BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu denizde hiçbir şey batmıyor!

Bu denizde hiçbir şey batmıyor!

Ürdün’ün turizm merkezi Lût Gölü veya diğer ismiyle Ölü Deniz, tam bir şifa kaynağı... Çok tuzlu olduğu için balık yaşamıyor. Potasyum deposu olduğu için stres, romatizma ve sedefe iyi geliyor. Tuz yoğunluğu yüzünden isteseniz de batamıyorsunuz! Turistler de su üzerinde yatıp kitap okuyabiliyor.



geziyazısı-1 Cüneyt BİTİKÇİOĞLU yazıyor cuneyt.bitikcioglu@tg.com.tr Tarihî mekânlarıyla ün salan Ürdün’de görülmesi gereken yerlerin başında, dünyadan çok sayıda insanın şifa için uğradığı Ölü Deniz (Lût Gölü) geliyor İsteseniz de batamayacağınız bu denizin tuzunun; cildi pürüzsüz hale getirici, hücreleri yenileyici, yağ tabakasını eritici özellikleri bulunuyor Ürdün denince şüphesiz akla ilk gelen Ölü Deniz. Fakat Ölü Deniz isminin aksine Ürdün’e hayat vermiş. Çok derin ve çok tuzlu olan Ölü Deniz’in içinde hiçbir balık ve canlı yaşamıyor fakat potasyum kaynağı olduğundan kilo, stres, güzellik, romatizma gibi her türlü terapi yapılıyor ve birçok hasta buraya şifa bulmak için geliyor. Ürdün’e THY’nin Ürdün Kraliyeti ile ortaklaşa yürüttüğü tanıtım gezisine bir grup gazeteciyle katıldık. Bizi Ürdün havalimanına vardığımızda THY’nin güler yüzlü Ürdün ekibi karşıladı. Gece yarısı vardığımız Ürdün Amman Havalimanı’ndan otele gidip yerleşiyoruz. Erkenden uyanıp tercüman eşliğinde Ürdün’ü tanımak için yollara düşüyoruz. Ölü Deniz, Kuran-ı Kerim’de Lût kavmi olarak, eski Ahit’te de Sodom ve Gomore kentlerinin yıkılması olarak geçiyor. Bugün Lût Gölü diğer ismiyle Ölü Deniz; yarısı İsrail, yarısı Ürdün tarafında kalıyor. Lût tuzunun kan dolaşımını hızlandırıcı, cildi pürüzsüz hale getirici, toksinleri atıcı, vücuda dinçlik verici, hücre yenileyici, yağ tabakasını eritici özelliklerinin yanı sıra sedef hastalığına iyi geldiği, uzmanlar tarafından bildiriliyor. Amman’dan 45 dakikalık yol boyunca Ölü Deniz’e giderken yükseltisi sürekli alçalan bir yere doğru hareket edildiğini fark edersiniz. Ölü Deniz, dünyanın en alçak noktası ve deniz seviyesinden 400 metre daha aşağıdadır. Bu denize, Arapça olarak Bahrül Meyyit denir. Biz daha çok Lût Gölü olarak tanırız. Gölün kendi derinliği de 400 metredir, yani Lût Gölü’nün tabanı deniz seviyesinden tam 800 metre daha aşağıdadır. Ölü Deniz, Ürdün’ün en çok turist çeken noktalarından birisi. Bu yüzden de etrafında yeterince tesis ve otel bulmak mümkün. Yaz-kış Ölüdeniz’e girip denizin keyfini sürebilirsiniz. Denizin tuzluluk oranı % 30 civarında. Akdeniz’den 8.6 defa daha tuzlu. Tuzluluk oranının çok yüksek oluşundan dolayı içinde canlı yaşamıyor. Bu sebeple de adına Ölü Deniz “Bahr-ül Meyyit” deniyor. Tuzdan dolayı müthiş bir şekilde gözleriniz yanıyor. Tuzlu oluşunun negatif yönleri olsa da bir de artı tarafları var. Denizin üzerinde kitabınızı, gazete veya derginizi rahatlıkla okuyabilirsiniz. Tuzluluk oranının yüksek oluşundan dolayı su insanı batırmıyor ve suyun yüzeyinde tutuyor. Denizde yüzmeden, hatta hareket etmeden rahatlıkla durup, sırtüstü yatabilirsiniz. Yüzme bilmeseniz bile denizin yüzeyinde kalabilirsiniz, hatta batmak isteseniz bile batamazsınız. Volkanik bir bölge olması sebebiyle sürekli sıcak suyun bulunması size doğal duş ortamlarını sağlıyor. Tesislerde; çamurla tedavi, volkanik sıcak su ile masaj merkezleri bile var. Denizin genel görüntüsü dışıında çevre görüntüsü kısmen Pamukkale’yi andırıyor. Denizdeki tuz ve minerallerin çokluğundan dolayı deniz kıyısında sert, beyaz ve çok keskin tabakalar oluşmuş. Bu bakımdan kıyıda yalınayak dolaşmak imkânsız. Jilet gibi olan beyaz yüzey hem deniz içinde hem de sahilde insanların ayaklarını kesiyor. Magnezyum Klorürden dolayı su, kaygan ve yağlı bir his veriyor. İnsanlar akın akın geliyor Ölü Deniz’in bu şifalı suyu 2 bin yıldan da önceki zamanlara dayanan bir şöhrete sahip. Geçmişte olduğu gibi, Ölü Deniz, birçok konaklama yerleri ve Spa tedavileri ile her yıl on binlerce ziyaretçiyi cezbetmeye devam ediyor. Modern bilim, eşsiz mineral içeriği ile tedavi edici ve gençleştirici özelliklerini ispatlamış. Ölü Deniz’in zengin mineralli sularında yıkanmak için dünyanın her tarafından gelen insanlarla, doğal sağlık tedavisi ve güzellik bakımı sebebiyle Ölü Deniz -Lût Gölü-, tanınmış bir merkez haline gelmiş. Tuz elde etmek için deniz bilinçli olarak kurutuluyor. Bu amaçla deniz kıyısında oluşturulan küçük yapay havuzlardaki su, buharlaştığında geriye tuz kalıyor ve kuruduğu zaman toplanmaya hazır. Lût Gölü, tarihte yaklaşık M.Ö. 1800’lü yıllarda oluşmuş. Sodom ve Gomore şehrinin yok olmasına şahitlik etmesi bakımından da oldukça önemli bir yerdir. Hz. Musa, Mısır’dan ayrıldıktan sonra bu topraklara gelmiş. Kudüs’e gidememiş, Nibu Dağı’ndan o mekânları ancak seyredebilmiş. Bugün bu tepelerden bakarken akşam olup da Kudüs’ün ışıkları yanmaya başlayınca daha iyi anlıyorsunuz aradaki mesafenin kısalığını. Hz. Musa’nın komutanlarından olan Hz. Yuşa’nın mezarının da aynı şekilde Ürdün topraklarında olduğuna inanılıyor. Belga bölgesi denilen bölgede olan mezar aynen Nibu Dağı’nda olduğu gibi Kudüs’e doğru bakıyor. 29 MİNERAL BİR ARADA Ölü Deniz’in suyu; magnezyum, sodyum, potasyum, kalsiyum, bromid, iyodin, selenyum, sülfür, manganez ve benzeri 29 çeşit mineral barındırmakta. Magnezyum, sıvıyı tutarak derinin yaşlanmasını yavaşlatıyor ve sinir sistemini sakinleştiriyor. İçindeki kalsiyum, vücutta su birikiminin önlenmesinde, sirkülasyonun artmasında ve kemiklerle tırnakların güçlenmesinde etkili oluyor. Potasyum ise vücuda enerji veriyor, derideki nem oranını dengeliyor ve ilerideki yoğun egzersizler için yeniden enerji depolama açısından çok önemli rol oynuyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT