması her insanın hayatında sıkça rastlanan bir hadise değildir. ‘Gerçek Olan Aşk’ Selman Gemuhluoğlu’nun hazırlayıp Şefik Memiş’in yayımladığı “Gerçek Olan Aşktır” isimli kitapta, Fethi Gemuhluoğlu’nu yakından tanıyan şairlerin ona ithaf ettikleri ve imzaladıkları şiirler, onunla ilgili yazdıkları bazı yazılar ve imzalı kitap notlarından örnekler yer alıyor. Nihal Atsız, Nabi Avcı, Arif Ay, Yavuz Bülent Bakiler, Asaf Halet Çelebi, Gökhan Evliyaoğlu, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Nureddin Özdemir, Neyzen Tevfik, Mürsel Sönmez, Hilmi Yavuz, Cahit Zarifoğlu, Mahir İz, Sait Maden, Mustafa Miyasoğlu, Alaeddin Özdenören gibi daha birçok değerli isimlerin şiirleri, notları, yazıları bulunuyor. (0 212 216 51 44)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT