BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kendimi yalnız hissediyorum...”

“Kendimi yalnız hissediyorum...”

Ferhat elindeki meyve suyu bardağını yanı başındaki sehpanın üzerine bırakıp tabağının yanındaki kağıt peçeteyle ağzını sildi ve gözlerini karşısında düşünceli bir şekilde oturan kardeşine çevirdi ...



Ferhat elindeki meyve suyu bardağını yanı başındaki sehpanın üzerine bırakıp tabağının yanındaki kağıt peçeteyle ağzını sildi ve gözlerini karşısında düşünceli bir şekilde oturan kardeşine çevirdi: - Yani şimdi, hukuken üstlerine almışlar mı? İclal biraz da kırgın bir şekilde baktı ağabeyisine: - Ne fark eder ki? Ferhat dudak büktü: - Kusura bakma kızım, ben hukukçuyum. İşe bu yönden bakmıştım. Yoksa bir şey fark edeceğinden değil... demek öyle ha? İclal başını salladı: - İnsanlar perişan oldu. Evi bırakıp gitti. Bir sınıf arkadaşımızın yanında kalıyor. Okula da gitmiyor. Laf da anlamıyor... Ferhat bir yudum daha aldı meyve suyundan. İclal’in telefonu üzerine gelmişti kardeşinin yanına. Muazzez hanım evde yoktu. İki kardeş yalnız başlarına konuşuyorlardı. Oktay Fuat’ın yanına yerleşince hemen İclal’i aramış yerini bildirmişti. Genç kız kendisini her zaman gittikleri bir kafeteryada beklediğini söyleyerek, Doğan beyin verdiği parayı da almış ve delikanlıyla buluşmaya gitmişti. Oktay bekliyordu kafeteryadan içeri girdiği zaman. - Demek artık Fuat’la kalacaksın öyle mi? Bu selam sabah etmeden “pat” diye sorulan soru karşısında rahatsız olmuştu Oktay. Biraz kırgın bir tavırla: - Evet! Diye fısıldamıştı. İclal hemen sandalyeyi çekip karşısına oturdu genç adamın: - İyi düşündün mü? Yaptığın çok saçma geliyor bana! Delikanlı hayretle baktı genç kızın yüzüne: - Nasıl söyleyebilirsin böyle bir şeyi, beni en iyi senin anladığını sanıyordum... İclal bakışlarını başka tarafa çevirdi gözlerini kısarak: - Anlamaya çalışıyorum ama inan ki zorlanıyorum Oktay... O iki insanın günahı ne ki bunları yaşatıyorsun? Seninle konuşmuştuk bütün bunları. İkna olduğunu sanıyordum... Genç adam suçlu gibi mırıldandı: - Ben... ben kendimi yalnız hissediyorum, her şey bana yabancı gibi... Hiç kimsem yokmuş gibi... İclal acıyarak baktı onun yüzüne. Sert davranmakla haksızlık ettiğini düşünerek yumuşadı. Gerçekten çaresizdi karşısındaki insan. Gülümsedi bir anda. - Tamam tamam, dedim ya, zamana ihtiyacın var... Senin paran da yoktur şimdi, al sana vereyim biraz. Borç olarak, ödersin sonra... Yalnız fazla değil. Kusura bakma. Cüzdanından Doğan beyin verdiği banknotları çıkardı uzattı: - Elli milyon kadar... Oktay şaşkınlıkla baktı, mahcup olmuştu: - Ben idare ederdim İclal... - Boş versene sen? Asalak gibi mi yaşayacaksın Fuat’ın yanında. Olmaz öyle şey... Genç adam atıldı suçunu bastırmak istermişcesine: - Çalışacağım, iş arıyorum. Ne iş olursa yaparım... İclal bir kahkaha attı kendini tutamayıp: - Yapma Oktay, biraz mantıklı düşün... Olacak şeyler söyle, hem okul, hem de diş hekimliği gibi bir okul, hem çalışmak! Olacak şey mi bu? Delikanlı başını tekrar önüne eğdi... Fısıldadı: - Okul dursun biraz. Önce Hakkari’ye gideceğim... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT