BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Aydınımızın sefil ve perişan hâli!

Aydınımızın sefil ve perişan hâli!

Osmanlı döneminde münevverlerimiz vardı; bunlar, bir Doğu'dan ve bir de Batı'dan olmak üzere en az iki yabancı dil bilirlerdi. Kahir ekseriyetinin 3-5 yabancı dili vardı. Her birisi; cuma namazı kıldırıp hutbe okuyacak kadar dini bilgiye sahipti. Batı'nın yetiştirdiği aydınlara bakın; bunlardan her birisi, herhangi bir Hristiyan kasabasında rahatlıkla papazlık yapabilecek dinî bilgiye sahiptirler.



Osmanlı döneminde münevverlerimiz vardı; bunlar, bir Doğu'dan ve bir de Batı'dan olmak üzere en az iki yabancı dil bilirlerdi. Kahir ekseriyetinin 3-5 yabancı dili vardı. Her birisi; cuma namazı kıldırıp hutbe okuyacak kadar dini bilgiye sahipti. Batı'nın yetiştirdiği aydınlara bakın; bunlardan her birisi, herhangi bir Hristiyan kasabasında rahatlıkla papazlık yapabilecek dinî bilgiye sahiptirler. Filozofların çoğunun papaz kökenli olmaları tesadüfi değildir. 20. Yüzyıla gelindiğinde Türk insanı, aydın yetiştiren müesseselerini kaybetti. Gün geldi; aydın, mumla aranır oldu. Cumhuriyet aydını (!) ne Doğulu ve ne de Batılı olabildi. İki arada bir derede kalıp, hak ve hakikatten büsbütün mahrum kaldı. Dinini bilmezlikle kalmadı, ona düşman oldu! İnsan, bilmediğinin düşmanı olur gerçeği tecelli etti ve dinden uzak yetişen cumhuriyet nesilleri dine ve dindara düşmanca gözle bakmaya başladılar. Açık ve derin devletin de yönlendirmeleriyle, her bir aydın âdeta din paranoyası hâlini aldı. Nerede bir dini ritüel görürlerse; 'irtica geliyor!' diye feryadı basarlar. Taa 2000'li yılların başına kadar; ramazanlarda iftar yemeklerinden sonra; otellerde cemaatle kılınan akşam namazlarını; 'toplu namaz kılıyorlar' diye gammazlamak hevesindeydiler! Çünkü onlara göre, namaz ancak tek başına kılınabilirdi ve namazı ancak fakirler ve cahiller kılabilirdi. Baş örtüsünü de ancak köylüler, şehirlerde ise yalnızca kapıcılar ve hizmetliler takabilirdi. Devletin en üst makamlarına gelmiş ve askerî rütbelerin en yükseğine çıkmış bir zat; Aczmendi meczubu Müslüm Gündüz'ü, irtica'ya sebep ve 28 Şubat'a gerekçe gösteriyor! Bütün ipliklerin pazara döküldüğü bugün bile bunu bir orgeneral söyleyebiliyorsa pes doğrusu! Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür ki; bu zat da bunca cehaletini onca tahsiliyle ancak sergileyebiliyor! Aydını (!) bu olan toplumun kendisi nedir? Allah'tan toplum bunların rüzgârına kapılmadı ve bunlara rağmen yaşadı. Toplumu da kendilerine benzetselerdi, şimdilerde; hak ve hakikat namına hiçbir oluşa yer yoktu. Bundan dolayıdır ki, o beğenmedikleri ve göbeğini kaşıyan diye tanımladıkları millet, kendilerinden yüz bin devir ileride! İleride ki, hep bunlara rağmen o kişileri iktidara taşıyor!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT