BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kâğıttan çevrecilik RİO+20

Kâğıttan çevrecilik RİO+20

BREZİLYA’NIN Rio de Janeiro kentinde yapılan Çevre Zirvesine, 20 yıl önce alınan ve başarılamayan kararlar gölge düşürdü. BAŞTA Kyoto Protokolü olmak üzere bugüne kadar yapılan anlaşmalarda ABD, Çin ve Rusya’nın imzası bulunmuyor.



Sevgili okurlar, bugün sizlere 3.5 yıldır birlikte çalıştığım kıymetli editörüm, kardeşim Necmettin Öksüz’ün Rio+20 Zirvesi sonuç bildirgesi üzerine derlediği haberini sunuyoruz... Geçtiğimiz günlerde geride bıraktığımız BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı Rio+20, aynı kentte 1992’de yapılan BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nın 20’nci yıl dönümünde, 2002’de Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde düzenlenen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nin 10’ncu yıl dönümünde düzenlendi. Üç günlük zirveye yüzden fazla devlet ve hükümet başkanı katıldı. Çevrecilerde kente akın ederek renkli görüntüler oluşturdu. Konferansın “İstediğimiz Gelecek” başlık sonuç bildirgesi ise kimseyi pek tatmin etmedi. Toplam 283 maddeyi içeren bildirge, ekonomik gelişmenin farklı aşamalarında bulunan ülkelerin ortak ama farklılaştırılmış sorumluluk taşımasını öngörüyor. Sonuç bildirgesi hazırlanırken zor görüşmeler yapıldı. Sonuçta anlaşılan bildirgede çevreyi koruma amacına uygun kalkınmanın ve sosyal gelişimin temel ilkelerine vurgu yapılıyor. BM çevre koruma programının güçlendirilmesi, programın finansmanının artırılması ve deniz ekosistemlerinin korunması hedefleniyor. Ancak dünya liderlerinin katılımıyla 20 yıl önce yine aynı kentte yapılan zirveden doğan anlaşmalardan üçünün hedeflerine ulaşmakta başarısız olduğu gün gibi aşikâr. Diğer yandan, BM’nin iklim değişikliğiyle mücadeleyi öngören, 194 ülkenin onayladığı 1997 Kyoto Protokolü sanayileşmiş ülkelerin sera gazı salımını 2012’ye kadar yüzde 5.2 oranında düşürmeyi hedeflemekteydi. Protokolün amacı küresel ısınmanın sebeplerinden hava kirliliğini azaltmaktı. Fakat başta ABD olmak üzere bazı büyük devletler hâlâ bu protokolü onaylamadı. BAŞKANA YAĞMUR ORMANLARI TEPKİSİ Rio Zirvesi’ne ev sahibeliği yapan Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff aktivistlerin protestolarından en fazla nasibini alan lider oldu. Çevreciler, son zamanlarda tarım alanlarını genişletmek ve baraj için Yağmur Ormanlarını kesen Brezilya’ya, “Rousseff’in sırtına testere takılı el broşürleri” ile tepki gösterdi... Rio’dan bir şey çıkmayacağı G-20’den belliydi Geride bıraktığımız Meksika’daki G -20 Zirvesi’nin ümit verici olmayan sonuç bildirisi Rio+20 için ihtiyaç duyulan ivmeyi sağlayamadı. G-20 Zirvesi sonuç bildirgesinde, iklim değişikliğiyle mücadele, yeşil büyüme, düşük karbonlu kalkınma stratejilerinin hayata geçirilmesi, fosil yakıtlara verilen desteklerin kaldırılması gibi konularda, geçmişte yapılan açıklamalar tekrarlandı. Bu konularda atılacak adımların “gönüllülük” esasına dayandığının altı çizilirken kayda değer uzun vadeli taahhütler ve hedefler konulmadı. Türkiye’ye verilen çevre notu BBB- oldu Uzmanlar, tıpkı ekonomide olduğu gibi çevrecilik konusunda da performans değerlendirmesi istiyor Oxford Üniversitesi’nin eski öğretim görevlisi Matt Prescott, ülkelerin çevre politikalarına göre de bir değerlendirmeye tabi tutulmasını istedi. Prescott, Rio Zirvesi esnasında “Çevre Derecelendirme Kuruluşu” diye adlandırdığı çalışmasının ayrıntılarını açıkladı. Rapor, Türkiye’nin de dahil olduğu G-20 ülkelerini kapsıyor. Çevre notu, kişi başına düşen karbon emisyonu, koruma altındaki doğal alanlar, kesilen ve dikilen ağaçların birbirine oranı, hava kirliliği ve türü tükenen canlıların korunması gibi farklı alanlarda ülkelerin performansı değerlendirildikten sonra bir ortalama alınarak hesaplanıyor. İşte Prescott’un ülkelere verdiği notlar... Almanya: A+, İngiltere: A, Fransa: A- , Türkiye, G. Kore, Endonezya, Rusya ve Çin: BBB-. Bugünlere şükredelim! Değerli okurlar, üzülerek belirtmek gerekir ki, bugün ileri teknolojiye sahip birçok ülke hâlâ Doğa Korumanın ciddiyetine vakıf davranışlar sergilememektedir. Bu yaklaşım devam ettiği takdirde gelecekte dünyamız birçok önemli sorunla karşı karşıya kalabilecektir. Günümüzde sık sık cereyan eden olumsuz doğal şartlar (kuraklık, aşırı sıcaklık artışı, yaşanan sel felaketleri, kasırgalar, buzların erimesi, türlerin yok olması gibi) hiç şüphe yok ki, yarınların ön habercisidir. Bu nedenle her ülke sınırları içinde gerekli koruma tedbirlerini vakit kaybetmeden almalıdır. 40 seneyi aşan “çevre” ile ilgili bilimsel çalışmalarımda, 30 yıllık Üniversite Hocalığımda ve TBMM dönemimdeki Çevre Komisyonu Başkanlığımda birçok kıymetli vekil, bilim adamı, devlet dairelerinde başarıyla çalışan kişi ve sivil toplum kuruluşu üyelerini tanıma imkanı buldum. Türkiyemizde samimiyetle ifade ediyorum; Ülkesini seven, canla başla çalışan, donanımlı pek çok kardeşimiz var. Ayrıca artık toplum olarak doğaya karşı çok duyarlıyız. Çevre ile ilgili zaman zaman oluşan olumsuz davranışlara karşı pek çok mail ve mektup almaktayız. Gösterilen bu hassasiyet bizi çok duygulandırıyor. Bu nedenle geleceğe umutla bakmaktayız. Yolumuz açık olsun! Hepinize doğa ile iç içe, sevgi dolu bir yaz diliyorum. Kyoto sahipsiz kaldı İklim Değişikliği Anlaşması Kyoto’nun 1990’da 22.7 milyar ton olan karbondioksit emisyonunu 2010’da 21.5’e düşürme hedefine ulaşılamadı. 2010’da bu sayı 33 milyar ton oldu. Küresel emisyon 1990 ile 2010’da arasında yüzde 45 artarken, tek başına ABD’de artış yüzde 11, gelişmekte olan ülkelerde toplam yüzde 54’ü buldu. Çölleşmeyle mücadele 1994’te yürürlüğe giren Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin toprak kaybının önlenmesi hedefi tutmadı. 149 milyon kilometrekare kara parçasına sahip yeryüzünde toprak kaybı 1991’de 11.7 milyon kilometrekareyken bu sayı 2008’de 31.3 milyon kilometrekareye çıktı. Genlerimizle oynuyorlar 1992’de gerçekleştirilen Rio Zirvesinden doğan 2000 tarihli Cartagena Protokolü’nde genleriyle oynanmış organizmaların serbest bırakılması doğaya, insan sağlığına ve biyoçeşitliliğe karşı önemli bir risk olarak değerlendirilmişti. Ancak bu konuda da bir başıboşluk bulunmaktadır. Türlerin 3’te 1’i tehlikede Bitkilerin yüzde 68’i, omurgasızların yüzde 30’u, amfibilerin (su sürüngenleri) yüzde 30’u, memelilerin yüzde 22’si, kuşların yüzde 21’i, sürüngenlerin yüzde 21’i ve balıkların yüzde 21’inin türü yok olma tehlikesi altında bulunuyor. Bilinen 48 bin 770 türün ortalama yüzde 37’siyse hâlâ tehdit altında. Çevre dostu yeni nesiller yetişiyor “Çocuk Tarım Kampı”na katılan öğrenciler ağaç dikmeyi, sebze meyve yetiştirmeyi öğrendi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, TİGEM ve Türk Traktör’ün ortaklaşa düzenledikleri “Çocuk Tarım Kampı”na katılan öğrenciler sertifikalarını aldı. Kamp boyunca eğlenirken öğrenen çocukların çevreye olan farkındalıkları artırılırken, tarladan sofraya üretim teknolojileri, iyi tarım uygulamaları, küresel iklim değişiklikleri ve atık yönetimi gibi pek çok konuda eğitim çalışması da yapıldı. Bafa Gölü’nü yine yeşil örtü kapladı Ege Bölgesi’nin en önemli sulak alanlarından Bafa Gölü’nü geçen yıl kaplayan alglerin neden olduğu yeşil örtü, alınan tedbirler yetersiz olduğundan yeniden ortaya çıktı. Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici, “Göle verilen sularda nitrat ve fosfat gibi besleyici tuzların çok olması, mavi-yeşil alglerin artışını tetiklemektedir. Bafa’daki kirlilik, sadece yağmura ve verilen sulara bırakılmamalı” dedi. Ormana zarar veren böceklere ‘aşk tuzağı’ Bitkilere zarar veren böcekler, ‘aşk tuzağı’ ile karşı cinsin kokusunu yayarak böceği içine çekip etkisiz hale getiriyor. Orman ve tarımdaki zararlı böceklere karşı biyoteknik yöntemle geliştirilen ve ‘aşk tuzağı’ olarak nitelendirilen “feromon tuzaklar”, kimyasal mücadelenin insan ve çevre üzerindeki olumsuz etkisini ortadan kaldırıyor. TEMA’ya Yaşam İçin Toprak Ödülü TEMA Vakfı, 20. yaşını BM Çölleşmeyle Mücadele Sekreteryası önderliğinde ilk kez verilen “Land for Life/Yaşam İçin Toprak Ödülü” ile kutluyor. Vakıf, 450 bin gönüllüsü ve kurucusu Hayrettin Karaca ve arkadaşlarının attığı güçlü altyapı ve öngörüsüyle bunu başardı. Biz de Yeşil Sayfa olarak bödülün alınmasında emeği geçen herkesi gönülden kutluyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT