BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sâlih Gülâbî

Sâlih Gülâbî

Sâlih Gülâbî hazretleri, Hindistan evliyâsının büyüklerinden olup, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin talebelerindendir. 1628 (H.1038) senesinde Hindistan’da vefât etti... İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bu yüksek talebesine, vefatına yakın yazdıkları bir mektupta buyuruyor ki:



Sâlih Gülâbî hazretleri, Hindistan evliyâsının büyüklerinden olup, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin talebelerindendir. 1628 (H.1038) senesinde Hindistan’da vefât etti... İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bu yüksek talebesine, vefatına yakın yazdıkları bir mektupta buyuruyor ki: “Kıymetli kardeşim Mevlânâ Muhammed Sâlih! Biliniz ki, sevilen şey, sevenin gözünde, hattâ aslında, her zaman ve her hâlinde sevgilidir. İncitirse de sevilir. İyilik ederse de sevilir. Sevmek nîmeti ile şereflenenlerin, sevmenin tadını alanların çoğu, sevgilinin iyiliklerine kavuşunca, sevgileri artar. Yahut incitmesinde de, iyiliğinde de, sevgileri değişmez. Hâlbuki, sevenler içinde pek azı vardır ki, sevgilinin incitmesi, sevgilerini arttırır. Bu en kıymetli nîmete kavuşmak için, sevgiliye hüsn-i zan etmek lâzımdır. Hattâ, sevgili, bıçağını, sevenin boğazına dayasa ve her uzvunu parça parça etse, seven bunun kendi için hayırlı olduğunu bilmeli, bunu büyük iyilik ve saâdet görmelidir. İşte, böyle hüsn-i zan ele geçerse, sevgilinin hiçbir hareketi çirkin gelmez ve “Muhabbet-i zâtiyye” ile şereflenir... Arada hiçbir sıfat, hiçbir nisbet, hiçbir îtibâr olmaksızın, yalnız zât-ı ilâhiyyeyi sevmek, Habîb-i Rabbil’âlemîne mahsustur. Böyle sevmekle şereflenenlere, sevgilinin verdiği elemler, iyiliklerinden daha çok lezzet verir ve ferahlandırır. Sanıyorum ki, bu makam, Rızâ makâmından daha üstündür. Çünkü Rızâ makâmında olan, sevgilinin yaptığı elemi çirkin görmez. Bu makamda ise, elemden lezzet almaktadır. Mahbûbun cefâsı arttıkça, sevenin ferâhı ve sevinci artmaktadır. Bu ikisi birbirine benzer mi? Sevgili, sevenin gözünde, belki aslında, her zaman her halde sevgili olduğu için sevenin gözünde, belki aslında mahbûb olur. Her zaman ve her hareketinde medhedilir, hamdolunur. Seven, onun elemini de, nîmetini de, hep medheder. Bunun için, sâdık âşıkların; “Elhamdülillahi Rabbil’âlemîn alâ küll-i hâl” demeleri doğru olur. HAMİDLERDEN OLMAK!.. Sıkıntılı ve neş’eli zamanlarında hep hamd eden, hâmidlerden olur. Hamd etmenin şükretmekten daha kıymetli olmasının sebebi belki budur. Çünkü şükretmekte, sevgilinin nîmetleri göz önündedir ki, sıfatlarından, hattâ işlerinden meydana gelmektedir. Hamd ederken ise, sevgilinin hüsn-i cemâli, yâni kendisi göz önündedir. Yâni zâtı da, sıfatları da, işleri de, nîmetleri de elem vermesi de, hep sevilmekte, metholunmaktadır. Çünkü, Allahü teâlânın verdiği elemler, nîmetleri gibi güzeldir...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT