BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Sohbetin edepleri

Sohbetin edepleri

Sual: Mürşid-i kâmillerin bulunduğu devirlerde, talebe, sohbette nasıl hareket ederdi?



Sual: Mürşid-i kâmillerin bulunduğu devirlerde, talebe, sohbette nasıl hareket ederdi? CEVAP: Eski talebeler, hocalarının yüzüne bakmaktan çekinir, hep önlerine bakarlardı. Ama hocası (Yüzüme bakın!) diye emrederse, o zaman, emre uymak edebe riayetten önce geldiği için, emre uyarlardı. İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: Talip, gönülden, her şeyi çıkarıp, bütün varlığıyla pîrine bağlanmalıdır. Onun yanında, ondan izin almadan, nafile ibadet ve zikir yapmamalı. Onun yanında iken, ondan başka hiçbir şeye bakmamalı. Bütün gücüyle, ona bağlanıp oturmalı. O emretmedikçe, zikir bile yapmamalı. Onun yanında farz ve sünnet namazlardan başka namaz kılmamalı... Bir sultanın veziri, sultanın yanında iken, kendi elbisesine bakar. Eliyle kuşağını düzeltir. O anda, ona bakan sultan, kendinden başkasıyla olduğunu görünce, onu azarlar, (Benim vezirim olasın da, benim karşımda, elbisenin kuşağıyla oynayasın. Buna dayanılmaz) der. Düşünmeli ki, bu alçak dünyanın işleri için, ince edeplere dikkat edilince, Allah’a kavuşturan işlerde edebleri tam ve olgun olarak gözetmek ne kadar çok lazım olacağı daha iyi anlaşılır. Onun yanında, bir şey yiyip içmemeli ve kimseyle konuşmamalı. Hiç kimseye, hiçbir yere bakmamalı. [Pürdikkat dinlemeli, uyumamalı.] İstenen güzelle oturan kişi, Kırdaki çiçekle olur mu işi? Onun her yaptığını ve her söylediğini, yanlış görünse bile, doğru ve iyi bilmeli. Her işte, yiyip içmekte, elbise giymekte, yatmakta ve ibadetlerde, hep ona uymalı. Onun hiçbir işine, hiçbir sözüne, hardal tanesi kadar bile karşılık vermemeli. Karşılık veren mahrum kalmaktan kurtulamaz. İnsanların en aşağısı, bu büyüklerde kusur gören kimsedir. Allahü teâlâ, bu büyük beladan bizleri korusun! Onda bir harika, bir keramet aramamalı. Gönlünden böyle bir şey geçirmemeli. Bir müminin, bir peygamberden mucize istediği hiç görülmüş müdür? Kâfirler ve inanmayanlar mucize ister. Ondan izinsiz konuşmamalı, bir şey sorarsa kısa cevap vermeli ve sesini, onun sesinden fazla yükseltmemeli. Onunla yüksek sesle konuşmak, edepsizlik olur. Kısacası, tasavvuf baştanbaşa edeptir. Edebi gözetmeyen, Allahü teâlâya kavuşamaz. Eğer edebleri gözetmediği için üzülmezse, büyük zatların iyiliklerine ve bereketine kavuşamaz. (1/292)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT