BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kanları yerde kaldı

Kanları yerde kaldı

Başbağlar sakinleri tahmin edemeyeceğiniz kadar olgun insanlar, kavgadan hoşlanmıyorlar. “Eğer suçumuz nazlı hilale gönül vermekse biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz” diyorlar. “Bir bedel ödedik de bu neyin bedeli? Türkiye hangi tehlikeli eşikten geçti? Maşalar umurumuzda değil, devlet düğmeye basanları bulmalı ve onları ifşa etmeli!”



Başbağlar Katliamı -2- ÖZEL HABER:?İrfan ÖZFATURA irfan.ozfatura@tg.com.tr Başbağlar Anadolu'nun en kuytu noktalarından biri... Düşünün telefonlar bile çekmiyor. Yarı şaka yarı ciddi, biz % 99.99 olan kapsama alanına değil 00.01'e tabiyiz diyorlar. 1993'te daha da mahrum tabii, henüz köprü yapılmamış. Merkeze ulaşmak için önce baraj kıyısına inecekler, oradan sandalla karşıya geçecekler, araba bulup Kemaliye'ye ulaşacaklar, sonra da Bağıştaş İstasyonu ve trenle Erzincan. Kışlar sert, yollar sarp. Buna rağmen topraklarına bağlılar. Gurbete gidenler de yazın mutlaka geliyor, baca tüttürüyorlar. Mektebi kendileri yapmış, Milli Eğitim'e bağışlamışlar. Kim bilir belki de bu yüzden onlar seçildi, hedef oldular. Katliam nasıl yapıldı, dün anlattık. Bu gün sadece bazı sorular soracağız. Tuhaf, garip, cevapsız sorular... Neden müdahale edilmedi? Katliam akşamı çatır çatır yanan bir köy var, ortalık tüfek sesinden geçilmiyor. Yukarı Umutlu köyü sakinleri Başpınar Karakolu'nu arıyorlar fakat gereği yapılmıyor. 100 şaki ellerini kollarını sallayarak geliyor, yürüyerek ayrılıyor, takip bile edilmiyorlar. Niye otuz üçe, otuz üç? Teröristler, köyün erkeklerini Kavaklık mevkiine götürüp kurşuna diziyor. Dişi militanlar hanımların takılarını çalıp, evleri ateşe veriyor. Ölen sayısı enteresan. Sivas Madımaktakiler ile aynı rakam. Organize işler mi? Başbağlar sakinleri bile köyün elektriği telefonu nereden kesilir bilmiyor. Ama gelenler talimli, hattı anında iptal ediyorlar. Kimde av tüfeği, kimde tabanca var tek tek istiyorlar. Bunlar militanların bileceği şeyler değil, kimden bilgi aldılar? Dozerle enkaz mı kalkar? Devlet köye 18 saat sonra ulaşıyor. Tarihi köyü dozerle dümdüz ediyor, âdeta delil karartıyorlar. Köy, sakinleri ahşaplar yandı ama duvarlar dimdik ayaktaydı evlerimizi onarabilirdik diyor. Başbağlar'dan iki ay sonra bile duman tütüyor, itfaiye ise "hiç" gelmiyor. Niye kamyon kasasında? Niye Başpınar? Aziz şehitlerin naaşları çöp, hafriyat taşıyan kirli bir kamyona atılıyor, alel acele Başpınar nahiyesine götürülüp defnediliyor. Yakınları mevtaları göremiyorlar. Başbağlar'a şehitlik yakışırdı ama fırsat tanınmıyor. Neyin güvenliği? Soruyorlar şehitlerimizi niye Başpınar'a defnettiniz? "Güvenlik için" diyorlar. Kimin güvenliği... Cesetlerin mi? Dava İzmir'e nakledilince de aynı bahane? "Güvenliğiniz için." Erzincan ufak bir il ve çok güvenli. Orada sağlayamadığın emniyeti, İzmir'de nasıl sağlayabilirsin ki? Mahkeme ve hakim niye değişti? Erzincan'da, Malatya'da ve Elazığ'da DGM varken mahkemenin İzmir'e nakledilmesi tam bir garabet. İlk hakim vazifesini yapıyor; yakalanan 17 kişinin tutuklanmasını istiyor, Adalet Bakanlığı hemen devreye giriyor ve hakimi değiştiriyor. Dava "itiraflara rağmen" kapanıyor, takipsizlik kararı çıkıyor. Mağdurlar neden aşağılandı? İzmir DGM'de şehit yakınları, hatta avukatları azarlanıyor. Sakallılara sataşıyor. Ne işiniz var burada diye laf atıyor, tehdit ediyorlar. Müdahillerden Mehmet Arat ayağından ameliyat olmuş, sargı bezi var. Hakim terliğini bahane ediyor, dışarı atıyor. Nerede balistik muayene? Militanlar 565 mermi sıkmışlar. Kovanlar çekirdekler toplanıyor ama gerisi gelmiyor. Balistik muayene niye yapılmadı, silahlar niye izlenmedi bilinmiyor. Terk edin baskısı tasfiye süreci miydi? Başbağlar sakinlerine ısrarla yer gösteriliyor. Mersin'e İskenderun'a göçmeleri isteniyor. Onlar "son ferdimiz yaşayıncaya kadar burada kalacağız, Başbağlar'da nazlı hilal dalgalanacak" diyor. Karagümrük kolaylarına mı geldi? Dernek yetkilileri soruyor: Olay Araştırma Komisyonu incelemeyi nerede yapması lazım? Hadise mahalli yerine dernek binasında soruşturdular. Başbağlar'da değil, İstanbul Karagümrük'te. Bu kadar ciddiyetsizlik olabilir mi? Uçları derinde mi? Davanın avukatlarından Hüsnü Tuna: "90-95 yılları arasında işlenen Çetin Emeç, Turan Dursun, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok suikastlerinde fail olarak Sünni Müslümanlar gösterildi. Bunlar darbe şartlarını olgunlaştırmak için işlenen cinayetlerdi. Başbağlar, asit kuyularında insan eritenlerin, helikopterden ceset atanların, domuz bağlarıyla can yakanların işi. Katliamı devlet içinde örgütlenen yasadışı güçler planladı, sol örgütlere ihale edildi. " Hani hayvan sevenler, yeşilciler? Binlerce hayvan diri diri yakıldı... Hayvan hakkı savunucuları gündeme bile almadı. Ormanlar yandı, bağlar bahçeler dağıtıldı, çevrecilerden çıt çıkmadı. Okulumuz yakıldı, eğitim gönüllüleri kınamadı. Aydınlar, tarihçiler, mimarlar nerede? Burası 400 yıllık bir köy, evlerimiz Beypazarı Safranbolu ayarındaydı, tamamının ahşap kısımları yandı, bırakın öyle kalaydı. Dozerle girdiler kıymık kıymık yaptılar. Bir kültür ortadan kaldırıldı. Hani Taksim'e çıkmak için hazır kıta bekleyen sivil toplum örgütleri? Bir de Başbağlar için yürüseler ayakları mı aşınırdı. Devlete güvenen yalnız mı kalmalı? Bizim kimseyle alacağımız vereceğimiz yok. Kin intikam peşinde değiliz, kimseyle kavga etmedik, etmeyeceğiz. Devlete güvendik, güveneceğiz. Ancak yetimlerimiz zor günler yaşadı, bir yetkili gelip de hâllerini sormadı, başları okşanmadı. Anma günlerinde boy gösterip geçmiş olsun demekle iş bitmiyor. Bu Türkiye'nin ayıbıdır. Her vakadan sonra "kanları yerde kalmayacak" denir, bize o bile lütuf sayıldı. Bilgilerine başvurulamaz mı? Başbağlar köyü sakinleri olarak tek şey istiyoruz: 1993 yılında o bölgede görev yapanların "bakın ifade demiyoruz" bilgilerine başvurulamaz mı? Başbağlar Karakoluna Yukarı Mutlu'dan telefon açılmış. Çıkan askeri bulacaksın, senin üstün kim, üstünün üstü kim? Ortada cinayet var, yağma var, sabotaj var, kundaklama var. Bütün bunlara rağmen sanıkları salanlara, baskı görüp görmedikleri sorulamaz mı? NOT: Bugün saat 15.00'de Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi'nde Başbağlar şehitleri anılacak. Aydın: Medyayı anlayamıyoruz Başbağlan Köyü Dernek Başkanı Mehmet Aydın dert yanıyor: Şimdi gazeteci arkadaş geliyor. "Başkanım bize bir şehit çocuğu..." Buluyoruz. İş yerinden izin alıyoruz. Yetimi ikna ediyoruz. Giydirip kuşatıp karşısına çıkarıyoruz. Resimleri çekiliyor. Ertesi gün gazetede tek satır yok. Yok! Yok! Yok! Medya ısrarla bizi yok sayıyor. Sivasa çarşaf çarşaf sayfa açanlar, bize ufacık bir paragrafı çok görüyor. AVUKAT CÜNEYT TORAMAN: Sadece insanlar değil hukuk da katledildi Bir hukukçu olarak Adalet Bakanlığı'nın tavrını anlamam kabil değil. Erzincan'da başlayan davanın İzmir'e alınması tuhaftı. Mahkeme baskı altında tutuldu, mağdurlara sanık muamelesi yapıldı. Büyük bir oyun tertiplenmişti, lakin Başbağlar sakinleri ağırbaşlı davrandı, tuzakları tutmadı. Bunlar trafik suçu bile işlememiş insanlar, ağızları var dilleri yok. Alevi köyleri ile bir meseleleri olmamış. Katliama rağmen yine olmadı. Eğer Ergenekon'un üzerine kararlılıkla gidilirse Başbağlar'ın da, Sivas'ın da failleri ortaya çıkacak, Türkiye nefes alacak. Sivas davasında alakasız adamlar toplandı. Başbağlar'da ise tetikçiler bulundu, yakalandı ama anlaşılmaz bir şekilde serbest bırakıldı. Ceza indiriminden yararlanmak isteyen itirafçılar tek tek kod adlarını verdiler. Ki birbirlerini teyid ediyorlardı. Mahkeme bunun dava ile alakası yok deyip kapattı. Efendim usulsüz teşhis yapılmış... Reddi hakim talebinde bulunduk, o da dikkate alınmadı. Eğer Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay'ın müdahalesi olmasaydı bu dava kesinlikle böyle sonuçlanmazdı. AYLARCA YANDI İTFAİYE GELMEDİ 19 yıl evvel bugün Başbağlar'a gelen 100 kişilik terörist grup, cemaati camiden çıkarıp kurşuna dizmiş, evleri yağma edip ateşe vermişlerdi. Devlet 18 saat sonra ulaşabildi, aziz şehitlerin naaşları kirli bir dampere atılıp 30 km ötedeki Başpınar'a defnedildi. Evler dozerle yıkılıp yerle bir edildi. Köy iki ay sonra bile için için yanıyordu, tek itfaiye aracı gelmedi. MASKELERİ İNDİRİLSİN! Başbağlar halkı o gün çok sevinçliydi. Zira bir hemşerileri Almanya'dan minibüs getirmiş köye hediye etmişti. Ve o minibüs o gün yakıldı. Başbağlar halkı kin intikam peşinde değil, sadece bu oyunu tertipleyenlerin ortaya çıkmasını istiyorlar. Devletin Başbağlar sakinleri için yaptığı beton evler soğuk ve kullanışsız. Tarihi konakların yerini asla dolduramadı.
Kapat
KAPAT