BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kahvehane notları misilleme aşkı

Kahvehane notları misilleme aşkı

Büyük devletin misillemesi nasıl olur? Ortada bir olay var, uçağımız düşürülmüş. Nasıl düşürüldüğüne dair tarafların farklı açıklamaları var.



Büyük devletin misillemesi nasıl olur? Ortada bir olay var, uçağımız düşürülmüş. Nasıl düşürüldüğüne dair tarafların farklı açıklamaları var. Neden düşürüldüğüne dair tek tarafın açıklaması var. Açıklamalar dışında tahminler var ki bu tahminlerden biri bu işi, uçak düşürme işini Suriye’nin değil, bir başka ülkenin yaptığı. Herhalde bu tip ilişkilerde oturup ispat edelim sonra konuşalım denmez. Bazı şeyler bilinir ama bilinmezden gelinir. Peki misilleme nasıl olur. Büyük devletin misillemesi nasıl olur dendiğine göre demek ki iki tip misilleme var.. Büyük devletin misillemesi, küçük devletin misillemesi. Daha düne kadar Orta Doğu’daki halk şöyle düşünüyordu: Türkiye akşam karar verse sabah Suriye’nin bir ucundan girer, öbür ucundan çıkar. Aslında uçak düşürme olayı biraz da imaj olayı. O kitlenin çoğunluğu acaba demeye başlamıştır. Bir yönüyle karizma olayı.. Bu durumda karizmayı kurtaracak bir misilleme bekleniyor olabilir mi? Nasıl bir misilleme ile karizma kurtarılır. Herhalde bu iş uçak düşürerek olmaz. Amerika’nın Irak’ta yaptığı gibi hava saldırılarına karşı varsa savunma sistemlerini göçerterek mi olur.. Sana 24 saat müddet, uçağın düşürülme emrini kim verdiyse onu bize teslim et yoksa.... diyerek mi olur.. Karar diğer ülkelerle ortak mı verilir, tek başına mı verilir.. Tek başına olacaksa Rusya’nın, İran’ın, Çin’in tepkisi ne olur.. Biz misillememizi yapalım, onlar düşünsün mü denir.. Kahvehanede çözülebilecek konulardan değil. Bir kişilik 72 milyon bölü birlik hakkımı kullanıyor, şimdilik sineye çekmeyi teklif ediyorum. Esip gürlemeye gerek yoktur. Konu karmakarışık. 2003’teki Irak harekâtına benzemiyor. O zaman taraflar nispeten netti, haksız da olsalar bir hedefleri vardı. O zaman ittifak içinde olmak bugünkünden daha az riskliydi. Bugün kimse işi açıktan götürmüyor. Semboller üzerinden tartışılıyor. Esad’ın halkına zulmü.. Yani işin aslına bakılacaksa Orta Doğu’daki bir küçük ülkede halka zulüm ediliyor mu edilmiyor mu konusunu kim dert eder.. Hiç kimsenin derdi değil. Irak’ın nükleer silahı var, barışı tehdit ediyor yalanı bile bundan çok daha tutarlıydı. Ve ülke resmen işgal edilmişti. Şimdi aynı şeyi yapsalar zulme uğrayan insanları düşünüyoruz gerekçesinden daha tutarlı olurlar. Merak etmeyin, herkes de boyun büker. Oradaki muhalifleri silahlandırıp onlar üzerinden iş çevirmenin Esad’ın zulmünden ne farkı var.. Onlar kimin için savaşmış ve ölmüş oluyor. Hasan Celal Güzel yol ayırımındayız, demiş. Ya bu bölgede biz de varız, diyerek büyüklüğümüzü gösterecekmişiz ya da sineye çekip eski günlere dönecekmişiz. Kim istemez büyüklük göstermeyi.. Bir de yolunu bu son olayı örnek alarak gösteren olsa...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT