BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yünûnî hazretleri

Yünûnî hazretleri

“Büyük âlim vefât edince, feyiz vermesi kesilmez. Hattâ artar. Fakat bir insanın meyyit ile olan bağlılığı, diri ile olan gibi olamaz...”



Yünûnî hazretleri, meşhûr Hanbelî hadîs âlimlerindendir. İmam Câfer-i Sâdık’ın soyundandır. 1177 (H. 572) senesinde Lübnan’da, Baalbek’in Yünûn köyünde doğdu. 1260 (H.658) senesinde burada vefât etti. Hadîs ilminde hâfız olan Yünûnî, zâhid, ârif ve takvâ sâhibi bir âlimdi. Yünûnî hazretleri, bir sohbetinde buyurdu ki: Büyük âlim vefât edince, feyiz vermesi kesilmez. Hattâ artar. Fakat bir insanın meyyit ile olan bağlılığı, diri ile olan gibi olamaz. Bunun için, (Üveysî) olmak, yanî meyyitin rûhâniyyetinden feyiz almak az olur. Fenâ ve Bekâya yükselen dirilerin meyyit ile irtibâtları, diri iken olduğu kadar değil ise de, çok olur ve bunlar meyyitten çok feyiz alırlar. Fekat, diri iken dahâ fazla alırlar. Çünkü diriler, yanındakilerin ahkâm-ı islâmiyyeye yapışmalarını sağlar. Bütün hâlleri ve sözleri ile kalblerine tesîr ederek, muhabbetin artmasına, böylece dahâ çok feyiz almalarına sebep olurlar... Görülüyor ki, bir mürşid aramak lâzımdır. Sâdık ve temiz bir Müslümân, evliyâ diri iken de, kabirde iken de, rûhlarından feyiz alır ise de, diri olan evliyâ, bunun yapması lâzım olan vazîfeleri söyler. Hatâlarını düzeltir. Böylece, feyiz alması kolaylaşır ve çok olur. Ölüler ise bir şey söyleyemez... İlhâm ve rüyâ ile meyyitten ders almak da olamaz. Çünkü, ilhâmlara ve rüyâlara, vehim, hayâl ve şeytân karışabilir. Karışmamış olanları da, tevîlli, tabîrli olabilir. Doğruları, eğrilerinden ayırd edilemez. Kazanç pek kıymetli ise de, zarâr da, o derece tehlikelidir... MÜRŞİD GEÇİNEN CAHİLLER!.. Böyle olmakla berâber, hakîkî âlim bulunmadığı zamânlarda, mürşid geçinen câhillere aldanmayıp, mevtâların rûhlarından feyiz almaya çalışmalıdır. Buna kavuşmak için, Ehl-i sünnet i’tikâdında olmak ve ahkâm-ı islâmiyyeye uymak ve hakîkî âlimlerin kitâblarını okumak ve okuyan ile sohbet etmek şarttır... Küçük çocuk, en çok anasını sever ve ona sığınır. Aklı başına gelince, babasına dahâ çok güvenir, buna sığınır ve bundan fâidelenir. Mektebe veyâ san’ata başlayınca, hocasına, ustasına sarılır. Bunlardan fâidelenir. Allahü teâlânın âdeti böyledir. Rûhun kazançları da, bunun gibi, önce ana, baba ve âlim, sonra Resûlullah efendimiz vâsıtası ile alınıyor. Yünûnî hazretleri, vefatından kısa bir zaman buyurdu ki: “Mârifet ve hakkı tanıma nisbetinde muhabbet, muhabbet nisbetinde de yakınlık olur...”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT