BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Algıda çeşitlilik olur mu?

Algıda çeşitlilik olur mu?

Neden her şeyi bize özgü “halletmeye” çalışırız da, bir türlü bir şeyleri yoluna koyamayız? Neden hep aksilikler bizi bulur. Neden hep bir elimiz dolu iken diğer elimizle kilitli bir kapıyı açmak zorunda kaldığımızda, anahtar kesinlikle elimizin dolu olduğu taraftaki cebimizde bulunmaktadır. Neden?..



Neden her şeyi bize özgü “halletmeye” çalışırız da, bir türlü bir şeyleri yoluna koyamayız? Neden hep aksilikler bizi bulur. Neden hep bir elimiz dolu iken diğer elimizle kilitli bir kapıyı açmak zorunda kaldığımızda, anahtar kesinlikle elimizin dolu olduğu taraftaki cebimizde bulunmaktadır. Neden?.. Bir doğru varsa, onu başka başka doğrular şekilde nasıl yorumlayabiliriz? Yorumlarız biz... Bir kupa törenini beceremeyip, bir maça rakip seyirciyi getirip götüremeyip, sahada oturtamayıp, stat paylaşmaya kalkarız biz... Zamanında stadını vermeyenlerin şimdi stat istemesini normal karşılarız ve bir arada oynayıp gül gibi geçinip gideceklerini hayal ederiz biz... Son maç gecesi ana yolu kapatıp rakibinin olası sevinmesini engellemek isteyenlerin stat talebinde bulunmasını normal karşılarız biz... Çabuk unuturuz biz... Kendi sahasına deplasmana gelen birkaç genç takım oyuncusunun kafasını da kırarız biz, yolda yemek molası veren 15-16 yaşlarındaki kızları darp da ederiz biz... Üstelik adalet aramaya giderken dövmeye kalkarız küçük kızları biz... Biz biziz... Biz bizi üzen kişilere selam vermeyi kesmeyiz çünkü bu bizim sadakamızdır... KUMA YAZILAN YAZILAR ...ilk dalgada yok olur giderler. Biz mi birilerini anlamıyoruz yoksa birileri mi bizi anlamak istemiyor... Kimin işine gelmiyor karşısındakini anlamak... Bakınız bize özgün hastalıklara... Kar topunun içine taş koymak, Gazete ve dergilerdeki fotoğraflara sakal ve bıyık çizmek, Yeni dökülen betona ayak izi bırakmak, Kar yağdığında eve bolca ekmek almak, Yolda tanıdık birini görünce arabayı üzerine sürmek, Denizde deve güreşi yapmak, Evlilerin bekârlara “sakın evlenme” demesi, Şahin marka otomobili Doğan görünümlü yapmak. Trafikte bizi geçen aracı geçmeyi ilke edinmek... Çıldırtıcı olan sivrisineğin sesi ve sokmasıdır ama, saygı duyduğum şey ise inadı, tasarlaması, sabrı ve ölümüne cesaretidir... Demek ki; keseceğin tavuğu sevmeyeceksin... Aziz Yılmaz’ın kongre üyelerine gönderdiği dosyayı okudum ve tüylerim ürperdi. Birçok Fenerbahçeli tanıdığımın buna “bakmak bile istemediğini” gördüm. Bakmamak yok olması demek değildir oysa... Birilerinin “hak mahrumiyetleri”; şayet “kız alıkoyma” veya “arsayı üstüne geçirme” ya da “ruhsatsız arabayı alıp satma” nedeniyle verilmedi ise... Bütün mahkumiyetler haksızdır ve hepimiz bu camianın düşmanlarıyız!.. Sildiklerimi bir bilseniz... Siz benim yazdıklarımı boş verin, bir de yazıp yazıp sildiklerimi bir görseniz... Otokontrol mekanizması sayesindedir ki; doğrularımı bile iki kere filtreden geçirip hem şike hem de stat meselesi konusunda sükuneti korumayı seçiyorum. Elin stadına kon, adalet ararken nefretle doldurulduğun forma renklerini görünce çocuk mocuk demeden saldır, sonra da adalet ise ve herkesi düşman gör... Küçücük kızlara efelenmeyi delikanlılığın neresine sığdıracağımı hâlâ daha bilemiyorum... S-ÖZ: “Aşk; elmayı yemekle başlar ve ayvayı yemekle biter.” F.Bahçe artık bize ve hatta tüm milletimize Avrupa borçludur. Turlar, çeyrek ve yarı finaller borçludur ki, Platini dahil hepsi dersini alsın...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT