BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Gerçek imana kavuşmak

Gerçek imana kavuşmak

Birileri çıkmış, (Eğer o iki sene olmasaydı Numan helak olurdu sözü İmamı azama ait değildir, uydurma bir sözdür. Tasavvuf olmadan da insan evliya olur) diyor. Atalarımız böyle kimseler için, (Kişi bilmediği şeylerin düşmanıdır) buyurmuşlardır.



Birileri çıkmış, (Eğer o iki sene olmasaydı Numan helak olurdu sözü İmamı azama ait değildir, uydurma bir sözdür. Tasavvuf olmadan da insan evliya olur) diyor. Atalarımız böyle kimseler için, (Kişi bilmediği şeylerin düşmanıdır) buyurmuşlardır. Muhammed Masum hazretleri, Mektubat kitabında buyuruyor ki: (Allahü teâlâyı tanımak iki türlüdür: 1- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi tanımak, 2-Tasavvuf büyüklerinin tanımaları. Birinci şekildeki imanda nefs, azgınlığından vazgeçmemiştir, iman hakiki değil, mecazidir. Bu iman gidebilir. İkincisinde nefs de imana geldiği için iman yok olmaktan korunmuştur. (Ya Rabbi, senden sonu küfür olmayan iman istiyorum) hadis-i şerifi ve Nisa suresinin (Ey iman sahipleri, iman edin) mealindeki 136. ayet-i kerimesi de hakiki imanı bildirmektedir. Bu ayet, (Hakiki imana kavuşun) manasındadır. İmam-ı Ahmed hazretleri ilim ve ictihadda çok yüksek dereceye sahip olduğu hâlde, hakiki imana kavuşmak için Bişr-i Hafi [ve Zünnun-i Mısri] hazretleri gibi evliyanın sohbetinde bulundu. İmam-ı a’zam hazretleri de, ömrünün son yıllarında Cafer-i Sadık hazretlerinin sohbetinde bulunduktan sonra, (Bu iki sene olmasaydı, Numan helak olurdu), yani (Hakiki imana kavuşamazdım) buyurmuştur. Her iki imam da ilimde ve ibâdette son derece ileri oldukları hâlde, tasavvuf büyüklerinin sohbetinde bulunarak marifeti ve bunun meyvesi olan hakiki imanı elde ettiler.) [C.2,m.62] Senaullah-i Dehlevi hazretleri de buyuruyor ki: (Tasavvufta fena makamına kavuşan, muhakkak imanla ölür. Bekara suresinin (Allahü teâlâ imanınızı zayi etmez) mealindeki 143. ayet-i kerimesi ve (Allahü teâlâ, kullarının imanlarını geri almaz. Fakat âlimleri yok ederek ilmi geri alır) hadis-i şerifi, hakiki imanın ve batın ilminin geri alınmayacağını göstermektedir.) [İrşad-üt-talibin] Bazıları da, (Sizin düşmanınız şeytandır) ayet-i kerimesini delil getirerek, bize düşman olan birisine (Sen benim düşmanımsın) demenin küfür olduğunu söylüyor. Bir müslüman da diğer müslamana düşmanlık yaptı diye hemen ona kâfir denir mi? Hangi kitap böyle yazar? Tarihte iki müslüman ordu çarpışmadı mı? Bunlara kâfir denir mi? Müzik hakkında da ileri geri konuşanlar çıkıyor. Mehter marşı, def, düğünde davul çalmak hariç müziğin her çeşidi haramdır. Tasavvuf müziği diye de bir şey yoktur. Bazıları da, (Kâfirler Allahtan ümit keser) ayetini delil göstererek, (Bu toplum düzelmez) diyenlerin küfre girdiğini söylüyor. Halbuki bu ayetin, bununla hiç ilgisi yoktur. Delinin biri çıksa, (Ben hiç hastalanmayacağım, göklerde uçacağım, dünyadaki herkesi müslüman edeceğim) dese, bir başkası da bunları yapamazsın dese, hemen eldeki kara, bu adamın alnına yapıştırılır, (Sen Allahtan ümit kestiğin için kâfirsin) denir. (Ben inansam da, ibadet etsem de Allah beni affetmez) demek küfürdür. Allahtan ümit kesmek, Allahın rahmetinden ümit kesmektir. Yoksa bu işi yapamazlar demenin küfürle ne ilgisi vardır? Tel: 0 212 - 454 38 00 Faks: 0 212 - 454 38 29
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT