BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Türkiye ve Rum dönem başkanlığı

Türkiye ve Rum dönem başkanlığı

Güney Kıbrıs'ın AB dönem başkanlığını devraldığı 1 Temmuz'dan bu yana, Hristofyas'ın Türkiye üzerinden gündeme gelme çabası hepimizin dikkatini çeken bir durumdur.



Güney Kıbrıs'ın AB dönem başkanlığını devraldığı 1 Temmuz'dan bu yana, Hristofyas'ın Türkiye üzerinden gündeme gelme çabası hepimizin dikkatini çeken bir durumdur. AB dönem başkanlığı 6 aylık süreler diliminde farklı ülkeler tarafından sürdürülen bir uygulama. Güney Kıbrıs'tan hemen önce dönem başkanlığı görevini yürüten Danimarka ile süreç gayet olumlu bir şekilde ilerledi. Ancak bugün Güney Kıbrıs, yaşadığı ekonomik bunalımı aşmanın yolunu, anlaşıldığı üzere Türkiye'ye karşı açıklamalar yaparak gölgelemek istiyor. AB Bakanı ve Başmüzakerecimiz Egemen Bağış'ın; Güney Kıbrıs'ı 23 Nisan'da koltuğa oturan çocuklara benzetmesinden yola çıkarak bu görevlerin geçici bir süre için olduğunu ve Türkiye'nin adaylık sürecine herhangi bir etkisi olmayacağını görebiliriz. Aslına bakarsanız Güney Kıbrıs yönetimi şu anda çok ciddi bir ekonomik sıkıntıyla uğraşıyor. Kıbrıs Rum Yönetimi, önceden ilan ettiği gibi iflasın eşiğindeki Cyprus Popular Bank'ın 1,8 milyar Euro'luk hissesini satın aldı. Bunu yapabilmesini AB'nin kurtarma şemsiyesine sığınmış olmasına borçlu bir bakıma. Dolayısıyla şu sıralarda Para Fonu, AB ve Merkez Bankası uzmanlarından oluşan bir heyet Rum yönetiminin ekonomisini denetlemek için büyük bir çaba sarf ediyorlar. Rum yönetiminin ekonomisi öyle bir durumdaki AB toplantılarının bir kısmına da ev sahipliği yapacak güce bile sahip değil. Dolayısıyla bugünlerde Türkiye'ye karşı takındıkları tavrı, zor durumlarını gölgelemek için kullandıkları bir araç olarak görmek mümkün. Kaldı ki Türkiye'nin üyelik süreci, Rum yönetiminin etkisine açık bir konu değildir. Geçtiğimiz aylarda ilan edilen Pozitif Gündem süreci Türkiye'nin üyelik müzakereleri açısından çok olumlu ve etkili bir araç olma yolunda hızla ilerliyor. Rum yönetiminin takındığı tavırdan etkilenmeyen bir süreci ifade eden Pozitif Gündem, Türkiye'nin kararlılığını ifade eden bir araç olmakla birlikte, Türkiye ile AB'nin ortak bir şekilde ortaya koyduğu bir iradeyi de ifade etmektedir. Çünkü AB bugünün Türkiye'sine ciddi anlamda ihtiyaç duymakta ve ilişkilerin Rum yönetimi nedeniyle bozulmasını istememektedirler. Pozitif Gündem'in hızla AB ülkelerine vizesiz geçiş konusunda inisiyatif ortaya koyması ve bazı siyasi blokajlara maruz kalan fasılların açılması noktasında çok önemli bir işlev gördüğüne tanık olmaktayız. Türkiye AB üyeliği konusunda tutarlı davranmakla birlikte, eşit ve adil bir müzakere sürecinin işletilmesi konusunda da son derece ısrarcı davranmakta ve sonuç almaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT