BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ateş çemberi

Ateş çemberi

Üç günlük Moskova ziyaretimizin ardından bir zamanlar Çarlık Rusya'sının başkenti sayılan St. Petersburg'a geçtiğimizde, Rus Donanması'nın Çanakkale Boğazı'ndan geçtiğini, ayrıca Atlantik Okyanusu ve Cebel-i Tarık Boğazı yoluyla Akdeniz'e gönderildiğine dair haberleri almaya başladığımızda;



Üç günlük Moskova ziyaretimizin ardından bir zamanlar Çarlık Rusya'sının başkenti sayılan St. Petersburg'a geçtiğimizde, Rus Donanması'nın Çanakkale Boğazı'ndan geçtiğini, ayrıca Atlantik Okyanusu ve Cebel-i Tarık Boğazı yoluyla Akdeniz'e gönderildiğine dair haberleri almaya başladığımızda; -Tarih tekerrür mü ediyor! diye tedirgin olduk... Rusya'nın Suriye konusunda açık bir tavır almasının ülkemizi hangi sıkıntılara sokacağını düşünmeye başlarken, Başbakan Erdoğan'ın 18 Temmuz'da Moskova'ya gelerek Putin ile görüşeceği bilgisi üzerine rahat bir nefes aldık... Çünkü, 1770 yılında uğradığımız facia aklımıza geldi... * 1769 yılının Kasım ayıdır... Rusya, Baltık Denizi'ndeki donanmasından iki filoyu değişik rotalarla Akdeniz'e gönderir. Donanmanın Komutanlığını Kont Aleksey Grigoryeviç Orlov üstlenir. Amaç, Osmanlı Devleti'ni zayıflatmak için Mora Yarımadası'ndaki Yunanlar arasında bir isyan çıkartmak ve Rusya yanlısı bir Yunan Devleti kurulmasını sağlamak. İki filo Akdeniz'de birleşir... Osmanlı Donanması'nın Ege Denizi'ne yelken açtığını haber alan iki Rus filosu 21 gemisiyle donanmamızı aramaya koyulur. Osmanlı Donanması ise 16 büyük kalyondan oluşur. Ve 6 Temmuz 1770 yılında büyük bir savaş başlar... Bu savaşın adı Çeşme Deniz Savaşları'dır... Detaylarını kaynaklardan öğrendiğinizde şaşırtıcı bilgilerle karşılaşacaksınız... Rus Donanması'nın Başdanışmanı ise İngiliz Amiral Elphiston'dur... * Sonuçta, büyük bir yenilgi alır Osmanlı Devleti. Donanmadan beş kalyon Rusların eline geçer ve geri kalanını Ruslar top ateşiyle imha eder. 11 bin Osmanlı denizci askeri şehit düşer. Ruslar ise 700 kişiyi kaybeder. Kaptan-ı Derya Mandalzade Hüsameddin Paşa Sakız Adası'na kaçarak kurtulur. Daha sonra İstanbul'a çağrılır ve görevinden alınır, yerine Cezayirli Hasan Paşa getirilir. Çünkü, bütün donanmayı bir taktik gereği Çeşme limanına demirler ve bütün gemiler manevra yapamayacak hale gelir... Bu fikre yardımcıları dirense de, kendisi fikrinde ısrar eder... Daha sonra Rus Donanması Komutanı Orlov, Çanakkale Boğazı'nı kapatarak İstanbul'u kuşatmaya karar verir. İngiliz Amiral ise Marmara'ya girip İstanbul'a hücum etmeyi teklif etse de, Orlov bu teklifi reddeder... Kısaca, Osmanlı Devleti'nin İnebahtı Savaşı'ndan sonra denizlerde aldığı en büyük yenilgi Çeşme Deniz Savaşı'dır... Osmanlı Donanması tamamen yok edilmiştir... Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti Karadeniz'i Ruslarla paylaşmak durumunda kalır. Ve Kırım'ı ele geçiren Rusya, Akdeniz'de de donanma bulundurmaya başlar... Yani, dış politika satranç tahtasına benzer... Bir hamle yaparken, sonraki hamleler iyi hesap edilmeli... Dış politika, menfaatten ibaret strateji derinliği üzerine kuruludur... Ve her geçen gün etrafımızın bir ateş çemberine dönüştüğünü ve tarihte yaşadığımız yenilgileri, hataları da gözardı etmemeliyiz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT