BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > "Dil" yarası

"Dil" yarası

Türkçeyi en kötü kullananların başında siyasetçilerimiz geliyor. Aynı anlama gelen kelimeleri farklıymış gibi söyleme hastalığına tutulmuşlar âdeta. (Telaffuz konusuna hiç girmiyoruz o zaten bir facia!)



Türkçeyi en kötü kullananların başında siyasetçilerimiz geliyor. Aynı anlama gelen kelimeleri farklıymış gibi söyleme hastalığına tutulmuşlar âdeta. (Telaffuz konusuna hiç girmiyoruz o zaten bir facia!) Geçenlerde bir liderimiz grup konuşmasının sonunda teşekkür ederken "ilgi ve alakanıza" kelimesini farklıymış gibi kullandı. En fazla yapılan yanlışlıklardan biri de şeref, haysiyet ve onur kelimelerinin bir arada kullanılması. (Buna en güzel örnek, Anayasa Uzlaşma Komisyonunun çalışmaları. Temel ilkelerle ilgili düzenleme içinde "insan onur ve haysiyeti" diye bir bölüm varmış.) Bu tür yanlış kullanımlara çok örnekler verebiliriz; "İmkân-olanak", "nüans-fark", "kötü-şer", "manzara-tablo", "güz-sonbahar-hazan", "müsamaha-tolerans-hoşgörü"... Öyle örnekler de var ki, bunları bir tarafa koymak çok zor. Mesela Sayın Kılıçdaroğlu'nun işsiz öğretmenleri kabulü sırasında "arz ederim" diyen sunucuya "davet ederim" kelimesini kullanmasını önermesi gibi. Oysa arz etmenin karşılığı "davet etmek" değil. Peki böyle bir yargıya nereden vardı Kılıçdaroğlu onu kestirmek de mümkün değil. Hülasa (öz-özet), yine de biz olaya (vakaya) iyi niyetle yaklaşalım. Neticede (sonuç) aynı gemide (vapur) yaşayan (hayatını idame ettiren) insanlarız. Birbirimizde kusur (hata) ararsak ahengimiz (düzenimiz) bozulur. Sözlerimizi (cümlemizi) bu durumu en güzel ifade eden Hazreti Mevlânâ'nın şu mısralarıyla tamamlayalım: "Yüz'de ısrar etme, "Doksan" da olur/İnsan dediğinde, "Noksan" da olur/Sakın büyüklenme, "Elde" neler var/Bir ben varım deme, "Yoksan" da olur/Hatasız dost arayan, "Dosttan" da olur.." "Dandik" muhabbet Gökhan Çetinsaya YÖK Başkanı olduktan sonra Ankara-İstanbul arasında mekik dokumaktan bitap düşmüştü. Nihayet 6 aylık yoğun bir trafiğin ardından Ankara'ya taşınmaya karar verdi. Çetinsaya gerekçesini de ayaküstü sohbetimizde açıkladı: Eşim öğretmendi, çocukların karnesini verdi. Bir işi kalmadı. Çocuklarım da öğrenciydi okulları kapandı. Onların da bir bağı kalmadı. Bizim için haziran ayı önemli bir aydı, o da geldi. Bundan sonra ailece Ankara'dayız... Tabii Çetinsaya'nın yoğun trafiği Ankara-İstanbul arasında sınırlı değil. Göreve geldiği günden bu yana il il dolaşarak üniversite rektörleriyle toplantılar yapıyor. Rektörlere, "Siz gelmeyin. Ben geliyorum" diyerek 165 üniversitenin ayağına gitmiş. Darbe şartlarında hazırlanan otoriter YÖK kanununun, günün gelişen demokratik şartlara uygun hale getirilmesi konusunda ilgili çevrelerle sürekli temas halinde. Yurt dışında düzenlenen seminer ve sempozyumlara katılıyor. Dünya standartlarını yakalama peşinde. YÖK Başkanı Çetinsaya'nın yaptığı basın toplantısında TV-8 Ankara Temsilcisi Erkan Tan'la arasında geçen diyaloğu anlatmadan da geçemeyeceğiz. Tan, İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunu olduğunu hatırlatarak; "Dandik bir bölüm. Hiçbir işe yaramıyor. Bitirenler iş bulamıyor. Ben ise Allah'ın lütfu iş bulabildim" diye dert yanınca Çetinsaya'dan cevap geldi: "Eyvah eyvah benim hocalık yaptığım bölüm. Demek dandik! Haksızlık etmiyor musun?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT