BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sinemamız marka olmalı

Sinemamız marka olmalı

“Biz Galata Film olarak her yıl biri yerli biri yabancı iki film yapacağız. Hedefimiz, kendi hikâyelerimizi, dünyaya anlatabilecek modeli yakalamak. Babam İçin, bu anlamda doğru bir başlangıç...”



sinematv Yöneten: Murat BAŞARAN sinema@tg.com.tr TÜRKİYE BİR DÜNYA DEVLETİ Sinemamızın bugününü ve geleceğini arkadaşımız Murat Başaran’a değerlendiren Yapımcı Taha Altaylı, “Öyle bir noktaya gelmişsiniz ki; artık isteseniz de istemeseniz de bir dünya devleti olduğunuzu idrak etmeye başlıyorsunuz” dedi. Babam İçin filmiyle dikkatleri bir anda üstüne çeken Galata Film, önümüzdeki dönemde şaşırtıcı işlere imza atmaya hazırlanıyor. Galata Film’in sahiplerinden Taha Altaylı, “Bir Amerikalı yapım şirketiyle ortak olarak iddialı bir film için kolları sıvadık” diyor. Bu yeni proje bir kızılderili hikayesi. Tıp tahsilinden sonra inşaat ve enerji sektöründe uluslararası başarılı işler yürüten Taha Altaylı, “Sinema, Türkiye’nin yıldızı yükselirken özlediğimiz markalarımızdan birisi olabilir ve olmalıdır” şeklinde konuşuyor. Taha Altaylı ile yaptığımız uzun sohbetin satır başları şöyle: “ Öyle veya böyle üç- beş yıl içerisinde, sadece bizden kaynaklanan sebeplerden değil, biz yine bir yerlere geleceğiz, o sabun köpüğü gibi bir anda kaybolup gidecek mi yoksa orada kalıcı mı olacağız. Aslında bizim galata film olarak içimizde duyduğumuz en büyük sancı o. Kalıcı olabilmek adına , o güne hazır olabilmek adına hem Türkiye’de hem yurtdışında neler yapılabilir? Bizim derdimiz bu.” “Bence devletin özellikle sinemayla ilgili göstereceği destek, Türkiye’de yapılan filmlere maddi destekten ziyade sinema sektörünün gelişmesine yönelik destek olmalı.” “ Öyle bir noktaya gelmişsiniz ki; artık isteseniz de istemeseniz de bir dünya devleti olduğunuzu idrak etmeye başlıyorsunuz. Ve bir takım iddialar ortaya koyuyorsunuz. Komşu ülkelerle bunu yapıyorsunuz, dünya jeopolitiğinde Türkiye çok daha önemli bir rol üstleniyor.” “‘Babam İçin filmi bence başlangıç olması açısından önemli özelliğe sahip. İkinci yapacağımız film daha büyük başarılara imza atacak ve artık ilk filmimizdeki o samimi, doğru yaptığımız işin üstüne hakikaten işin estetiği açısından da birçok şeyin katıldığı yeni bir proje olacak. Ama ondan sonra yavaş yavaş biz asıl yapmak istediklerimizi doğru bir adım atmış olacağız. Ben Amerika’daki yapımcılara kendi hikayelerimizle alâkalı 60 - 70 tane İngilizce kitap götürdüm. Hepsini okuyabilirler mi, okuyamazlar mı hiç düşünmedim ama, gittim kendi vizyonumu anlattım. Ve kendi hikayelerimizin kitaplarını da bunlara hediye ettim. Bir müddet sonra aldığım bir iki tane mail var. Adamlar diyorlar ki: “Aman bu hikayeler bizim ilk defa karşılaştığımız hikayeler . Ne olur bir iki senaristimizi yollayalım, orada bir ekip oluşturalım. Bizim insanlarımız bir yıl Türkiye’de yaşasınlar. Bu hikayeleri senaryo yapsınlar.” “Benim hedeflediğim yere gelebilmem için kendi yönetmenimle, kendi oyuncumla, Türkçe çektiğim bir filmle, dünya sinema seyircisinin karşısına çıkabilmem için, dünya sinema seyircisinin karşısına daha önce o beğendiği, kendi estetik endişeleriyle gidip memnun çıktığı filmlerin içerisinde yer almam lazım.” “Benimle birlikte hareket eden arkadaşlarım, aman diyorlar sen çok tezcanlısın, ne olur söyleme, bir nazar değecek, iki çalarlar. Onun için temkinli konuşmakta fayda var. Ama herhalde ben şunu yapardım. Bizim tarihimizde, bizim geçmişimizde tüm insanlığı ilgilendiren, insanın olduğu her yerdeki sıkıntıları, endişeleri bertaraf etmeyi çabalayan o kadar fazla büyüğümüz var ki, bunlardan birinin hayatını yapardım. Yani Mevlâna Celaleddin Rumî’nin film’ini yapmak kime nasip olur bilmiyorum ama, doğru dürüst yapıldığı takdirde bütün insanlığın ihtiyacı olan bir film’dir o film.” FAUST Yönetmen: Alexander Sokurov Oyuncular: Johannes Zeiler, Anton Adasinskiy, Isolda Dychauk Efsanevi bir klâsiğin etkileyici yorumu olan Altın Aslan ödüllü “Faust”, usta Rus yönetmen Sokurov’un “gücün yozlaşması”nı inceleyen dizisinin “Moloch, Boğa ve Güneş”i takip eden son filmi. Goethe’nin bilginin arayışı hakkındaki trajedisinden esinlenen “Faust”, 19. yüzyılda geçiyor. ÇERNOBİL’İN SIRLARI Yönetmen: Bradley Parker Oyuncular: Jesse McCartney, Jonathan Sadowski, Olivia Dudley Altı kişilik bir turist kafilesi, terk edilmiş Pripyat’a doğru yola çıkarlar. Pripyat, eskiden Çernobil nükleer reaktöründe çalışan işçilerin yaşamış olduğu bir şehirdir. Şehri keşfederken, yalnız olmadıklarını anlamaları çok sürmez.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT