BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Pazar yazıları

Pazar yazıları

Cenab-ı Hakk, Kaf suresinin 16. ayet-i kerimesinde mealen, “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.” buyuruyor.



Cenab-ı Hakk, Kaf suresinin 16. ayet-i kerimesinde mealen, “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.” buyuruyor. Bu ilahi mesajdan da anlaşılacağı üzere; insanı en iyi bilen ve ona yakın olan, onu var eden Allah’tır. İnsanoğlundaki gaflete, hatta, dalalete (sapıklığa) bakın ki, varlık sebebini unutuyor, O’nun emir ve yasaklarını gözardı ediyor. Bir kısmı daha da ileri giderek O’nu tanımıyor ve inkâr ediyor! Sahi, insan neyine güveniyor? Hırs kumkuması olan insanın sonu ölüm değil mi? Cenab-ı Hakk’ın sık sık belirttiği gibi, “... sonra bize döneceksiniz!..” Dünya hayatında, ne etsek, ne yapsak, nereye kadar koşsak, neleri elde edip nelerden mahrum olsak; hepsinin sonu ölüm değil mi? İşte bu hal, kimilerine göre bir son! Gerçekte ise, gerçek ve ebedi hayatın başlangıcı ki, suretâ dünyaya benziyor. Tıpkı bir film gibi... İnsanoğlu, bu filmde yalnızca oyuncudur. Kendisine verilen rolü oynar. Dünya hayatında görülen, filmin sadece fragmanıdır. Filmin esası ise, bitti sanılan ölümle başlıyor! Kısacık dünya hayatının tek bir önemi vardır, o da, sonsuz olan ölüm ötesi hayatın belirleyicisi olması... Zira, ölüm ötesinde ya Cennet ya da Cehennem vardır. Her ikisi de dünyadan götürülür. Yani, dünyadaki hayatın karşılıklarıdır. Rabbimiz: “Başınıza gelen her hangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir...” buyuruyor. (Şûra, 30) Herşeyin sahibi ve Mutlak Galip olan Allah, insanı boş yere yaratmadı, başı boş da bırakmadı. Buyurun: “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör” (İnsan, 3) Ve; “İşte kim, zerre kadar hayır işlemiş ise, onun mükafatını görecek; kim de zerre kadar şer (kötülük) yapmış ise onun cezasını görecek” (Zilzal, 7, 8) Dünya, insanoğlunun gözüne indirilmiş bir perdedir. Onun geçici zevkleri insanı aldatıp gaflete sürüklüyor. Nitekim, Sevgili Peygamberimiz, “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar!” buyurmaktadır. Kendini bilen bahtiyarlar ise, dünyada iken uyanık olanlardır. Yani, gözlerinden, gaflet perdesini kaldıranlar; her iş ve davranışında sonsuz hayat için azık hazırlayanlar... Her iş ve davranışının gözetilmekte olduğunu bilenler... Mahkeme-i Kübra’da yaptıklarının hesabını vereceğini bilenler; ve bu hesaba çekilmezden evvel (dünyada) kendilerini hesaba çekenler... İmam-ı Rabbani Hazretleri 116. mektubunda buyuruyor ki: “... Dünya işleri ile çok uğraşmakta, dünya işlerine gönül bağlamak korkusu vardır. Kalbin selamete kavuşmasına da sakın aldanmayınız! Yine geri dönebilir. Dünya işleri ile elden geldiği kadar az uğraşınız ki, dünyaya gönül bağlama tehlikesine düşmeyesiniz. Dünyaya düşkün olmak felaketinden Allah’a sığınırız. Dünyaya gönül bağlamamış olan fakir bir çöpçü, gönlünü dünyaya kaptırmış olan koltuktaki zenginden kat kat daha kıymetlidir. Birkaç günlük yaşamakta, dünyaya gönül vermemek, hiçbir şeye düşkün olmamak için çok uğraşınız. Dünyaya düşkün olmaktan ve dünyaya düşkün olanlardan, arslandan kaçmaktan daha çok kaçmalıdır.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT