BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suriye için gerçekten uyanma vakti...

Suriye için gerçekten uyanma vakti...

Dünyanın haline şöyle bir baktığınızda, her şeyin daha farklı yapılabileceği hissine kapılıyor musunuz? Çoğunuzun "Elbette" deme ihtimali çok yüksek. Türkiye'nin bulunduğu bölgeyi bir düşünün. Devam eden ihtilaller, başlayan ayaklanmalar ya da başlamış olan ayaklanmalar var.



Dünyanın haline şöyle bir baktığınızda, her şeyin daha farklı yapılabileceği hissine kapılıyor musunuz? Çoğunuzun "Elbette" deme ihtimali çok yüksek. Türkiye'nin bulunduğu bölgeyi bir düşünün. Devam eden ihtilaller, başlayan ayaklanmalar ya da başlamış olan ayaklanmalar var. Sonra bir de Suriye felaketi var. Suriye tam bir "kibir insanı kör eder" vakasıdır. Aynı Kaddafi ve avanesinin yaptığı gibi, Esad ve avanesi de ülke kan ve şiddet içinde çökse de iktidarda kalmak istiyor. Gurur ve kibir kaçınılmaz acı sonu görmelerine engel oluyor. Türk uçağına yapılan son saldırı Esad rejiminin son günlerini yaşadığını gösteriyor. Bu, gücü iyice azalmış bir liderin panik ve çaresizlik içinde yapmış olduğu bir eylemdir. Tuğgeneral Manaf Tlas'ın firarı da bir başka göstergedir. Bütün her şey Suriye'nin bir iç savaş yaşadığını ve bir şeyler yapılmazsa çok daha kötü bir hale geleceğini gösteriyor. BM bugüne kadar tamamen etkisiz oldu. Eski Genel Sekreter Kofi Annan birçok görüşme yaptı. Pek çok fikir ortaya koydu. Çeşitli çözümler önerdi. Ama hiçbir ilerleme sağlanamadı. Ruslar kendi küçük çıkarları uğruna geri adım atmayı reddediyor. Ruslar Tartus'taki donanma üssünü ellerinde tutmak istiyor. Suriye'ye silah satmaya devam etmek istiyor. Kendi halkına Rusya'nın hâlâ güçlü ve dünya sahnesinde önemli bir oyuncu olduğu mesajı vermek istiyor. Ama nasıl bir oyuncu? Neyi çözmeye yardımcı oluyorlar? AB ve NATO Suriye'deki durumu çözmek için çok az şey yaptı. Zorlu bir başkanlık yarışı içinde olan ABD, böyle bir dönemde olması beklendiği gibi dikkatli hareket ediyor ve çok konuşuyor. ABD Kongresi işlevsiz bir durumda. ABD Hükümeti'nin önünde kendisini uzun süre oyalayacak bütçe savaşları ve ideolojik savaşlar var. İsrail'in Suriye ile geçmişte yaşadıkları düşünülürse çözümün bir parçası olması çok zor. Ürdün'ün kendi problemleri var. Suriye'deki gerilim ve şiddet Lübnan'a da sıçradı ve başka yerlere de sıçrayabilir. Esad eğer gerçekten engellendiğini hissederse, iyi bilinen entrikacılığını konuşturur ve PKK ve diğer bazı gruplar vasıtasıyla Türkiye'ye çok zor günler yaşatabilir. Esad ve avanesi Türkiye ve bölge için gerçek bir tehdittir. Bir süredir böyledir. Bu tehdit Suriyeli ve İranlı liderlerin kaba ve çıkarcı bir ilişkiye girmeleriyle daha da arttı. Suriye kendi kan ve şiddet sarmalında boğulurken, İran Türkiye için daha büyük bir tehdit haline gelebilir. KİK ülkeleri muhalefete en çok yardım eden grup olarak gözüküyor. Ancak, onların da kendi çıkarları var. Ana sebeplerinden bir İran'ı sevmemeleri ve Sünni-Şii ayırımından rahatsızlık duymaları. Onlar aslında Suriye'deki çatışmalarla uzaktan kendi çıkarları için savaşıyorlar. Mısır hâlâ siyasi ve ekonomik temelini bulmak için çalışıyor. Libya'nın kendini toparlaması uzun yıllar alacaktır. Tunus ihtilalle beraber pek çok yönden zayıflamış oldu. Yemen çok kötü durumda. Çinliler de Suriye'de gerçek bir değişimi engelliyor. Neden böyle yaptığı her geçen gün daha da şaşırtıcı oluyor. Hindistan bekle-gör politikası uyguluyor. Brezilya bir şeyler yapmaya çalıştı, ancak Suriye'deki giderek daha da gerilen ve karmaşıklaşan ortamda başarılı olamadı. Suriye, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra tesis edilen eski kurumların amacından uzaklaşmış olduğunun açık bir işareti olabilir mi? BM tamamen amacından saptı mı? Bu gibi durumları engellemek veya yönetmek amacı değilse, ya nedir? Peki ya NATO? Onları nereye koyalım? Bu soru Türkiye NATO üyesi olduğu ve 5. Maddenin herkes için olduğu gibi, onlar için de uygulanması gerektiği için çok önemli. Esad ve avanesi daha çok güç kaybeder ve eğer Suriye Türkiye'ye daha çok sataşırsa o zaman bu şiddet küresel bir hal alır. Ancak bu durum Rusya ve Çin için ne manaya gelir? Hangi duruşu sergilerler? Çadırlarda ve yıkık-dökük evlerde kaç çocuk daha bu terörün kurbanı olacak? Daha kaç kadın ailelerinden endişe edip uykusuz geceler geçirecek? Daha kaç erkek ve genç, savaşacak, ölecek ve sakat kalacak? Bütün bunların hepsi ne için? Esad ve avanesi her zaman yozlaşmış ve acımasız olmuştur. Halk arka planda kalmıştır. Ülkenin zenginliği talan edilmiştir. Ülke halkı perişan edilmiştir. Peki dünya nerede? Peki bu durumu kontrol altına alması gereken, Suriye ve bölgedeki olaylar iyice çığırından çıkmadan tedbir alması gereken liderler nerede? Hepimiz bu tehdidin ne kadar büyük olabileceğini artık anlayıp harekete geçmeli miyiz? Yoksa sadece Avrupa ve Körfez'deki beş yıldızlı otellerde daha fazla toplantı ve görüşmeler mi yapmalıyız? Suriye tam bir "kibir insanı kör eder" vakasıdır. Aynı Kaddafi ve avanesinin yaptığı gibi, ülke kan ve şiddet içinde çökse de iktidarda kalmak istiyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT