BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vergi kaçağını önlemek için ille gariban vatandaşı mağdur etmeleri mi gerekir?

Vergi kaçağını önlemek için ille gariban vatandaşı mağdur etmeleri mi gerekir?

“İşyerinde, bazı arkadaşların fatura ödemeleri için yaptığım para transferleri; fatura ödeme merkezi açmakla suçlanmama sebep oldu”



Maliye Bakanlığı’na; Ben, özel bir şirkette, yaklaşık on yıldır ücretli çalışan bir vatandaşım. HSBC Bankası’ndaki hesabımdan, yine aynı iş yerinde çalışan gariban arkadaşlarımın faturalarını ve bazen de para transfer işlemlerini yapıyordum. Bu işlemlerden, kesinlikle maddi bir menfaat temin etmedim. Çalıştığım fabrikaya yakın, herhangi bir banka şubesi ve ATM’si bulunmuyor. Fatura yatırmak için bankaya giden arkadaşlar, hem yığınla yol parası veriyor, hem de fatura ödeme kuyruklarında saatlerce bekleyip, iş kaybına sebep oluyorlardı. Sırf arkadaşlarımı düşündüğüm için, onların ödemelerini, kendi hesabımdan yapıyordum. Bununla ilgili de tek kuruş komisyon almış değilim. HSBC Bankası, 2006-2007 dönemlerine ait hesap hareketlerimi fazla görerek, “güya ben fatura ödeme merkezi açmışım” diye beni Maliye’ye bildirmiş. Şişli Bomonti’deki Vergi Denetleme Müdürlüğü müfettişi de, gereken incelemeleri yapmadan, sanki bankanın söyledikleri gerçekmiş gibi, hakkımda işlem yaptı. Bankadan ve Maliyeden hiçbir yetkili gelip, çalıştığım iş yerimi tetkik etmedi. Bunu kendilerine defalarca bildirmeme rağmen, masabaşında benim ipimi çektiler. Haberim olmadan, Maliye beni mükellef olarak gösterebiliyor. Adıma; “radyo TV, posta, internet üzerinden alışveriş ve peyzaj, çiçekçilik gibi ticari faaliyet gösteren mükellefiyet” dosyası açmışlar. Bomonti’deki müfettiş, biraz insafa gelmiş olacak ki, beni uzlaşma kuruluna sevk etti. Sanki kesin suçluymuşum gibi uzlaşmamı istiyorlardı. Tam bir yıldır uğraştırdıkları için, bir an önce bitsin diye gittim, uzlaştım. Adıma tahakkuk ettirilen 6.400 TL usulsüz vergiyi 100 TL’ye indirdiler. Ben tam kurtuldum diye sevinirken, bu sefer Yenibosna Vergi Dairesi’nden evime tebligat gönderdiler. Ne eşimde ne de bende huzur kalmadı. Kalktım Yenibosna Vergi Dairesi’ne gittim. Uzun araştırmalar neticesinde, 2006 yılına ait 800 TL vergi, bir o kadar da cezamın olduğunu öğrendim. Tabii ki şok oldum. Artık psikolojim bozuldu. İlaç kullanmadan uyuyamıyorum. Yetkilere sorduğumda, bunun da tarhiyat öncesi borç olduğunu, bu borcun takdir heyeti tarafından belirlendiğini ve buna hiçbir şey yapamayacaklarını, yine de istersem uzlaşma talebinde bulunabileceğimi söylediler. Artık iyice bunalmaya başlamıştım. Daha çok uğraşırsam, işimi de kaybedebilirim diye uzlaşmayı kabul ettim. Bomonti’deki gibi, cüz’i bir rakama uzlaşacağımı sanıyordum. Fakat Yenibosna Vergi Dairesi’ndeki Uzlaşma Kurulu’na giren Müdür Bey, Müdür Muavini ve Uzlaşma Şefi, vergi borcuma fazla bir şey yapamayacaklarını, bunun takdir heyetinin kararı olduğunu söyleyip, beni Tahakkuk Servisine havale ettiler. Tahakkuk Servisi’nde borcum, ceza ve faizleriyle birlikte 1.800 TL’ye çıktı. Bu paranın 1 ay içinde ödenmesi gerektiği bildirildi. Sayın yetkililere soruyorum; müfettişler ve ilgililer neden olay yeri incelemesi yapmıyorlar. Bir senedir yalvarmama rağmen, neden tek bir yetkili tenezzül edip çalıştığım iş yerimi denetlemeye gelmedi? Kayıt dışı ve vergi kaçağı ile mücadele edilecek diye, gariban vatandaşı böyle mağdur etmek, adaletle bağdaşır mı? Mağduriyetimin giderilmesi için lütfen konuya el atın ve gerekli incelemeleri yaptırın... Bilal Güngör Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri adil atama kontenjanı istiyor Biz, “Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri” olarak, hakkımız olan kontenjanların verilmesini istiyoruz. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri, “Dil ve Anlatım” dersi ile “Türk Edebiyatı” derslerine girmektedir. Dil ve Anlatım dersi haftada en az 2 saat, Türk Edebiyatı dersi de haftada en az 3 saattir. Yani bir Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, bir sınıfa (seçmeli dersler hariç) en az 5 saat derse girmektedir. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği branşı, liselerde en fazla derse giren ilk iki branştan biridir. Bakanlığın açıklamasına göre, Sınıf Öğretmenliği branşı ile Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği branşlarında ihtiyaç sayısı ve bekleyen öğretmen sayısı hemen hemen aynıdır. Ama buna rağmen, Şubat ayında yapılan 17 binlik öğretmen atamasında, sınıf öğretmenliği branşına 5000’e yakın kontenjan verilirken, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği branşına 500’e yakın bir kontenjan ancak verilmiştir. İhtiyaç sayısı aynı olduğuna göre, neden Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri’ne hemen hemen 10’da birlik bir kontenjan verilmiştir? Şubat atamasında, birkaç branş hariç, diğer branş öğretmenlerinin hepsi mağdur olmuştur. YGS’de, Edebiyat başarısının düşmesinin sebebi, şu anda bile 6 bin küsur (12 yıllık zorunlu eğitimle birlikte çok daha fazla artacaktır) Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni ihtiyacı olmasına rağmen, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri’ni atamayan politikalardır. Ayrıca, ücretli öğretmenler sisteme zarar veriyor. Çünkü, ücretli öğretmenler, bir dönem çalışıp, diğer dönem işi bırakıyorlar. Bu sebeple birçok Dil Anlatım ve Türk Edebiyatı dersleri boş geçiyor. Hatta bazı okullarda, bu branşların öğretmeni olmayanlar bu derslere giriyor. Bu sebeple de Dil Anlatım ve Türk Edebiyatı derslerinden istenildiği kadar verim alınamıyor. Çözüm ise, acil olarak Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni ataması yapmaktır. Biz Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri olarak, Ağustosta yapılacak atamada, branş öğretmeni ağırlıklı öğretmen ataması yapılmasını ve bu atamada da; Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümüne en az 5 bin kontenjan verilmesini istiyoruz. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenleri > Adres: İhlas Medya Plaza 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna/ İSTANBUL Tel: (0212) 454 38 22 Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT