BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Genetik felaket mi, yoksa üstün insanlar dönemi mi?

Genetik felaket mi, yoksa üstün insanlar dönemi mi?

6 Nisan’da, Washington’da, Celera Genomics Bioteknoloji (genetik) Şirketler Grubu Başkanı Dr. J. Craig Venter’in Amerikan Kongresi’nin özel komisyonunda yaptığı açıklama, bizim medyada galiba hiç yer almadı.



6 Nisan’da, Washington’da, Celera Genomics Bioteknoloji (genetik) Şirketler Grubu Başkanı Dr. J. Craig Venter’in Amerikan Kongresi’nin özel komisyonunda yaptığı açıklama, bizim medyada galiba hiç yer almadı. Dr. Venter, Celera şirketi uzmanları tarafından, İnsan Genome’unun (genetik şifresinin) adı verilmeyen bir kişide okunduğunu, çözüldüğünü, analiz edildiğini ve insanoğlunun tüm genetik “planının” Haziran’da açıklanacağını ilan ediyordu. Bu haber galiba bizim medyada pek yer almadı, halbuki bu “başarı” nükleer gücün kontrol altına alınışı kadar insanlık için iyi ve kötü neticeleri olabilecek, hukuki, ahlaki ve dini tartışmalara yol açacak çok önemli bir haberdi! Zaten kamuoyumuz, bir süredir Amerika’da ve bazı batı ülkelerinde “İnsan Genome’u Projesi” adı altında yürütülen çok kapsamlı ve önemli bilimsel projeden de, bilim adamlarımız ve bilim dergilerinin dışında, pek haberdar değil! Kafaları karıştırmadan Liseden kalma biyoloji bilgimle ve o sıralarda biyolojiye ve “tekamül” nazariyelerine merak sarmış olsam ve kendim de aklımca “tekamül” nazariyeleri üretmeye kalkışmış olsam bile şimdi “genetik” alanında bilgiçlik taslamak ve akılları karıştırmak istemem. Ancak “genome” tabirinin lügat anlamını söyleyeyim: Genler, kromozomlar ve bunların toplamı olan DNA, irsiyeti insanoğlunun cinsiyetini, babadan ve anadan tevarüs ettiği vasıfları tespit ve tayin eden şifre. Her canlının hücresinde bulunan, kromozomlar şeklinde organize olmuş genetik “verilerin” tümü... “Human Genome Projesi” de, Amerika’da ve bütün dünyada DNA şifrelerini çözmek, genlerin kılavuzunu ve hangi genin hangi işe yaradığını tespit etmek için, bir süredir bilim adamları ve bilimsel kuruluşlar tarafından yürütülmekte olan “proje”. Herhalde bizde de, TÜBİTAK’ta veya bazı üniversitelerde bu alanda çalışmalar yapılıyordur! Yanlışım varsa bilim adamlarımız düzeltsinler: “Genome”un 3 milyar genden oluşan DNA şifresi, bir insanın yapısını ve hareketlerini belirliyor ve eğer açıklandığı gibi bu şifre çözülmüşse, genetik ve bio-teknoloji alanında birçok ilerlemeler ve buluşlar mümkün olacak. Yeni bir iş alanı Genetik araştırmalar ve bu araştırma ve bilgilere dayalı bio-teknoloji, son yıllarda büyük ve kârlı bir iş alanı oldu. İnsanların muhtemel arıza ve hastalıklara karşı genetik taranması, genetik araştırma verilerinden yararlanılarak yeni ilaçların ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi, tarımdan sebze meyve türlerinden, hayvan türlerinin ıslahından insan sağlığına ve insan neslinin ıslahına kadar yeni imkanlar açmıştı. Şimdi seziyorum ki, Babuna olayında, Türkiye’deki kan stoklarının yurtdışına gönderilmesi de sadece insani maksatlı bir olay değil, Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un uyardığı vechiyle galiba Türkiye’deki genetik şifrelerin dışarda “okunmasına”, bunlardan yanlış şekilde istifade edilmesine yol açabilecek bazılarına bu yoldan haksız kazanç sağlayacak bir olaymış... Kimbilir muhtemelen Türk halkının genetik DNA şifresi ile dışarda oynanmasının da aleyhimizde mahzurları olabilecek. Yani bu konudaki hassasiyeti Dr. Durmuş’un fantezisi değildi! Faydalar-mahzurlar Genetik sahası, büyük faydaları olduğu kadar, bazı insani, sosyal, hukuki ve ahlaki mahzurları ve tehlikeleri olabilecek, mayınlarla dolu ve hâlâ bütün boyutları meçhul bir saha. Geçenlerde televizyonda bir yazar, Genome şifresinin çözülmesinin, Yüce Allah’ın işine karışmak olduğunu genlerle oynamanın, bir tarafı düzeltirken diğer genleri bozabileceğini, ucubeler meydana getirebileceğini ve hatta neticede Homo Sapienler’in, insan neslinin sonunu getirebileceğini söyledi. Irk, kan ve irsiyet bütün insan toplulukları için ötedenberi önemli olmuştur. “Irkçılık” yani Hitler’in had safhaya getirdiği “saf ırk” oluşturmak teori ve yöntemleri, Almanlar’ın o dönemde irsi bakımdan defolu olan çocukları ve diğer ırkları tasfiye etmek derecesine varmıştı. Daha önce eski Isparta’da da, sağlıksız çocukları öldürürlerdi. Hatta Amerika’da bile ‘30’lu yıllarda “öğenik” yanı irsi olarak cani veya fahişeliğe meyyal kişileri kısırlaştırmak veya evlenmelerini engellemek için özel kanunlar çıkarılmış ama zamanla bunlar kadük olmuştu. Hitler bilebilseydi... Bugünkü genetik bilgiler hele DNA şifresinin çözülmesi Hitler zamanında mümkün olsaydı acaba ne yapardı? Ama asıl şimdi, bundan sonra, bu bilgilerden nasıl istifade edilecek veya bu bilgiler nasıl kötüye kullanılabilecek? Daha şimdiden tartışılmakta idi; irsi olarak tevarüs edilen hastalık veya özürlerin, önceden hatta çocuk daha doğmadan bilinmesi iyi mi olacak kötü mü? Bunları önceden bilenler ekseriya önleyemeyeceklerine göre ne yapabilecekler? Kendilerinin bir gün kaçınılmaz olarak kanser olacağını veya doğacak çocuklarının özürlü doğacağını bilirlerse ellerinden ne gelecek? En basiti, artık suçluları yakalamakta, babalık testlerinde yapılmakta olan DNA testleri ve bu testlere baz olarak kurulacak milli veya evrensel DNA bankaları ile insanların mahremiyetleri ihlal edilmiş olmayacak mı? Fakat en azından, şimdi insan DNA şifresinin çözülmesi sonucu, en azından teorik olarak insan kopyalamakta da bir adım daha atılmış olacak. Hatta Nietczhe’nin sözünü ettiği “Süperman” -süper kadın (üstün adam veya kadın) biyonik insan peydahlanabilecek. Bu ihtimal Dr. Moro’nun adası veya Frankestayn filmlerinde laboratuvarlarda canavarlar peydahlanması şeklinde, eski filmlere konu olmuştu. “Üstün insan” yapmak iyi de, bazı ülkeler bu bilgilerle saldırgan, çok tahammülü robot insanlar geliştirmeye kalkışırlarsa ve bu insanlar robotlardan daha becerikli ve de üretken olurlarsa bunun sosyal neticeleri ne olacak? Nihayet, mesela, gene teorik olarak, genetik manipülasyonla bazı virüslere karşı muafiyet sahibi kılınacak bir milletin ülkesi o virüslerle dünyayı, diğer milletleri pervasızca tehdit edebilecek konuma gelirse ne olacak? Bilimkurgu romanı yazmıyorum: 6 Nisan’da Washington’da “İnsan Genome’u projesindeki” önemli gelişme üzerine, biz -hatta bütün dünya- gündelik konularla uğraşırken, insanlığın yakın ufkunda beliren tehlikelere ve de imkanlara biraz dikkati çekmek istedim. Belki üzerinde bizde de tartışmalar başlar düşüncesi ile! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Size ‘süpermanı’ öğretiyorum.. İnsan, aşılması gereken bir şeydir!” Friedrich Nietzche 1844-1900
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT