BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Somali’nin yüzünü Türkler güldürecek

Somali’nin yüzünü Türkler güldürecek

Türkiye, yardım kuruluşları aracılığıyla ölüm döşeğindeki Somali’yi ihya ediyor. Evler tamir ediliyor, iş yerleri açılıyor, açlar doyuruluyor. En zor görev ise 21 yıl süren iç savaşın halkın zihninde bıraktığı derin izleri yok etmek. Türkler, Somali halkının içine karışıp rahat hareket ediyor; Batılılar ise konteynerden dışarı adım dahi atamıyor.



yazıdizisi-2 OSMAN SAĞIRLI hazırladı osman.sagirli@tg.com.tr Sabahın ilk ışıklarına kadar mantar tabancası gibi kullanılan ağır makineli silahlar yüzünden uykuya hasret yeni bir güne daha başlıyorum. Deniz Feneri Derneği Eğitim Merkezi'ndeki mezuniyet töreni için hareket ediyoruz. Toprak yollardan geçip geniş güvenlik tedbirleri alınan sokak arasında bir binadan içeri giriyoruz. Yüz civarında hanım, açık hava sınıfı gibi bir alanda sandalyelere oturmuş bekliyor. Yalnızca gözleri görünüyor. Hiç birinden çıt ses çıkmıyor. Biz de olsa!... Somali Büyükelçisi Kani Torun'un katılımıyla tören başlıyor. Hanımlara yönelik olarak açılan; okuma yazma, ilkyardım, yemek pişirme ev idaresi, kına boyama ve dikiş kursunu bitirenlere sertifikaları veriliyor. Karşılıklı teşekkürler, dostluk ve minnet mesajları... Tören sonrasında hanımlar hazırladığı yiyeceklerden mütevazı bir sofra kuruyor; Kekler, börekler, yerel yemekler masadaki yerini alıyor. Hanımlardan biri, "Geçen ay beni Türkiye'ye götürmüşlerdi. Meğer ne kadar çok yemek çeşidiniz varmış. Biz yemek denilince et, balık, pilav birkaç da sebze yemeğini bilirdik. Artık kusurumuza bakmayın yavaş yavaş biz de öğreniyoruz" diyor. Deniz Feneri Derneği'nin Somali Acil Yardım Hastanesi'ne doğru yola çıkıyoruz. Yol boyunca Dernek Genel Sekreteri İbrahim Altan, 9 Ağustos'tan bu yana yardım çalışması yaptıkları Somali'deki faaliyetlerini "yetmez ama" diyerek anlatıyor. Havalimanı yolundaki hastanedeyiz. Hastanenin avlusunda yüzlerce kadın ve çocuk bekliyor. Sabah erkenden gelenler, isimlerini ve şikayetlerini yazdırmış. Bir hastabakıcı elindeki listeye bakıp avazı çıktığı kadar bağırıyor; sanki ses veriyor, içeri giren hasta çocuklar, orotoryo gibi aynı desibelden sesi devam ettiriyor. Doktorlar evire çevire muayene ediyor, kimi tahlil için laboratuvara, kimi ücretsiz ilaç için eczaneye yönlendiriliyor. İbrahim Bey, 12 Ağustos'tan bu yana her gün 300 hastanın hizmet aldığı, 27 personelin görev yaptığı, 10 yataklı hastanenin derneğe yıllık 100 bin dolara malolduğunu söylüyor. Bizim hastaneler böyle. Peki Somali'den yürek parçalayan ilk fotoğrafları çektiğim ülkenin en gelişmiş hastanesi (!) Benadir Hospital'da durumlar nasıl? Akşam hava kararmak üzereyken hastaneye varıyorum. Kapıdaki abartılı güvenlik önlemlerine Türk kimliğim galip geliyor, araçtaki silahlı korumaların bahçede beklemesi şartıyla bariyerler açılıyor, içeri buyur ediliyorum. Merdivenlerde 6-7 yaşlarında iki çocuk oturuyor. Çocuklardan erkek olanı ortalığı kasıp kavuran sıcak havaya rağmen battaniyeye sıkıca sarılmış, dişlerini sıkmaktan avurtları dışarı fırlamış belli ki ateşi var. Uzun uzun izliyorum bir ara dönüp bakıyor sonrasında ilgilenmiyor. Hastane koridorları yine çocukların çığlıklarıyla inliyor. Bir yıl önce yürüdüğüm koridorları aynı şekilde adımlıyor, aynı odaları tek tek kontrol ediyorum. Hasta çocuklar hariç her şey bıraktığım gibi duruyor. Keşke o çocuklar dursaydı! Peki o kadar yardım yapılıyor bu hastaneye hiç mi faydası olmuyor? diye söyleniyorum. O kahrolası sen ben davası çıkıyor karşıma. Birileri ölürken birileri hastane üzerinden iktidar kavgasına tutuşmuş!... Deniz Feneri'nin yaptırdığı mescitleri ve su kuyularını ziyaret ediyoruz. Akşam yorgun bir şekilde otele kendimizi zor atıyoruz. Vakit gece yarısını geçmiş, sabah erkenden uçak var. Otelin bahçesinde kurulan dev ekrandan Somali televizyonun yayınladığı haftalar öncesinin maçları otel müşterileri tarafından ilgiyle izleniyor. Sonucu malum maçın her pozisyonunda hop oturup hop kalkıyorlar. 50 yaşlarında bir adam izin isteyip masamıza oturuyor. Adı Abdullah....26 yıl boyunca öğretmenlik yapmış. Öyle şeyler anlatıyor ki pür dikkat dinliyoruz. Siyad Barre döneminde başlayan ve yıllarca süren iç savaşta yiten canları ve ülkenin sürüklendiği durumdan bahsediyor; "Aynı sokakta oturan insanlar sadece başka kabileden olduğu için birbirlerine düşmanlık yaptılar. Çok can verdik çookkk. İmkanı olanlar ülkeyi terketti. Kendi ülkemizde bir lokma ekmeğe muhtaç mülteci durumuna düştük. Yıllarca bizi sömüren batılının ardından birbirimizi sömürmeye başladık..." Kah dudakları titriyor, kah yüzü geriliyor. Duraklıyor sonra "Kara Şahin Düştü filmi var ya hani Fas'ta çekilen o filmde batının bize nasıl baktığını göreceksiniz. Bizi barbar göstermek için ellerinden geleni yapmışlar. Umut Operasyonu diye bölgeye girdiler kurtarmak için geldikleri insanları öldürdüler. Hiç batılı bir ülke kazancı olmayacak bir işe tevessül eder mi?" diyor. Somalili Abdullah’ın gecenin finalinde söyledikleri ise Somali'yi kurtarma planları yapanlara bir reçete niteliğinde...."İnsanların oturacakları evleri, yolları, hastaneleri, okulları onarabilirsiniz. Ancak buradaki insanların zihninin nasıl onaracaksınız?" BATILILAR KONTEYNERİN TÜRKLER HALKIN İÇİNDE Somali Büyükelçisi C.?Kani Torun, Türkiye'nin, kaderine terk edilmiş Somali'yi yardımlarıyla yeni bir döneme taşıdığını söylüyor. Torun, ”Batı yeni yeni geliyor. İtalya havalimanında bir konteynerde elçilik açtı. İngiltere de açacakmış. Ama inanın hiçbir ülke bizim kadar burada rahat değil" diyor. ÇADIRKENT BAŞKENT Gelen her yabancı Somali’deki insanlar için endişe ve korku demek. Zira bellerine kadar yarı çıplak çocukların hali, buna en iyi örnek. Aşağıdaki fotoğraf ise sıradan bir çadırkent değil. Mogadişu... Yani başkent... DENİZ FENERİ Şefkat köprüsü kurdular Somalililer için açılan kurslarda her türlü eğitim veriliyor. Kadınlara ev işleri, erkeklere para kazanmanın yolları açılıyor. > Deniz Feneri Derneği Mogadişu'da açtığı eğitim merkezlerinde ev hanımlarına yönelik kurslar düzenliyor. > İlk andan itibaren en çok ihtiyaç duyulan gıda, temiz su ve sağlık malzemelerinden oluşan insani yardımları kuraklıktan etkilenen halkın göç ettiği Mogadişu ve civarında dağıtıyor. > Somali Acil Yardım Hastanesi'nde özellikle ölümün pençesindeki çocukları kurtarmaya yönelik çalışıyor. > Ülke genelinde 21 içme suyu kuyusu açtı. Muhtelif yerlerindeki su depoları onarılıyor. > Başta Mogadişu olmak üzere kamplarda sıcak yemek ve gıda dağıtımı yapıyor. > Somali için bağışlanan yüzlerce adak, akika, şükür kurbanı kesimi ve et dağıtımını aralıksız sürdürüyor. > Bayramlarda çocukları ve ihtiyaç sahiplerini unutulmuyor, baştan aşağı giydiriliyor. > Kıtlık yaşanan 3 köye toplam 60 adet ev yapımı sürüyor, buralardan göçün engellenmesi hedefleniyor. > Somali'de yaygın olan el arabalarından gençlere 120 tane dağıtıldı, bu arabalarla yük taşıyıp evlerine destek olması sağlanıyor. > Mogadişu'da Yakşid bölgesinde 120 m2 büyüklüğündeki bir mescid yapıldı. Yine aynı bölgede bir sağlık ocağı yapılıyor. > İhtiyaç sahiplerine nakdi yardım yapılıyor. YETER Kİ ÜLKE HUZURSUZ OLSUN “NÖBETÇİ ÖCܔ EŞ ŞEBAB! Somali'de Ağustos ayında seçim var. Ancak bildiğimiz seçimlerden değil tabii. Ülkedeki dört buçuk kabile oturup kendi içinden temsilciler seçecek. Bu temsilciler de aralarından belirledikleri 225 kişiyi meclise gönderecek. O meclis Cumhurbaşkanının kim olacağına karar verecek. Somali'de şimdilik 20 cumhurbaşkanı adayı var. Bunlardan biri de ülkeyi bugün yaşadığı duruma sürükleyen diktatör Siyad Barre'nin oğlu Ayetele Barre... Somali'nin atanmış Cumhurbaşkanı Şeyh Şerif Ahmed ise şimdilik en güçlü aday olarak görünüyor. Ancak, seçime haftalar kala ülkede terör olaylarının artmasından gerek yönlendirme gerekse şimdilik ' nöbetçi öcü' pozisyonunda olan Eş Şebab'a pas edilecek birçok olayın yaşanmasından endişe ediliyor. BİTTİ
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT