BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Erkekliğimiz

Erkekliğimiz

Genç insan biz de olduk. Biz de kavgacı olmayı erkeklik sandık. Evlendiğimiz ilk yıllarda arabadan inip, şoförlerin üzerine yürümeme ne kadar kızardı eşim. Ama, o günlerde bıçak kullanmazdık. Silah taşımayı yiğitliğe sürülen leke bilirdik.



Genç insan biz de olduk. Biz de kavgacı olmayı erkeklik sandık. Evlendiğimiz ilk yıllarda arabadan inip, şoförlerin üzerine yürümeme ne kadar kızardı eşim. Ama, o günlerde bıçak kullanmazdık. Silah taşımayı yiğitliğe sürülen leke bilirdik. Arabalı kavgalarda koltuğun altından levye kapmazdık. İngiliz “holigonları” pislik! Her yerde bunu yapıyor bu reziller. Taksim’de taşkınlık yapmışlarsa, şöyle evire çevire dövün. Atın iki Osmanlı tokadı, yıkın yere. Bu bıçak ne oluyor? Ayıptır. Günahtır! Mertlik midir bu, çeliğin soğuğuna dayanmak, güvenmek? Yoksa kancıklık mıdır? Eh, her maç sonrası ağabeyleriniz balkona çıkıp şarjör boşaltırsa, siz niye bıçak taşımayasınız, değil mi, ey gençler! Erkeklik sadece biyolojik olsaydı, köpekler ilk sırada yer alırdı! Sultan İbrahim Muhterem Turan Oflazoğlu’nun “İbrahim” adlı tarihi oyunu Osmanlı’nın 18. padişahının ruh dünyasını yansıtır. Bazı tarihi kayıtlarda resmedilen İbrahim, Oflazoğlu’nda daha saygındır, yazar onun trajedisini işler. Hem de çok güçlü bir şekilde. “Cinnete karşı savunmaydı benim çılgınlıklarım” diyen İbrahim, bu defa İstanbul’da sahnelendi. Ama, sahneye koyan misafir Makedonya Halklar Tiyatrosu, Üsküp’tü. 50. sanat yıllarındaydılar. Ve bu piyesle ödüllere boğuluyorlardı. Zevkle seyrettik. Türk piyesleri, Türkçe Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar oynanıyor. Ne mutlu bize. Oflazoğlu ertesi gün Korkut Ata’sı için Bakü’ye gidiyordu. Keşke Türk tiyatrolarında da Türklerin oyunları oynansa! KKTC Ben Kıbrıs’ı, Kıbrıslıyı ayrı severim. Onlar da beni sever. Denktaş’ın ailemle fotoğrafı salonumdadır. Denktaş, onu ne kadar saydığımı ve hayranlık duyduğumu bilir. Bilir bilmesine de şu seçim günlerinde birileri -hangi küçük hesaplarsa- kulağına bir şeyler fıslamış. Ada küçük, dedikodu büyük. Türk’ün illeti bu. Bakın, açıklayayım. Ben Kıbrıs Türk’ünün özgürlüğünden yanayım. TC’nin bile orayı ilhak etmesine karşıyım. Kendi geleceklerini tayin onların işidir. Biz karışmayız. Ne ileriye yönelik dış siyaset tercihlerine, ne de iç siyasete yönelik başkan tercihlerine. Bu hususlarda biz onların tercihlerini destekleriz; kişi veya model telkin etmeyiz. Bu benim ilkem. Ama, yanlış yaptıklarında dahi o kadar nezaketli ve hassasız ki, Anavatan’da kendi idarecilerimize bile daha ağır tenkitler yaparken yavru vatanı özel kolluyoruz. Susuyoruz. Bence bunun kıymetini bilsinler. Şu kalemi fazla zorlamasınlar!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT