BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seksenler

Seksenler

TRT'deki dizi ve yayınlanan birkaç kitap ile popüler oldu 80'ler... 1970'lerde başlayıp 80'li yılların ortalarına kadar giden bir zaman dilimi... O dönemi anlatan TV dizisi de, kitap da çok satıyor.



TRT'deki dizi ve yayınlanan birkaç kitap ile popüler oldu 80'ler... 1970'lerde başlayıp 80'li yılların ortalarına kadar giden bir zaman dilimi... O dönemi anlatan TV dizisi de, kitap da çok satıyor. 15 yıllık bir dönemde ne var o kadar anlatacak diyenler var. Bugüne göre maddi imkânların kıyas edilemeyecek kadar az olduğu, sıkıcı bir hayat tarzının nesi özlenir ki diyenler var. Bugünün çocukları akıllı telefonlardan oyun indiriyor, 3 boyutlu film izliyor, o dönem sadece resmini gördükleri yiyecekleri bugün avuç avuç yiyor diyenler var. Lakin 80'ler özleniyor yine de... Tabii ki maddi konfor veya refah veya teknoloji açısından bakarsanız, 'özlenecek ne var' dersiniz. İnsan eksikliğini hissettiğini özler. O günleri bugünün her tür teknoloji ve haz ile donanmış hayatın içinden bakıp özleyen insanlar da herhalde misketi, siyah beyaz TV'yi, tek kapılı Anadol'u özlemiyorlar. Hayatın içinden yitip giden sahiciliği, samimiyeti özlüyorlar. Bir mahallede, apartmanda birbirlerinin 'hayatına dokunabilmeyi' özlüyorlar. Nefsi, arzusu, iştahı şişirilmemiş insanları özlüyorlar. Bugünün steril, yalıtılmış kent yaşamının, rezidansların, telaffuzu bile zor özenti isimli sitelerin, 'modern yaşam alanlarının!' sun'iliğinden kaçmak istiyorlar. Zira maddiyat, refah, zenginlik insanın haz duygularını tatmin eder. Ruhun tatmini ise samimiyette, mütevazılıkta, paylaşımdadır. 80'ler -bütün noksanlarına rağmen- bu tatmini yaşatabiliyordu insanlara... Bugünün hedonist, bireyci ve çokça bencilleşmiş hayat tarzının -life style mı desem acaba- veremediklerinin özlemidir 80'lere duyulan özlem... Savaşperest! Başbakan Erdoğan Suriye'ye savaş açmadı diye neredeyse kahrolanlar var. Efendim ulusal onurmuş, karizmaymış, vesaireymiş... Zannedersiniz Osmanlı sefer açacak, fütuhata girişecek. 1974'te Kıbrıs'a savaş açtık, ulusal onurumuz tavan yaptı. 5 yıl sonra Lüksemburg'dan alınacak 1 milyon dolar borca muhtaç hale geldik. Ulusal onurumuz hiç zedelenmedi ama! Nasılsa Kıbrıs'ı fethetmiştik, kahramanlık hikâyeleri bize yetiyordu. Savaş, ne sebeple, hangi saikle olursa olsun bu ülkenin iktisadi ve ictimai felaketidir. Şamaroğlanı olmamalıymışız! Geçmişte IMF'nin kapısında ağlarken bu ülke, şamaroğlanı da olmuştu, dilenci de... Başbakan'ı ve Hükümet'i itidali elden bırakmadıkları, karşı tarafın kışkırtmasına kapılmadıkları için alkışlamak varken, 'biz de onlara savaş açalım, girelim, yıkalım, bombalayalım' diyenlere iz'an ve insaf diliyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT