BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnkâr eden mahrum kalır

İnkâr eden mahrum kalır

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyüklerimizden Allahü teâlâ razı olsun, İslamiyet’i bize hazır lokma gibi verdiler. Doğru iman sahibi olmak çok zordur. Bu büyükler, (Ehl-i sünnet itikadı çok kıymetli bir pırlantadır. Allahü teâlâ bu pırlantayı çöplüğe koymaz) buyuruyor.



Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Büyüklerimizden Allahü teâlâ razı olsun, İslamiyet’i bize hazır lokma gibi verdiler. Doğru iman sahibi olmak çok zordur. Bu büyükler, (Ehl-i sünnet itikadı çok kıymetli bir pırlantadır. Allahü teâlâ bu pırlantayı çöplüğe koymaz) buyuruyor. Yani bir müminin kalbi buna müsait değilse, ona iman nasip olmaz. Çünkü iman, âhiretin sigortasıdır. Eğer imanımız varsa, ölürken, kabirde ve mahşerde bazı sıkıntılar olsa bile, eninde sonunda Cennete girilir. Dolayısıyla ne yapıp edip, bu imanı korumaya çalışmalıyız. Büyüklerimiz, (Allahü teâlâ, bir kuluna iman verdiyse ona her şeyi vermiş, iman vermediyse ona hiçbir şey vermemiştir) buyuruyor. Nereye gidilirse gidilsin, gök mavidir. Eğer insanın kalbi bir yere yani İmam-ı Rabbani hazretleri gibi bir büyüğe bağlıysa, isterse Afrika’nın ortasında, çölde olsun, yine feyz alır. Çünkü güneşin bir yeri aydınlatıp başka bir yeri aydınlatmaması gibi bir ihtimal yoktur. Kabı açık olan, inanan ve seven, her zaman, her yerde her iyiliğe kavuşur. Yeter ki inkâr etmesin! Büyükler buna şöyle bir örnek veriyorlar: Başörtülü ihtiyar bir nine ve yanında da açık gezen torunu var. Biri torununa, (Sen bu hâlinle Allahü teâlânın emirlerine isyan ediyorsun. Bu yaptığının günah olduğuna inanıyor musun?) diye sorsa, o da, (Evet, yanlış yapıyorum. Allah beni affetsin! İnşallah bir gün ben de Rabbimin emirlerine uygun yaşarım) derse, bu sözü onun imanlı olduğunu gösterir. Aynı kişi, nineye de, (Nine, bu ne vaziyet? Bak sen ne güzel tesettürlüsün, senin torunun açık geziyor) dese, nine de, (Ah evlat, biz gençliğin kıymetini bilemedik, hayatımızı yaşayamadık, torunum yaşasın, bu zamanda böyle yapması gerekir) dese imanı gider! Açık gezen torun günahkâr olur, kapalı nine kâfir olur! İnsan büyük günah işlemekle küfre girmez. Ama küçük bir günahı, bir sünneti, hattâ müstehabı bile inkâr etse, (Bu zamanda böyle şey olmaz) dese kâfir olur. İslamiyet bir bütündür parçalanmaz. Netice şudur ki, suçunu kabul etmek suçsuzluğa, affa götürür. Suçunu kabul etmemek küfre düşürür. Bu iş kıldan incedir, çok tehlikelidir. Onun için, her zaman, her yerde, her ne olursa olsun insan kendini suçlu bilmeli ki, kurtulabilsin! Ama suçunu kabul etmezse, kendi hastalığını itiraf etmezse, ilaç da almazsa tedavi olamaz. Tel: 0 212 - 454 38 20 www.dinimizislam.com - www.mehmetalidemirbas.com
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT