BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Eyvah! Çocuğum mükemmeliyetçi

Eyvah! Çocuğum mükemmeliyetçi

Ödevlerini düzgün şekilde yapan ve derslerinde başarılı olan çocuklar birçok anne-baba için büyük övünç kaynağıdır. Fakat bazı çocuklar ödevlerini her zaman kusursuz yapmaya çalışır ve hayatındaki her şeyin mükemmel olmasını ister. Bu durum, zamanla kişinin hayatını zora sokan bir hastalığa dönüşebilir.



DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... SORULARINIZ İÇİN... faruk.levent@marmara.edu.tr 0 212 639 68 81 İlköğretim üçüncü sınıfa geçen 9 yaşında bir kızımız var. Kızımızın dersleri çok iyi, sene sonu karne notlarının hepsi 5 geldi. Buna rağmen kızımız okuldaki performansını yeterli bulmuyor. Ödevlerini büyük bir titizlikle yapan bir çocuk. Ancak yaptığı her ödevin kusursuz olmasını istiyor ve bunun için ödev yaparken sürekli düzeltmeler yapar. Mesela bir harf hatası sebebiyle hazırladığı dönem ödevinin yeniden çıktısını alır. İlk zamanlar bizi memnun eden bu durum artık endişe verici bir hâl aldı. Bize ne yapmamızı tavsiye edersiniz? (İstanbul’dan bir okurumuz) Saygıdeğer okuyucumuz, mailinizde bahsettiğiniz özelliklere göre kızınızın mükemmeliyetçi bir çocuk olduğu anlaşılıyor. Mükemmeliyetçilik, en basit tanımıyla kusursuza ulaşmaya çalışmak, hiç hata yapmamayı arzulamaktır. Aslında bu bir kişilik tipidir ve bu kişilik tipi, akademik anlamda başarılı olmayı sağlarken psikolojik olarak bazı sıkıntıların yaşanmasına yol açabilir. Mükemmeliyetçi olan kişiler, çevresi tarafından genelde takdir edilir ve başkalarına örnek gösterilir. Ayrıca baskıcı ve koruyucu yaklaşımı olan ailelerde çocuk, eleştirilmemek için mükemmeliyetçi bir kişilik yapısı geliştirebilir. Bu tarz anne-baba tutumları nedeniyle çocuk, her zaman mükemmel işler yapmak zorunda olduğuna inanır. Eğer kusursuz işler yapmazsa çevresi tarafından sevilmeyeceğini ve beğenilmeyeceğini düşünür. Bu tarz düşünceleri bazen yapmaları gereken şeyden vazgeçmelerine, bazen de aşırı onay beklentisi içine girmelerine neden olabilir. TAKINTILI OLURLAR Mükemmeliyetçiler çok aşırı bir çaba harcasalar da bir iş mükemmel yapılmışsa ancak o işten zevk alabilirler. Bu özellikteki insanlar, bardağın dolu olan kısmı yerine boş olan kısmını görmeye eğilimlidir. Sürekli kendilerini eleştirirler ve kendilerine çok yüksek, ulaşılması zor hedefler koyarlar. Bu hedeflere ulaşsalar da bunu tam bir başarı olarak görmezler. Mükemmeliyetçi çocuklar, akranlarına göre daha ciddi olur ve okul ödevlerini, hobilerini gereğinden fazla ciddiye alırlar. Hatta ödev yapma konusunda takıntı sahibi olurlar; ödevlerini tekrar tekrar düzenlerler, çalışmalarını daha iyi yapmaya çalışırlar ama hiçbir zaman sonuçtan memnun olmazlar. Mesela bu öğrenciler bir matematik dönem ödevi için haftalarca hazırlık yapar, ödevi eksiksiz olmasına rağmen bunun hiçbir zaman tam olarak hazır olduğunu düşünmezler. NELER YAPABİLİRSİNİZ? Peki, çocuğunuzun mükemmeliyetçi yapısının bir problem olup olmadığına nasıl karar vereceksiniz? Bu sorunun cevabı, kişinin sahip olduğu bu özelliğinin gündelik hayatını olumsuz etkileyip etkilememesine göre verilebilir. Başka bir ifadeyle her şeyin mükemmel olmasını isteme arzusu, kişinin hayatında önemli zorluklar yaşamasına neden oluyorsa o kişinin profesyonel bir yardım alması gerektiği söylenebilir. Buraya kadar yazdıklarımızı özetleyecek olursak mükemmeliyetçilik, doğuştan sahip olunan bir özellik değildir. Çocuklar böyle olmayı çevrelerinden -özellikle de anne-babalarından- görür ve öğrenirler. Sonuç olarak kızınıza yardım etmek adına en doğru yaklaşım, çocuğunuzun yaptığı işlerde sonuca değil, sürece yönelik övgülerde bulunmanızdır. Yani bir işi yaparken ne kadar çaba sarf ettiği ve ne kadar eğlendiği üzerinde durarak, sonucun değil sürecin önemini anlatmalısınız. Özellikle oyun oynarken kimin kazandığını değil, ne kadar iyi vakit geçirdiğinizi vurgulayabilirsiniz. Bunun dışında kızınızı rekabetin olmadığı ya da daha az olduğu ortamlara girmesi için teşvik edin. Ayrıca okullar açıldığında konuyu mutlaka sınıf öğretmeniyle paylaşın ve birlikte neler yapabileceğinizi konuşun. Sınıf öğretmeniyle işbirliği yapmadan bu problemi çözebilmeniz mümkün değildir. TWİTTER’DA BU HAFTA NE KONUŞULDU Anne Terliği >> TURAN Ne roketler, ne füzeler, ne makineli tüfekler... Bugüne kadar hiçbir silah anne terliği gibi %100 isabet oranı yakalayamadı. >> Öfkeli Kalabalık Anne Terliği: Satışı-alışı yasal olan, ayağa giyilen, ev eşyası görünümlü olduğu için ayrıca ruhsat gerektirmeyen, kullanımı kolay silah. >> Hooligan1907 Tek terlik atışıyla üç çocuğunu da vurabilen anneye “Bordo Eşarplı Anne” denir. >> Mutlu Yeşiltepe O kadar çok anne terliği yedim ki zamanla göğsümde yumuşatıp ensede bekletmeyi falan öğrendim. >> Yuşa Irmak Anne terliği fizik kurallarına meydan okur. İğnenin deliğinden geçer yine bulur seni... Çünkü onu fırlatan elin ciğerini yakmışsındır! PENCERELER Ahmet Rasim Akdağ ahmetrasim.akdag@ihlaskoleji.com HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ 3 ŞEY: ÜLKELER >> Türkler, zamanlarını yemek yemekle geçiren ülkeler sıralamasında birinci sırada! Türk insanı, gününün 162 dakikasını yeme içmeyle geçiriyor. >> Birleşik Arap Emirlikleri’nde her 100 vatandaşın 176.5 cep telefonu var. >> Kanada’da her 100 insana 94.3 bilgisayar düşüyor. KARMA SÖZLÜK 1 lirayla yapılabilecekler >> Yarım ekmek tavuk döner yiyebilirsiniz. Kuledibi’ne inen yokuşta satılıyo... (epikuryen) >> Futbol maçlarında top kale seçimi yaptırtır. (enfazla40harflibirnickbulmaknekdarzormus) >> BİM’den bir sürü şey alıp alışverişin getirdiği rahatlama ve kafa dağıtma opsiyonunu etkin kullanmış olursun. (zimniirade) >> Bimcell’le 6 saniyeyi geçmeyecek şekilde 100 adet konuşma yapılabilir. >> Bakkala gidip -Amca buna ne olur, diyebilirsiniz. (kız değil çekirge afeti) Yapılmış en unutulmaz dalgınlıklar >> Düğünden bir gece önce, tıraş olmadığını fark etmek, berber aramak, berberin caddeye doğru olan camını kapı sanmak, dümdüz girip alnı patlatmak, düğün ve balayı boyunca alnında 6 adet dikişle dolaşmak... (electronmaniac) >> Saklambaç oynarken hapşıran ebeye çok yaşa diyerek tüm benliğini ifşa etmek. (aberforth x) >> Fabrikanın acil çıkış kapısından sigara içmek üzere dışarı çıkmak. Dahası kapının yanındaki alarm düğmesini kapıyı açıyor zannedip kapıyı açmadan önce o düğmeye basmak. (holder thriller kisser killer) >> Ofiste karşı masada oturan arkadaşa bir link göndermek için, kendi pcimde ctrl+c yapıp, sonra kalkıp karşı masaya geçip, arkadaşın pcsinde ctrl+v yapmam bugüne kadarki en top olandı. (lapetite) BASMAKALIPÇI Öğretmenlerin basmakalıp sözleri >> Defteri kitabı unutmuşsun bi’ gün de kendini unut gel okula. >> Şu andan itibaren herkes birbirine küs. >> Neye gülüyorsunuz siz orada? Çok komikse anlatın da biz de gülelim. >> Annen mi çalışacak evde defterinle? >> Konuşmak isteyen dışarı çıksın kapı açık. TWEETÇİ Prof Dr Haydar Ling “Bana siz yerine sen diyebilirsin” cümlesini İngilizceye “You can call me you instead of you” olarak çevirip Oxford’u kısır döngüye sokucam! kimsemkimim Size çok güzel bir şey söyleyeyim mi? Bu havalarda gelen doğalgaz faturası. :) ege bamyası Otobüslerde bilet satışı kaldırılmayacaktı. İnsanlar pazar yerine döndürdü otobüsü. Akbil karşılığı 4 köy yumurtası veren gördüm bu sabah. Coco jambo Bu göktaşını yan nasadan gönderdiler. Mal Tweetler “Gemileri karadan yürütün” (FSM - 1453) “Arabaları denizden yürütün, bakım var” (FSM - 2012) Hoffmann Altın fiyatları düşmeden golden köpeğimi sattım. Acımasız Buzdolabından aldığın soğuk suyu önce enseye, sonra alna, en son da yanaklara değdirdikten sonra içme sezonu açılmıştır. İhlas Koleji’nden mektup Hami KOÇ hami.koc@tg.com.tr Kırk dakika deyip geçmeyin! Öğrenci kayıtlarının haziranda yenilenmiş olması gerekiyor. Bazı veliler bu mecburiyetin sadece maddi sebeplerden uygulandığını düşünüyorlar. Hâlbuki haziranda bütün kayıtların yenilenmesi; okul yönetiminin ve öğretmenlerin, bir sonraki öğretim yılına çok daha verimli bir şekilde hazırlanmasına imkân sağlıyor. Yani bir sonraki seneyle ilgili tüm resmî kayıt işlemlerini bitiren okul yönetimleri, sadece eğitime odaklanabiliyor. Öğrencilere kırkar dakikalık dilimler hâlinde sunulan eğitim faaliyetleri ciddi bir planlamaya ihtiyaç duyar. Sinemada 90 dakikada seyrettiğiniz bir filmi düşünün. Filmin gösterime hazır hâle gelmeden önce ne tür safhalardan geçtiğini bir hayal edin. Önce bir senaryo çalışması yapılır. Daha sonra bu senaryoya uygun oyuncular bulunur. Kostümler ve mekânlar da belirlendikten sonra bu süreci en iyi şekilde yönetecek bilgi ve birikime sahip bir yönetmen bulunur. Ve çekim başlar. Film ekibi ne kadar uyum içinde çalışırsa ortaya çıkan eser de o derece kaliteli olur. Dersler de çok farklı değildir aslında. Yıllık planlar bir anlamda öğretmenlerin senaryo çalışmasıdır. Plan yapmadan öğrencilerin karşısına çıkan bir öğretmen, elinde senaryosu olmadan kamera karşısına geçen bir aktöre benzer. Sinemada o gün için çekimi iptal ederek belki ihmali telafi edebilirsiniz ama sınıfta canlı yayın vardır. Canlı yayında yapılan hataların telafisi çok güç olur. En tecrübeli aktörler bile rollerini ezberlemeden kamera karşısına çıkmazken öğretmenlerin tecrübelerini bahane ederek plansız derse girmeleri kabul edilebilir bir şey değildir. Çünkü eğitim süreci, yapısı itibariyle spontane gelişemez. Kabiliyeti olan öğretmenler belki anlık olarak senaryoya katkı yapabilirler ancak bu değişiklikler olay örgüsünü etkilemez. Okul yönetiminin görevi de senaryodaki rollere iyi çalışarak bu rolün hakkını verecek en iyi oyuncuları seçmektir. Komedi filmlerinde çok başarılı olan bir aktörü, korku filminde oynatmak hüsranla sonuçlanabilir. Ve burada yaşanan başarısızlık oyuncunun değil doğru kişiyi seçemeyen yönetmenindir. Eğlence sektöründe bile bu kadar önemli olan planlama faaliyetlerinin, eğitim sürecindeki önemini artık siz düşünün. Bir de hizmet içi eğitim faaliyetleri var tabi. Eğitim programlarının yaşayan bir organizma olduğunu düşünürsek sürekli kendini yenilemeyen öğretmenler ve kurumlar geride kalmaya mahkûmdur. Hizmet içi eğitim faaliyetleri için en uygun zamanlar da öğrencilerin tatilde olduğu zamanlardır. Havaalanlarında yürüyen yollar vardır. Kimileri normal yoldan yürüyerek giderler. Kimileri yürüyen yolu tercih ederek sabit dururlar. Kimileri de yürüyen yolun üzerinde adım atmaya devam ederler. Öğretmenler yürüyen yolun üzerinde koşmak zorundadır. Çünkü büyük Türkiye hayalini artık bir sonraki nesle bırakma lüksümüz yok. Bu vesileyle bu hafta sonu üniversite sınavına girecek öğrencilerimize ve bütün adaylara başarılar diliyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT