BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “İşte âlemlerin Rabbinin Resûlü”

“İşte âlemlerin Rabbinin Resûlü”

Peygamber efendimiz, gömleğini omuzdan biraz açınca Râhib Bahîra, “Mühr-i Nübüvvet”i görür, heyecanla öper ve gözlerinden yaşlar boşalır...



Peygamber efendimizin geleceği, Âdem aleyhisselâm dahil, bütün Peygamberler tarafından haber verilmiştir. Resûlullah efendimiz, oniki yaşlarında iken, amcası Ebû Tâlib’in yanında, ticâret kervanı ile Busrâ’ya gitmişlerdi. Busrâ’da Hristiyanlara mahsûs bir manastırın yakınında konakladılar. Bu manastırda, önceden Yahûdî âlimlerinden iken, sonradan Hristiyan olan Bahîra adında bir râhib kalıyordu. Peygamber efendimizin içinde bulunduğu kervanı uzaktan görür ve bir bulutun da kervanla beraber hareket ettiğine şâhit olur. Manastırın yanında konaklayan kervandakileri yemeğe dâvet eder. Kervandakilere tek tek dikkatlice bakar ve bakışları, Peygamber efendimizin üzerinde yoğunlaşır. Kim olduğunu, anne ve babasının hayatta olup olmadıklarını ve benzeri sorular sorduktan sonra, iki kürek kemiği arasını görmek ister. Peygamber efendimiz, gömleğini omuzdan biraz açınca Râhib Bahîra, “Mühr-i Nübüvvet”i görür, heyecanla öper, gözlerinden yaşlar boşalır ve; -İşte âlemlerin efendisi. İşte âlemlerin Rabbinin Resûlü. İşte Allahü teâlânın âlemlere rahmet olarak gönderdiği büyük Peygamber, der. Sonra Ebû Tâlib’e dönerek; -Bu, Peygamberlerin sonuncusu ve en şereflisidir. Bunun dîni, bütün yeryüzüne yayılır ve eski dinleri nesheder. Bunun hakkında çok ahd ve mîsâk olmuştur, der. Ebû Tâlib; -Bu ahd ve mîsâk nedir? diye sorunca; -Allahü teâlâ, bütün Peygamberlere ve en son da Îsâ aleyhisselâma, ümmetlerine, âhir zamân Peygamberinin geleceğini bildirmelerini emretmiştir, der. BARNABAS İNCÎLİ’NDE... Barnabas İncîli’nde, hazret-i Îsâ’nın havârîlerine; “Bir son Peygamber geleceğini, isminin Ahmed olacağını, o gelinceye kadar bozulacak olan İncîl’i tekrâr düzelteceğini ve yeni bir kitâp getireceğini, kendisinin haça gerilmediğini, haça gerilen kimsenin, bulunduğu mahalli ihbâr eden Yehûda olduğunu” bildirdiği açık açık yazılıdır. Kur’ân-ı kerîmin Saf sûresinin 6. âyetinde meâlen; (Meryem oğlu Îsâ, “Ey İsrâîl oğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrât’ı tasdîk eden ve benden sonra gelecek ve ismi Ahmed olan bir Peygamberi müjdeleyen, Allahü teâlâdan size gönderilmiş bir Peygamberim” demişti) buyurulmaktadır. Eshâb-ı kirâmdan Cübeyr bin Mutsim hazretleri şöyle anlatır: “Peygamber efendimiz Peygamberliğini insanlara bildirince, Kureyş kabîlesi Ona çok eziyyet etmeye başladı. Eziyetleri o derece arttı ki ben, Resûlullah efendimizi kısa zamânda öldüreceklerini zannettim. Hemen Mekke’den ayrılıp, Şâm tarafına gittim. Bir kiliseye vardım. Oranın râhibi adamlarına beni misâfir etmelerini söyledi ve üç gün sonra beni yanına çağırdı; -Sen Harem ehlinden misin yani Mekkeli misin? diye sordu. -Evet oralıyım, dedim. -Sen orada Peygamberliğini bildiren zâtı tanıyor musun? dedi. -Evet, diye cevap verince, elimden tutup, beni bir odaya götürdü. O kilisenin duvarlarında pekçok insan resmi vardı. -Bunların içinde o Peygamberin resmi var mı? diye sordu. Baktım; -Yok dedim. Beni dahâ büyük bir odaya götürdü. Orada dahâ çok resim vardı. Bana; -Bu resimlere bak, Onun resmini bu resimler arasında görürsün dedi. Baktım, Resûlullah efendimizin resmi ve yanında da hazret-i Ebû Bekr’in resmi vardı. Fakat içimden; ‘Hangisi olduğunu göstermeyeyim, bakalım râhib ne diyecek’ diye düşünerek, elimle göstermedim. Bunun üzerine râhib kendisi eliyle işâret ederek; -Bu resim midir? dedi. Ben de; -Evet, Allah için şehâdet ederim ki Odur, dedim. Râhib; -Ben de şehâdet ederim ki bu sizin Peygamberinizdir, dedi. Sonra yanındaki hazret-i Ebû Bekr’in resmini göstererek; -Bu da Onun halîfesi olacaktır, dedi. “ONU KİMSE ÖLDÜREMEZ!..” Ben dünyâda aslına bu kadar benzeyen resim görmemiştim. Râhib bana; -Sen Onu öldüreceklerinden korkuyorsun, dedi. -Ben zannediyorum ki, Onu şimdiye kadar öldürmüşlerdir, dedim. Râhib dedi ki: -Vallahi Onu kimse öldüremez. Allahü teâlâ Onu düşmânları üzerine muhakkak gâlip getirecektir...” Netice olarak Peygamber efendimizin, yaratılmışların en üstünü, Peygamberlerin sonuncusu olacağı, önceki dinlerin hükümlerini yürürlükten kaldıracağı, bütün Peygamberler tarafından bildirilmiş, ilâhi kitaplarda Resûlullah efendimizin özellikleri, üstünlükleri anlatılmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT