BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > Diyarbakır’da dindarlar da işkence gördü

Diyarbakır’da dindarlar da işkence gördü

Diyarbakır Cezaevinde işkenceye maruz kalan eski PKK’lı Selim Çürükkaya, insanlık dışı uygulamaları anlattı: “Diyarbakır zindanında herkes işkence gördü. Dindarlar da zulme uğradılar.”



> Adem DEMİR - İSTANBUL Diyarbakır Cezaevi'nde kalan tutuklu ve hükümlere yönelik insanlık dışı uygulamaların yoğun olarak yaşandığı dönemin üzerinde 32 yıl geçti. 12 Eylül 1980 ve sonrasında Diyarbakır Zindanı'nda kalanlara uygulanan işkenceler aradan geçen onca zamana rağmen dönem dönem gündeme geliyor. Yüzlerce kitaba konu olan o dönemin işkence metotları çekilen bir belgesel filmle yeniden gündemde. "O Türküyü Söyle (We Sıtranê Beje)" isimli filmde rol alanlar ise bizatihi işkenceye maruz kalan kişiler. Filmi, Diyarbakır Cezaevi'nde kalan, sonra PKK'ya katılan ancak Abdullah Öcalan'a isyan ederek örgütü terk eden Selim Çürükkaya çekti. Filmin yapımcı ve senaristliğini yapan Çürükkaya, kıt imkânlarıyla üç yılda, meşhur 35. Koğuşta kalan bazı kişiler de dahil olmak üzere cezaevindeki zulmü bizatihi yaşayan mahkûmlarla çektiklerini söyledi. Çürükkaya, O Türküyü Söyle'nin hikâyesini ise şöyle açıkladı: "Ferhat Kurtay ve üç arkadaşı işkenceyi protesto etmek için kendilerini yaktılar. Mahkûmlar yangını söndürüp, yanan bedenlerin üzerine battaniyelerini çektiler. Selim Dindar Fehat'ı tanıyor. Gelip başında duruyor ve 'Hocam bir şey istiyor musun?' diyor. Ferhat, Selim'i sesinden tanıyor ve 'O türküyü söyle' diyor. Selim ağlayarak 'Sevdalıya' adlı türkü yü söylüyor..." AK PARTİ'YLE ALAKASI YOK Hüseyin Yıldırım, Mehdi Zana, Hasan Atmaca, Paşa Uzun, geçtiğimiz yıl Bakırköy'de bir kahvenin taranması sırasında hayatını kaybeden Selim Dindar ve daha birçok kişinin rol aldığı belgesel filmde önemli mesajlar veriliyor. Dindar, o türküyü söylerken gözyaşlarına boğuluyor. Filmde herkesin karşılaştığı haksızlıklara vurgu yapılıyor. Hatta Başbakan Erdoğan'ın 2007 yılında ve sonrasında Diyarbakır'da yaptığı konuşmalarından bir kesit de var. Erdoğan'ın, Diyarbakır Zindanı'nda geçmişte yaşanan işkenceleri eleştirirken, "Ah ah.. Bu duvarların dili olsa da konuşsalar. Tek kişilik hücrede 20 kişi çırılçıplak vaziyette ne işkencelere maruz kaldığını artık kitaplar yazıyor" diyor. PKK, Erdoğan'ın kısa değerlendirmesine bile tahammül göstermedi. Film aleyhinde kara propaganda yapmaya başladı. Çürükkaya, "Başbakan, neden filmde konuşturulmuş? AK Parti var bu filmin arkasında diyorlar. Ben de keşke 'AK Parti yayın alanında filme destek olsaydı' diyorum. Çünkü, çok zor şartlarda hazırladık. Şimdi ise gösterecek sinema arıyoruz" diye konuştu. "Ben cuntaya zulme karşı olanlara sesleniyorum: Filme sahip çıkın herkes izlesin. Bir daha böyle zulüm yaşanmasın" diyen Çürükkaya şunları söyledi: "Diyarbakır Zindan'ında, oruç tuttukları için yaşlı insanlara dışkı yedirildi. Müslümanlar buna karşı çıkmaz mı? Altan Tan'ın babası Bedii Tan'a havalandırmada eğitim yaptırıyorlar. Yürüyemiyor, dövüyorlar. O da 'ağzım kurumuş oruçluyum' diyor. Bunun üzerine asker 'öyle mi' diyor. Foseptık çukurunu açıyor, kafasını batırıyor ve zorla dışkı yedirerek orucunu bozduruyor." ÖLDÜĞÜNÜ ZANNEDEN ADAM Çürükkaya, "acının dili yoktur" diyor ve ardından ekliyor: "Bu film düşmanlık yayan bir film değildir. Herhangi bir örgütün propagandasını da yapmıyor. Film bize insanlığı hatırlatan ve zulüm altında inleyen insanların karşı duruşunu ortaya koyuyor." Çürükkaya, bir başka dindar insan olan Mehmet Salih Besen'in başına gelenleri ise şöyle anlattı: "Besen gördüğü işkencelerden dolayı aklı dengesini kaybetti. Diyarbakır zindanının cehennem bütün gardiyanları ise zebani olarak görüyordu. Bir gün ağlayarak Selim Dindar'ın yanına geliyor. Herkesin öldüğünü ve kabirde olduğunu anlatıyor. Dindar ise bir türü kendisine yaşadığını anlatamıyor. Bunun üzerine Besen SiirtCezaevine naklediyorlar. Cezaevi müdürü Besen'in dünyada olduğuna ve yaşadığına ikna etmek için telefonla eşiyle görüştürüyor. Yaşadığını anlayan Besen, elinde telefon ahizesiyle düşüp ölüyor. Bizim film de bu sahneyle son buluyor."
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT