BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kızılcık sopası

Kızılcık sopası

Darbelerden hesap sorulmasına, anladığımız kadarıyla kimsenin bir itirazı yok... İtiraz, yargılanmanın şeklinedir...



Darbelerden hesap sorulmasına, anladığımız kadarıyla kimsenin bir itirazı yok... İtiraz, yargılanmanın şeklinedir... Adil bir yargılanmanın olmadığına dair yaygın kanaatleredir... Buna şike davası da dahildir... Dava sürecinde tutuklanmalar ardı ardına başlarken, hemen herkes bu işin sonucunda varılacak bir yerin olmadığını belirtiyordu... Nitekim öyle de oldu... Aziz Yıldırım'dan başka kimse kalmadı içeride... Haliyle Aziz Yıldırım da haklı olarak diyor ki; - Şikeyi ben tek başına mı yaptım! Çünkü içeride futbolcu kalmadı... Düğüm noktası burası işte... Adalet, haklı konumunda iken haksız duruma düşmüşse bunun sorumluları da uygulamayı yanlış stratejiler üzerine kuranlardır... Çünkü; sonuçta adalete olan güven duygusu zedelenmektedir... Yoksa herkes 'temiz futbol' istiyor... * Ve yine kimsenin Özel Yetkili Mahkemelere bir itirazı yok... İtiraz, bu mahkemelerin yöntemlerinedir... 87 yaşında ve hasta olan bir generalin tutuklanmasınadır, itiraz... Savcı, darbe dosyasını açar, elindeki belgeler ışığında kimin suçlu olduğuna kanaat getirmişse ifade vermeye çağırır... İfadelerini aldıktan sonra iddianamesini hazırlar ve delilleriyle birlikte mahkemeye sunar... Mahkeme heyeti davayı görmeye başlar... Artık hakimin takdiri ve vicdanına kalmıştır... Mahkeme sonucunda hakim kararını açıklayınca, suçlu olanlar cezasını çekmek üzere cezaevinin yolunu tutar, suçsuzlar ise evlerine geri döner... Ama bir sabah erkenden herkesi apar topar tutukla ve cezaevine gönder, sonra ucu açık ve ne zaman biteceği belli olmayan bir dava sürecinin başlamasıyla yargı zedelenmektedir... Ve adil yargılanmaya gölge düşmektedir... İtirazlar ise bu noktada başlıyor... * Dört yıl içeride yatan insanlar davanın sonucunda beraat ettiklerinde ne olacak? 'Adalet yerini buldu' sözünü kaç kişi söyleyecek? Eğer, bu sözü söyleyecek insan sayısı her geçen gün azalıyorsa ve azalacaksa ortada büyük bir problem duruyor demektir... Bunun en güzel örneğini Orgeneral Hilmi Özkök, Genelkurmay Başkanı iken uyguladı... Nitekim, kimsenin de bir itirazı olmadı... Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil'e askerî savcılık dava açtı ve hakim suçlu buldu, cezasını da verdi... Rütbesini er statüsüne indirdi ve kılıcını geri aldı... Kimin itirazı oldu? Hiç kimsenin! O halde, doğru yol dururken, patika yollara 'keçi inadı' gibi girmenin bir manası var mı? Hukuk, suçlu ile suçsuzu ayırt etmekle sorumludur... Hukuk, fil'in züccaciye dükkanına girdiği gibi girme lüksüne sahip değildir... Hukuk, hesaplaşmaların buluşma adresi hiç değildir... Yoksa bu hesaplaşma kıyamete kadar sürüp gider... Hukuk, asla kızılcık sopası değildir...
Reklamı Geç
KAPAT