BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bardağın dolu tarafını görmeyen insanlar

Bardağın dolu tarafını görmeyen insanlar

Bizim Artvin’de de bazı insanlarımız vardır ki, yeni Sağlık Müdürlüğü binasını, Mersivan Kayak Merkezi’ni, 500 kapasiteli yurdu, Ata Tepedeki hizmetleri görmezler...



Bakmak var, görmek var diye güzel bir sözümüz vardır. İnsanlar bakarlar, fakat bazı gerçekleri, ideolojilerinden dolayı görmezler veya görmek istemezler. Fakat onların görmemeleri, baktıkları nesnenin veya objenin olmadığı anlamını taşımaz. Bizim Artvin’de de bazı insanlarımız vardır ki, onlar yapılanları görmezler. Son 10 yılda yapılan hizmetlerden; Artvin devlet hastanesini, Artvin’e ve Hopa’ya yakışır Adliye Saraylarını, İskebe’de yapılan Polisevini, Fen Lisesi’ni, Artvin Çoruh Üniversitesi’ni, Hopa Tüneli’ni, Sahil Yolu’nu, Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezi’ni, Spor salonlarını, TOKİ’nin yaptırdığı konutları, Afet konutlarını, Borçka ve Muratlı Barajları’nı, Viyadükleri, tünelleri yeni yol ağlarını, Batum Havaalanı’nı görmezler... İlçelerimize kurulan Yüksekokulları, asfalt plentini, sevgi evlerini, kapalı spor salonlarını görmezler... Sağlanan iş imkânlarını, Türkcell Çağrı Merkezi’ni, Yeni Sağlık Müdürlüğü binasını, Mersivan Kayak Merkezi’ni, 500 kapasiteli yurdu, Ata Tepedeki hizmetleri, İsmet Acar Kültür Merkezi’ni görmezler... Kısacası; Artvin’e bu hizmetleri getiren siyasilerin ve bürokratların gayret ve çabalarını görmezler... Daha saymakla bitiremediğimiz birçok yatırımı görmezler. Olsun varsın görmesinler ama görenler görüyor. Bu Güzel yatırımlar, sadece bir zümreye yapılan yatırımlar değil, bütün insanlarımız için yapılan yatırımlardır. Bakan gözlerle, gördüklerini iyi anlayanlardan olalım. Anlamak ve görmek için bakalım. Yüksel Kantar Terör mağdurlarına kim baksın? Sayın Bakan Fatma Şahin’in dikkatine; Bir taşeron şirkette temizlik görevlisi olarak çalışıyordum. Unkapanı’ndaki Sosyal Güvenlik Kurumu’nda bu görevi ifa ederken, çöp diye aldığım poşette bomba patladı, belden aşağı tarafımdan ağır yara aldım. 45 gün yattığım hastaneden taburcu oldum. Mayıs ayı sigortam 3 gün yatırılmış, ilaç alamıyorum. Bağlı bulunduğum taşeron firma, sigorta primimi yatırdığını söylüyor, ancak SGK bunu doğrulamıyor. Ben çıkıp uğraşamıyorum. Eşim, kadın haliyle bütün kapıları aşındırdı, bu problemi halledemedi. Ailemle ortada kaldık, bütün kapılar yüzümüze kapandı. Terör mağduru olduğumuz, resmi belgelerle ortada, ama bir yetkili el uzatmıyor. Benim durumumdaki bir vatandaşın mücadele edip yetkililere ulaşması, yüzümüze kapanan kapıları açması pek mümkün olamıyor. Bu işler lafla olmuyor. Ben ve benim gibi olan bütün mağdurlar olarak, icraat bekliyoruz. Lütfen bize ulaşın, problemlerimizi giderin, mağduriyetimize son verin. Terörün vurduğu darbeye ilave olarak, bir darbe de yetkililerden gelmesin... Sadık Mandal (Tlf: 537 799 50 32 - 0530 038 43 96)-İSTANBUL Bir gazi olarak, kendimi ikinci sınıf vatandaş gibi hissettim İDO Genel Müdürlüğü’ne; Ben, Yalova’da ikamet etmekte olan Kıbrıs Gazisi bir vatandaşım. İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) özelleştirilmeden evvel, bu vasıtalarla, gaziler olarak ücretsiz seyahat ediyorduk. İDO özelleştirildikten sonra, bizden yüzde 50 ücret talep edilmeye başlandı, bu şekilde seyahat edebiliyoruz. Bu defa da gazilere deniz otobüsünün balkon kısmından bilet kesmeye başladılar, bize salondan yer vermediler. “Bizler yaşlıyız, balkonda üşüyoruz, niçin salonda yer vermiyorsunuz?” diye sorunca, görevli memur, “bize verilen talimat böyle, eğer fark verirseniz salonda yer verebilirim” dedi. Kendimi o an ikinci sınıf vatandaş gibi hissettim. Bu memleketin, gazisine reva gördüğü muameleye bakın! Ayrıca, İDO, biletleri erken veya geç alma durumlarında, değişik ücretlendirmede bulunuyor. Hareket saatine az bir zaman kala alınan biletler (Yalova-Yenikapı, Yenikapı-Yalova) 25 TL ve üzerine kadar çıkabiliyor. Özelleştirilmeden önceki fiyat 13 TL idi... Bu gibi kuruluşlar özelleştirilirken yapılan sözleşmelere, ilerde bu tür olumsuzlukların yaşanmaması için bazı maddeler konamaz mı? Sadettin Çevik Yaz Kur’an-ı Kerim Kursları mutlaka camilerde yapılsın Diyanet İşleri Başkanlığı’na; İlköğretim öğrencisi oğlum 2 yıldır Yaz Kur’an-ı Kerim Kursuna gidiyor. Geçen yıl kurs camide yapılıyordu. Oğlum eve her gelişinde yeni yeni öğrenmeye çalıştığı cami ortamını bize anlatıyordu (Mihrap, minber, kürsü, cübbe, sarık vs.) Camide çekildiği resimleri heyecanla bize gösteriyordu. Bu sene ise kurs, maalesef cami yerine, sınıf havasındaki kurs binasında başladı. Geçen yılki heyecan sıfırlandı. Oysa Kursun Camide yapılmasının birçok faydası vardır; Çocuklar zaten 9 aydır sınıftalar, pedagojik olarak, mekan ve hava değişimi faydalı olmaz mıydı? Yaz Kursunda çocuğun, bir yandan dini bilgileri öğrenirken, bir yandan da temel ibadet mekanı olan camiyi tanımasından daha tabii ne olabilir? Camide yapılan kurslarda kurs bitimi toplu halde öğle namazı kılınır, çocuk namaz kılmayı ve müezzinlik yapmayı öğrenir. Çocuğun her gün 3 saat camide kalması, camiyi görmesi, namaz kılanları izlemesi, etrafı tanıması, cami havasını koklaması başlı başına çok önemli kazanımlardır. Lütfen bu hatadan dönün. Çocuklarımızı camiyle buluşturun. Latif Dağlı Meşe ağacını çoğaltalım Orman Bakanlığı’na; Anadolumuzun yerli ve sağlam ağacı olan “meşe”nin kıymeti, maalesef yeterince bilinmemektedir. Erozyonu, heyelanı önlemede, yağış rejimini düzenlemede, bitki florasını korumada bu mütevazı ve güçlü ağacımızın son derece etkili olduğu bir gerçektir. Meşe ormanlarımızın hızla genişletilmesi ve çoğaltılması elzemdir. Habil Gündüz-BALIKESİR > Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/ İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT