BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uçağımızı niye düşürdüler?

Uçağımızı niye düşürdüler?

Suriye'nin uçağımızı düşürmesi beklediğimiz bir hamle değildi, kabul etmek lazım.. İşin garibi, biz bu olayı tahkik ederken içerideki soruşturmalar gibi, savcılık soruşturması gibi araştırıyoruz. Dediler ki düştükten sonra Türk uçağı olduğunu anladık, yalan.. Elimizde telsiz kayıtları var. Dediler ki hava sahamızı ihlal ettiler yalan, hava sahalarına girdikten hemen sonra çıkıyor uçağımız.. çıktıktan sonra vuruluyor..



Suriye'nin uçağımızı düşürmesi beklediğimiz bir hamle değildi, kabul etmek lazım.. İşin garibi, biz bu olayı tahkik ederken içerideki soruşturmalar gibi, savcılık soruşturması gibi araştırıyoruz. Dediler ki düştükten sonra Türk uçağı olduğunu anladık, yalan.. Elimizde telsiz kayıtları var. Dediler ki hava sahamızı ihlal ettiler yalan, hava sahalarına girdikten hemen sonra çıkıyor uçağımız.. çıktıktan sonra vuruluyor.. Kaldı ki ikaz etselerdi tarzında açıklamalar. Bu polisiye bir olay mı? Ortada bir olay var adını ister biz koyalım, ister onların beyanını esas alalım.. Uçağımız düşürüldü.. Bu işi Suriye adına başkaları da yapmış olabilir.. Başkaları yeni bir silahı veya füzeyi denemiş de olabilirler.. Bizim üzerimizden başkalarına mesaj da veriliyor olabilir.. Başkaları Türkiye'yi doğrudan işin içine çekmek için yapmış olabilir.. Yahut çok yalın düşünürsek, pek ciddiye almadığımız bir ülke, bir ihtimal olarak aklımıza dahi getirmediğimiz bir iş yapmış olabilir. Dedikleri gibi hava sahalarının ihlal edildiğini düşünüp silahlarını ateşlemiş olabilirler.. Onlar dahi vurabileceklerini düşünmemiş olabilirler. Bizim komşularla sıfır sorun formülüne uymuyor ama formülden haberi olmayanlar da var. İşin bir kamuoyu planı var.. Şan şeref kısmı.. Bir de uluslararası örtülü boyutu.. Örtülü derken NATO dedi ki, ABD Dışişleri Bakanı açıkladı ki, İran'la yapılan telefon trafiğinden sonra anlaşıldı ki, Rusya Dışişleri Bakanı demişti ki, kısmı aleni diplomasi.. Bu işin bir de arka planı var. O kısmından haberdar değiliz. Perde arkasında bu olay dünya kamuoyu önünde tartışıldığı gibi ele alınmıyordur. İşin o tarafı satranç tahtası gibi.. Üç beş hamle sonunda tek çıkış kapısı bırakıp haydi buyurun denilebilir. Bilmiyoruz. Ya da bizim vehmettiğimiz kadar karışık değil.. Göründüğü kadar basittir. Suriye rejimi halkına zulmediyordur. Bizim de masum insanların zulme uğramasına gönlümüz razı olmadığı için uluslararası toplumla beraber, hatta bir adım önde Esat rejiminin bir an önce devrilmesi için elimizden geleni yapıyoruzdur. İyilik etmenin de bir bedeli var.. Bunları baştan hesap etmiş olmamız lazım. Zaten Çin Dışişleri Bakanı itidal tavsiye etmiş. Bana söz düşmez de ben kendimi adam yerine koyup itidal tavsiye ediyorum. Adaletin hesap makinesi Tahir Canan'ın oğlu TGRT HABER'de anlattı. Babası 31 yıldır cezaevindeymiş. En uzun süre cezaevinde kalan isimmiş. Hikâyesi uzun, her bölümü ibretlik.. ama -şimdilik- sonu adaletin MR'ı gibi: Ben ne zaman tahliye olacağım diye sormuş, 2013 demişler.. İtiraz etmiş, bir başka mahkeme 2016 demiş. İtiraz etmiş 2025 demişler. Aynı dava, üç ayrı hesap, üç ayrı tarih...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT