BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şok

Şok

Bir sporcuda birçok hastalık ve kaza sonrası şok ortaya çıkabilir. Şok en çok kanamalara bağlı olarak gelişir. Kalp ve akciğerle ilgili sorunlarda şok daha seyrektir.



Bir sporcuda birçok hastalık ve kaza sonrası şok ortaya çıkabilir. Şok en çok kanamalara bağlı olarak gelişir. Kalp ve akciğerle ilgili sorunlarda şok daha seyrektir. Şok, dokulara yetersiz kan gitmesine bağlı yetersiz oksijen alınması diye tarif edilir. Şok, birçok hastalıkta veya durumda ortaya çıkabilir ama en sık rastlanan kanamaya bağlı gelişen hipovolemik şok tipidir. Hipovolemik şokta vücutta dolaşan kan miktarı azalmıştır. Dolaşan kan miktarı azalınca kanla taşınan oksijen de azalır. Yani dokulara yeterli oksijen taşınamaz. Dokuların oksijen alış-verişinde bozukluk olduğu için şokta sadece kan basıncı ile değerlendirme yapılmamalıdır. Hastanın tansiyonu ölçüldüğünde kan basıncı normal sınırlarda olsa da şok gelişebilir. Bu bir paradoks gibi görünebilir. Yani kişinin kan basıncı kanı normale yakın ve tüm vücutta dolaştırıyor gibi görünür. Aslında bu durum çevresel küçük damarlarda büzüşme ve kapanmalar sayesinde oluşur. Dolayısı ile şokta kan basıncı ve nabız sayısının yanı sıra dokulara yeterli kan gidip gitmediği önemlidir. Dokulara yeterli kan gitmedigi zaman vücuttaki kimyasal reseptörler uyarı alır. Kan basıncına duyarlı bu reseptörler bu durumu henüz kan basıncı düşmeden fark ederler. Durumu düzeltmek için katekolamin denilen maddeleri salgılarlar. Reseptörlerin etkisi ile sempatik sinir sistemi adenalin ve noradrenalin adlı katekolaminleri kan dolaşımına boşaltırlar. Katekolaminler de kalbin hızını arttırırlar ve çevresel damarların büzülmesini sağlarlar. Bu yüzden kanın vücutta dolaştığı alan değişir. Vücut az kan olduğu için kendini koruma mekanizması olarak kanın dolaştığı alanı küçültmüş olur. Şok devam ederken kalbin attığı kan miktarı ve sistolik kan basıncı azaldıkça kan deriden ve kaslardan çekilmeye başlar. Bu durum azalan kanı kompanse (telafi) etmek içindir. Sistolik kan basıncında düşme belirgin olurken damarlar iyice büzüşmüş dolayısı ile çevresel direnç artmış ve kan dolaşımı farklı yönlendirilmiş olur. Şok ilerledikçe dokularda hücresel seviyede oksijen alımı giderek bozulur. Kan bu dokulara ulaşamadığı için oluşan atık maddeler de buradan uzaklaştırılamaz. Hücrelerde ve tüm dokuda metabolizma artıkları, zararlı maddeler birikir. Bu birikme ile dokuda asit miktarı artar. Bu zararlı maddelerin artısı ile asit ortamın oluşması ise damarların duvarlarını bozar, damarlardan dışarı sıvı kaçmaya başlar. Dolaşımdaki sıvı daha da azalacağı için hasta daha kötüye gitmeye başlar. Şok daha da kötüye doğru giderken kompansasyon mekanizmaları da bozulur. Dokuda asit ortam arttıkça çevresel damarlar giderek gevşer ve damarlardan dışarı daha çok sıvı sızar. Kalbin pompalayacağı kan miktarı da giderek azalır. Çevreye daha az kan, daha az oksijen gider. Artık hayati organlar da kan alamaz hale gelince ölüm olur. Dolayısı ile şok durumlarında en önemli tedavi yeterli sıvının vücuda verilmesidir. Kalbin pompaladığı kan çok azalip dokuların asitlenmesine izin verilmemelidir. Her zaman hastanın damar yolunun açık olması ve kan hacmini koruyucu yeterli sıvının verilmesine derhal başlanması gerekir. Haftaya: Şok bulguları ve tedavi
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT