BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rusya, Suriye konusunda neden direniyor?

Rusya, Suriye konusunda neden direniyor?

MOSKOVA, ABD'nin blokuna karşı, İran ve Suriye ile yeni blok oluşturmak istiyor... ABD'nin Orta Doğu'daki gücünü azaltmayı hedefliyor. LİBYA olayları sırasında ABD ve AB ülkeleri tarafından "kandırıldığını" düşünen Rusya, Suriye'de inisiyatifi elden hiç bırakmak istemiyor.



Birleşmiş Milletler'in (BM) Suriye konusunda atadığı eski Genel Sekreter Kofi Annan'ın davetiyle Cenevre'de toplanan zirveden de -daha önceki Suriye toplantılarından olduğu gibi- somut bir sonuç çıkmadı. Toplantıda bir geçiş hükümetinin kurulması yönünde mutabakat havası oluştuğu söylense de, söz konusu geçiş hükümetinin mahiyeti hakkında son derece derin görüş ayrılıkları olduğu gözlerden kaçmadı. Rusya'nın Suriye konusunda Batılı ülkelerden çok farklı düşündüğü Cenevre zirvesinde bir defa daha ortaya çıktı. Rusya'nın bu tavrının üç temel sebebi var. Birincisi tarihsel sebep: Rusya son üç asırdır, Akdeniz Havzası'nda varlığını perçinleme politikası güdüyor. XIX. yüzyılda Fransa ve İngiltere'nin engellemesiyle karşılaşan Rusya, zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu karşısında çeşitli başarılar elde etmiş olsa da, bu iki büyük gücün direnmesi karşısında emeline ulaşmaya muvaffak olamamıştı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyetler Birliği'nin Akdeniz ve Orta Doğu coğrafyasına sızma girişimleri ise bu defa ABD engeline takılmıştı. ABD önce 1955'te Türkiye, Irak, İran, Pakistan ve İngiltere'ye Bağdat Paktı'nı kurdurtmuştu. ABD Başkanı Eisenhower ise 1957'de, komünizmin Orta Doğu'ya yayılmasının önüne geçmek için daha aktif bir politika izleneceğini ilan etmişti. Suriye'yle o tarihlerden itibaren çok yakın bir iş birliğine girişen Sovyetler Birliği, Batı karşıtı grupları Orta Doğu'nun her yerinde desteklemeye başlamıştı. 'Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte Rusya'nın bu bölgedeki etkinliği bir süreliğine azaldı. Fakat Rusya Akdeniz ve Orta Doğu'da varlık gösterme şeklinde özetlenebilecek tarihsel hedefinden hiçbir zaman tam olarak vazgeçmedi. İkincisi stratejik sebep: Moskova, ABD'nin dünyanın hiper gücü olma vasfını giderek kaybetmekte olduğunu görmektedir. Bütün ekonomik göstergeler, XXI. yüzyılın ortalarına doğru, ABD'nin küresel liderliğinin sona ereceğini işaret ediyor. Mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde Çin'in yeni hiper güç olacağına kesin gözüyle bakılıyor. ABD'nin Irak'tan çekilmesi aslında Washington'un askerî politikalarını yeni dönemin ihtiyaçlarına göre güncellemesinin bir sonucu. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) önümüzdeki yıllarda ABD'nin güvenlik politikalarının sıklet merkezini Pasifik bölgesinin oluşturacağını açıklamıştı. Washington yönetimi, ABD'nin Orta Doğu'dan kademeli çekilmesiyle ortaya çıkabilecek boşluğun, "model ortak" Türkiye ile geleneksel müttefik Suudi Arabistan'ın (ve onun sözünden çıkmayan küçük Körfez devletlerinin) ABD yanlısı tutumuyla doldurulabileceğini hesap etmişti. Bu meyanda, Türkiye'nin Arap coğrafyasına yönelik açılımı ABD tarafından teşvik edilmiş, Suudi Arabistan'ın ise kurulduğundan beri hiç olmadığı kadar aktif bir dış politika izlemesi memnuniyetle karşılanmıştı. Kuşkusuz ABD Türkiye-Suudi Arabistan ekseninde oluşturmaya çalıştığı "Batı yanlısı" blok ile İran'ın bölgedeki faaliyetini dengelemek ve petrolün dünya pazarlarına akışının kendi denetimi altında kalmasını temin etmek istiyordu. Rusya ise, ABD'nin oluşturmaya çalıştığı blok karşısında, İran ve Suriye'ye destek vererek yeni bir blok oluşturmaya girişti. ABD'nin Orta Doğu'daki gücünü azaltmayı hedefleyen bu politika, Suriye'de Baas rejiminin desteklenmesi sonucunu doğurdu. Rusya'nın Suriye'de yeni bir dönem başlasa da, kendi çıkarlarına yeşil ışık yakacak bir yönetim olması için bütün gücüyle çaba göstereceği açıktır. Üçüncü sebep ise büyük devlet refleksidir: Libya olayları sırasında ABD ve AB ülkeleri tarafından "kandırıldığını" ve masanın dışına itildiğini düşünen Rusya, Suriye'de inisiyatifi elden bırakmak istememektedir. Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye'de bir çözüm olacaksa, bunun Rusya'nın öncülüğünde ve onun istediği şekilde gerçekleştirilmesi için şimdilik uzlaşmaz bir tutum sergilemektedir. Savaş uçağının düşürülmesinden sonra Esad rejiminin mutlaka yıkılması gerektiği görüşünü daha sert cümlelerle ifade etmeye başlayan Türkiye, gerek kendi çıkarları, gerek Suriye'de yaşanmakta olan zulmün sona erdirilmesi için, Batılı ülkeler kadar Rusya'yla da yakın çalışabilmenin yollarını aramalıdır. Görünen o ki, Suriye'de sağlıklı bir çözüme Rusya'nın desteği olmadan ulaşılamaz... LAVROV'LA SONUÇSUZ GÖRÜŞME Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan, Cenevre’de yapılan Suriye konulu toplantıda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir araya geldi. Toplantı esnasında Kofi Annan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bir süre sohbet etti.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT