BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Uçağımızın düşürülmesi NATO’yu ilgilendirir

Uçağımızın düşürülmesi NATO’yu ilgilendirir

NATO’yu kuran Kuzey Atlantik Antlaşması’nın hükümleri, bu olayın hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde NATO'yu ilgilendirdiğini ortaya koyuyor.



BUGÜN ELE ALINACAK Malatya'dan havalandıktan sonra Hatay'ın güneybatısında deniz üzerinde Suriye tarafından düşürülen Türk askerî uçağındaki pilotların bulunması için arama çalışmaları devam ediyor. Diğer taraftan ise Dışişleri Bakanı Ahmet Davut-oğlu, Brüksel'deki NATO toplantısında konuyla ilgili bir bilgilendirme yapacak. TEREDDÜDE YER YOK NATO'yu kuran Kuzey Atlantik Antlaşması'nın hükümleri, Türkiye'nin bir savaş uçağına karşı yapılan saldırının, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde, NATO'yu ilgilendirdiğini ortaya koyuyor. TEHDİT ALTINDAYSA... Kurucu antlaşmaya bakıldığında, 4. maddede herhangi bir NATO üyesinin toprak bütünlüğü, siyasal bağımsızlığı ya da güvenliği tehdit altındaysa tarafların istişarelerde bulunacağı yazmaktadır. Uluslararası hava sahasında seyreden bir Türk savaş uçağının Suriye tarafından düşürülmesinden sonra en fazla tartışılan konulardan biri NATO'nun bu konuda sergileyeceği tavrın ne olacağıydı. NATO'yu kuran Kuzey Atlantik Antlaşması'nın hükümleri, Türkiye'nin bir savaş uçağına karşı yapılan saldırının, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde, NATO'yu ilgilendirdiğini ortaya koyuyor. Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. Maddesiyle müttefiklerden herhangi birine Avrupa ya da Kuzey Amerika'da yapılacak silahlı saldırıya karşı müşterek mukabele öngörülmüştür. İttifak'ın en önemli maddesi budur. Hukuki olarak, BM Antlaşması'nın 51. maddesiyle düzenlenen, "münferit ya da müşterek meşru müdafaa hakkı"na dayanır. Yaygın kanaatin aksine, NATO sadece üyelerinin toprak bütünlüğüne karşı yapılan saldırılar söz konusu olduğunda harekete geçen bir örgüt değildir. Antlaşma'nın 6. maddesinde, NATO'nun görev alanı son derece ayrıntılı biçimde tanımlanmıştır. Buna göre, müttefik devletlerin topraklarına yapılacak saldırılar kadar, müttefiklerin "Akdeniz'de veya Yengeç dönencesinin kuzeyinde seyreden gemilerine ve uçaklarına" yapılacak her türlü silahlı saldırı da NATO'nun görev alanı içinde sayılmıştır. 6. MADDE DE SÖZ KONUSU Bir Türk savaş uçağı Akdeniz'de düşürüldüğüne göre, NATO Antlaşması'nın 6. maddesi mucibince NATO'nun harekete geçmesi gerekir. Burada çok önemli bir husus, NATO'nun kim tarafından ve nasıl harekete geçirileceğiyle ilgilidir. Daha önceki örneklerde müşahede edildiği gibi NATO kendiliğinden çalışmaz. Yine kurucu antlaşmaya bakarsak, 4. maddede herhangi bir NATO üyesinin toprak bütünlüğü, siyasal bağımsızlığı ya da güvenliği tehdit altındaysa tarafların istişarelerde bulunacağı yazmaktadır. Bu istişareler neticesinde, 5. maddede düzenlenen tedbirlerin alınması da söz konusu olabilir. Uçağı düşürülen Türkiye veya başka bir NATO ülkesi, 4. maddeye dayanarak Kuzey Atlantik Konseyi'ne bu konuyu taşıyabilir. Suriye'ye karşı müttefikleriyle birlikte hareket etmek istiyorsa, Türkiye'nin yapması gereken hiç vakit kaybetmeden meseleyi Kuzey Atlantik Konseyi'nin gündemine getirmektir. Nitekim Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da, Brüksel'deki Kuzey Atlantik Konseyi toplantısında bu konuyla ilgili bir bilgilendirme yapılacağını açıkladı. ÖNCE TASVİP ALINMALI Konunun NATO'ya taşınması da tek başına bir anlam ifade etmemektedir. NATO üyelerinin, Suriye'nin Türk savaş uçağını nasıl ve nerede düşürdüğü konusunda bilgilendirilmesinden sonra alınacak tedbirler konusunda da bir girişimde bulunulması icap eder. Kuzey Atlantik Konseyi'nde kararlar oy birliğiyle alındığından, Türkiye'nin herhangi bir tedbir önerisi getirmeden evvel bütün NATO üyelerinin tasvibini alması gereklidir. Aksi takdirde, bir üyenin bile veto etmesi halinde istenilen karar alınamaz. Böyle olunca da, NATO'dan Suriye'ye karşı çok sert bir yaptırım kararı çıkması ihtimal dâhilinde değildir. Zira NATO'nun doğrudan Rusya ile karşı karşıya gelmesine yol açabilecek bir adımın atılmasından çekinilecektir. Kaldı ki, bizzat NATO Genel Sekreteri, İttifak'ın Suriye'ye müdahale etme gibi bir niyeti olmadığını ifade etmişti. Dolayısıyla, NATO'nun -hele bazı müttefik ülkelerin ekonomik krizin pençesinde kıvrandığı bir dönemde- Türkiye'nin talebiyle Suriye'ye karşı bir harekâta girişmesini beklemek doğru olmaz. SERT DURUŞ SÜRECEK Savaş uçağı düşürülene kadarki dönemde, Türkiye, Suriye rejiminin kendi insanlarına uyguladığı zulüm karşısında gerekli tepkiyi ortaya koyuyor ve Baas rejiminin değişmesi için elinden gelen çabayı gösteriyordu. Şimdi bir adım ötesi söz konusu. Türkiye'nin kendisine yapılmış bu saldırıyı cevapsız bırakması elbette söz konusu olmayacaktır. Baas gidene kadar Türkiye'nin Suriye ile ilişkilerinde bir düzelme beklemek mümkün değildir. Ama Suriye karşısındaki sert duruş, bu ülkeyle bir savaşa girileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Ankara krizin ilk gününden itibaren izlediği soğukkanlı politikayı devam ettirecek, Türkiye'ye de zarar verebilecek fevri hareketlere girişmekten kaçınacaktır. Sonunda hukuk, adalet ve evrensel değerler kazanacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT