BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fatih’in topları nerede döküldü?

Fatih’in topları nerede döküldü?

Burnumuzun dibinden dahi haberimiz yok! Şöyle bir Karadeniz gezisi yapalım isteğiyle yola koyulduğumda ben de habersizdim. Hedefte Kıyıköy ve İğneada vardı.



Burnumuzun dibinden dahi haberimiz yok! Şöyle bir Karadeniz gezisi yapalım isteğiyle yola koyulduğumda ben de habersizdim. Hedefte Kıyıköy ve İğneada vardı. İstanbul‘dan sonra orman başlıyor. Yüzlerce kilometre gidiyorsun ve her yer yemyeşil meşe ormanı. Istranca ormanlarının ciğerlere doldurduğu temiz hava ile hafifleyiveriyorsun birdenbire. Ormandan başka bir şey yok! Nasıl hafiflemezsin? Orman olur da su olmaz mı? Her yer su; şırıl şırıl akıyor. Ağaç ve suyun serinlettiği o muhteşem manzarada yol almanın keyfini yaşadık doyasıya. Derken Demirköy. Demirköy bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılmasında aktif rol oynayan bir bölgenin ismiymiş de haberimiz yokmuş! Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul‘un fethinde kullandığı toplar buradaki dökümhanede dökülmüş halbuki. İlçenin ismi de bu münasebetle “Demirköy” olmuş zaten. Kasabanın hemen yanındaki “Demirköy Tophane-i Amiriye İşletmeleri” 15’inci yüzyıl ortalarından 19’uncu yüzyıl sonuna kadar aktif kalmış ve çevredeki demir cevherini işlemiş. 10 bin metrekarelik alan üzerine kurulan dökümhanede şimdi Mimar Sinan Üniversitesi kazı yapıyor. Gerçekten enteresan bir yer, insanı alıp 560 sene öncesine götürüyor. Gidip görmek lazım. Dupnisa Mağarası var bir de Demirköy‘e bağlı Sarpdere Köyü yakınlarında. Ki, ondan bahsetmeden olmaz. Dupnisa “Kuru”, “Sulu” ve “Kız” mağarası olmak üzere üç bölümden meydana geliyor ve tamamı 2 bin 700 metre uzunluğunda. Ormandan girişi “Kız” mağarası. Orta bölüm “Kuru”, nihayeti ise “Sulu” mağara. Dupnisa‘da yaşayan?60?bin yarasanın hayatını sürdürmesi?için “kız mağarası” turizme kapalı. “Sulu Mağara” kireç taşının neden olduğu sarkıt ve dikitlerle?dolu.?Bir başka özelliği ise serinliği.?Dışarısı?30?derece iken mağaranın içi 10 derece.?Titretiyor insanı! Konu Istranca olur da gidip görülecek yer sayısı artmaz mı? Artıyor tabii. Deniz var her şeyden önce. Yeşilden çıkıp maviye giriyorsunuz birdenbire. Kıyıköy mesela. Denize ok gibi giren bir burnun üzerinde kurulmuş köy. Nostaljik bir balıkçı köyü ve şirin mi şirin. Deniz, orman ve dere. Bu üçlünün buluştuğu yer şirin olmasın da ne olsun? Otel ve pansiyonları da var. Büyük bir balıkçı barınağına sahip olan Kıyıköy‘de kayık ya da tekne kiralayıp denize açılmanız da mümkün. İğneada bölgesi de harika. Karadeniz‘in incisi. İğneada olsun, Limanköy olsun tam bir tatil beldesi. İğneada‘da turizmin altyapısı kurulmuş ve gelen ziyaretçiyi memnun edecek her şey var. İğneada‘nın denizi de harika. Karadeniz‘in o hırçınlığı burada yok bir kere. Muazzam bir koy ve rüzgâra açık değil. Dolayısıyla güvenli. Kırklareli Valisi Mustafa Yaman ve Belediye Başkanı Cavit Çağlayan el ele verip kentin tarihi ve tabii güzelliklerini turizmin hizmetine sokmak?için?gece?gündüz çalışıyorlar. Beş seneye kalmaz, Kırklareli bölgesi turizmin merkezi olup çıkar. Neden olmasın ki? Tarih var. Deniz var. Orman?var.?Orman deyince Avrupa’nın en büyük longoz ormanlarının?İğneada civarında olduğunu da hatırlatmam lazım. Hasılıkelam?Karadeniz?muhteşem. Yolları?da?genişletiliyor. Daha ne olsun?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98631
    % 2.04
  • 5.7873
    % -2.43
  • 6.7061
    % -2.24
  • 7.6147
    % -1.16
  • 228.344
    % -0.72
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT