BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Emperyal mücadele

Emperyal mücadele

Aslında kimler mücadele etmekte? Hadiseleri tarihten, sosyal hakikatlerden, iktisadi tesirlerden, hukuktan, inanç ve kültürden tecrit ederek tahlil etmek yanlış sonuçlara götürür. İlliyet rabıtası denen arka plan vardır. Bu doğrultudan bakınca bölgemizdeki aktörler aslında Türkiye ve Suriye değildir.



Aslında kimler mücadele etmekte? Hadiseleri tarihten, sosyal hakikatlerden, iktisadi tesirlerden, hukuktan, inanç ve kültürden tecrit ederek tahlil etmek yanlış sonuçlara götürür. İlliyet rabıtası denen arka plan vardır. Bu doğrultudan bakınca bölgemizdeki aktörler aslında Türkiye ve Suriye değildir. Suriye bir sahadır. Bu sahada mücadele devler arasındadır. Devlerin mücadelesi yaşanmakta. Yahut kurtların dansı var. O mücadelenin tarihî süreçteki oyuncuları Osmanlı Türkiyesi, Çarlık Rusyası ve Pers İran’ı idi. Üçlü denklem ondokuzuncu asra kadar böyle sürdü. Sonra devreye Britanya imparatorluğunun da girmesiyle emperyal güç toplamı dördü buldu. Bir bakıma bölgenin de dünyanın da dengesinin sarsılması dördüncü unsur sebebiyledir. Gidişata çomak sokan dördüncü emperyal varlıktır. Britanya, yirminci asrın ortalarına kadar rolünü icra ettikten sonra Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk avuntusuyla kendine bir taşeron buldu, ABD... ABD her ne kadar eski efendisine diklenerek kendini yeni dünyanın eski dünyaya kafa tutan yegâne kudreti sandıysa da zımni merkez Londra’ydı. Bir rivayete nazaran daha sonra Tel-Aviv de onun yanına katıldı. Netice itibariyle Osmanlıdan sonra bu bölgede Çarlık ruhu, Pers ruhu ve Anglo-sakson ruhunun amansız ve tavizsiz mücadelesi süregeldi. Ne var ki şimdi devreye bir ruh yeniden girdi: Osmanlı ruhu... Mücadele başlangıçta üçlü idi. Britanya’nın dahil olmasıyla dörde çıkmış, Osmanlının ufkun gerisine çekilmesiyle üçe düştü. Şimdilerdeyse Osmanlı Türkiyesinin işbaşı yapmasıyla sahadaki oyuncu sayısı yeniden dört oldu. Osmanlı Türkiyesinin rolüne dönmesi adaletin hayat bulması olacaktır. Dünya adaleti kaybetmişti. Günümüzde Karadeniz’de, Akdeniz’de, Basra Körfezi’nde, İskenderun Körfezi’nde ve topyekûn Orta Doğu’da mücadele şu şekilde veya bu şekilde, şu kadar veya bu kadar, şu zamanda veya bu zamanda Çarlık Rusyası, Pers İran’ı, Anglo-Sakson Amerikası ve Osmanlı Türkiyesi arasında cereyan etmektedir. Vaziyete, gelişmelerin seyrine göre bunlardan biri diğeri ile stratejik ortak veya hasım olmakta. Yahut zahiren stratejik ortak olurken, gözden nihan yerlerde farklı işler dönmekte. Ne Irak, ne Suriye, ne Ermenistan, ne Yunanistan, ne İsrail. Hatta belki Çin bile... Bunlar tali unsurlardır. Bunlar ikinci derecededir. Gürül gürül tarihin akışını yaşıyoruz. Mücadele, kıdemli “emperyal” güçler arasındadır. Türkiye’nin toparlanıp bölge lideri olması taşların yerine oturmasını mecbur kılmış, oyunları bozulmuştur. Daha da bozulacaktır... Cetveller kırılacak, yanlış haritalar yırtılacaktır. Kadife eldiven içinde demir yumruk siyasetiyle diplomatik taarruz yapılarak sömürgeci tarihten gasp edilmiş haklar geri alınacaktır. ABD her ne kadar eski efendisine diklenerek kendini yeni dünyanın eski dünyaya kafa tutan yegâne kudreti sandıysa da zımni merkez Londra’ydı.Ne var ki şimdi devreye bir ruh yeniden girdi: Osmanlı ruhu...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT