BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkçe çok kolay!

Türkçe çok kolay!

Türkçe’nin yozlaştırılması, yanlış kullanılması ve özellikle bilgi/iletişim alanındaki garipliğini vurgulayan yazılarımı, bu sayfanın okuyucuları çok iyi hatırlar.



Türkçe’nin yozlaştırılması, yanlış kullanılması ve özellikle bilgi/iletişim alanındaki garipliğini vurgulayan yazılarımı, bu sayfanın okuyucuları çok iyi hatırlar. Yıllarca “Türkilizce”den neler çektiğimizi, diyalog kurmadaki zorluğumuzu ve üretemeyen toplumumuzun dışarıdan aldığı eşyalarla birlikte o ülkenin dilini de kolayca algılayıp kullanmaya başlamasının ürpertici sonuçlarını anlatmaya çalıştık; ama yıllar boyu biz anlattık, biz dinledik. Şükür ki, Ankara Üniversitesi’ne bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Türkçe Öğretim Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) var! TÖMER’le gelişirsiniz! 1984 yılında British Council, Goethe Institue ve Alliance Française gibi dünyanın önde gelen dil okulları örnek alınarak kurulan TÖMER, 16 yıldır üniversite güvencesinde dil öğretimi yapıyor ve bu konudaki başarılarını uluslararası platforma taşıyarak “En İyi Dil Okulu” olma özelliğini koruyor. Dr. Mehmet Hengirmen başkanlığında kurulan, yurtiçi ve yurtdışı şube sayısı 13’ü bulan TÖMER, 20 bin kişilik öğrenci kapasitesi ile hatırı sayılır bir görev üstleniyor. Kurumun Halkla İlişkiler Müdürü, dostumuz Köksal Ekinci’nin verdiği bilgiye göre, TÖMER, 16 yıldan bu yana 100 bin yabancıya Türkçe, 2 milyon kişiye de İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca gibi dilleri öğretmiş. Dünya ile bütünleşmeyi sağlayacak bu etkinlikleri şöyle anlatıyor Ekinci: “Bu anlamda en önemli iletişim aracının dil olduğu ve dil bilmenin de kişisel ön şart haline geldiği düşüncesiyle, hedefimizin ulusal pazardaki sloganı ‘Dünyaya açılan bütün kapılar TÖMER’de’ ve ‘TÖMER’le gelişirsi niz” olarak belirlenmiştir. Yabancılara Türkçe öğretimi için uluslararası pazarda yapılan tanıtımlarda ise ‘Türkiye’de Türkçe, çok kolay!’ ve ‘TÖMER’de hiçbir şey şansa bırakılmaz’ sloganı ile çalışıyoruz.” Bilimsel araştırmalar TÖMER’in etkinliklerini bu sayfada birkaç gün anlatsak bile yetmez ancak, şunun bilinmesi gerekiyor: İnsanlarımızın, kesinlikle bir ‘dil’ problemi var. Bunu aşabilmesi ve yeni dünyalara açılması için mükemmel bir şekilde Türkçe ve arkasından da en az bir dünya dilini öğrenmesi gerekiyor. TÖMER’in bu konuda en iyi adres olacağını düşünüyorum. İnanıyorum ki, TÖMER gibi program yapan ve kendini geliştirmek isteyenleri çatısı altında toplamayı bekleyen başka kurumlar ortaya çıkarsa, yukarıda sözünü ettiğim problemlerin hiçbirini yaşamayız. Bilimsel çalışmaların yanısıra sinema gösterileri, konser, gezi, sempozyum, panel, toplantı, söyleşi, meslekî formasyon çalışmalarıyla desteklenen TÖMER’in yakın zamanda gerçekleştirmeyi planladığı çok önemli bir faaliyeti de müjdelemek istiyorum. 11-13 Mayıs 2000 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek olan “Uluslararası Dünyada Türkçe Öğretimi Semineri III”, hem Türkçe öğreten kurumların ve kişilerin buluşmasını sağlayacak, hem de bilimsel araştırmaların tanıtılmasına imkan sağlayacak. Nerede olursanız olun, ister Ankara, İstanbul, İzmir, Samsun, Bursa, Gaziantep, Konya, Kayseri, Antalya, Trabzon; isterse Frankfurt’ta olun, size yakın bir TÖMER şubesi mutlaka vardır; unutmayın! Dil öğretim merkezi TÖMER’in kuruluş amacı; yabancılara, yurt dışında yaşayan Türkler’e ve dilimizi öğrenmek isteyen herkese Türkçe’yi öğretmek; Türk dili ve kültürünü, Türkiye’yi tanımak isteyenlere tanıtmak; Türkçe’nin ana dil olarak eğitimi ve öğretimi üzerine programlar hazırlayıp yöntemler geliştirmek olarak özetlenebilir. Bu konularla ilgili olarak gerek yurt içi ve gerekse yurt dışındaki çeşitli kurum/kuruluşla koordineli halde çalışılıyor. Türkçe’nin yanısıra İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Japonca, Arapça, Yunanca, Hollandaca ve 5 Türk lehçesi (Azeri, Kırgız, Kazak, Özbek ve Türkmen) de kurumun ders verdiği diller arasında yer alıyor. (0 312 435 05 14, www.tomer.ankara.edu.tr) ALKIŞ Sahnedeki ‘Kobay’ Kitabı, “Ödünç Yaşamlar”la oldukça ilgi çeken yılların tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu, yeni bir projeyle tiyatreseverlerin karşısına çıkıyor. Üç yıldır oynadığı “Eski Çamlar Bardak Oldu” kadrosunu koruyarak hazırladığı yeni oyunu “Kobay”ı, Fındıkzade’deki Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda sahnelemeye başlayan sanatçı, 6 hafta boyunca sadece İstanbul’da izleyenlerini güldürecek. “Kobay”, bilimsel deneylerde kobay olarak kullanılan zihin özürlü (down sendromlu) bir çiçekçinin öyküsünü anlatıyor. Tıp adamlarının zekasını geliştirmek için üstünde deneyler yaptıkları oyunun kahramanı bir dahi seviyesine yükselen zekasıyla yapılan deneyleri sorgulamaya başlıyor. Çok romantik bir aşk öyküsüyle hayvanlar ve insanların araştırmalarda denek-kobay olarak kullanılmasının ahlakî boyutları yanyana sürüyor oyundaki tartışmada. Zihnî körlükten aydınlığa çıkan çiçekçi Mehmet Can’ın inanılmaz ve şaşırtıcı serüveni anlatılıyor “Kobay”da. Oyunu, D.Hayes’in bir öyküsünden Ali Poyrazoğlu sahneye uyarlamış. Dekorlarda Barış Dinçel, kostümlerde ise Murat Coşkun imzası bulunuyor. Poyrazoğlu ile birlikte Suzan Aksoy, Özdemir Çiftçioğlu, Özden Ayyıldız, Berrak Yıldırım, Onur Şenay, Ebru Ayyıldız, Zuhal Öztürk, Koray Onur, Okan Çivilik, Esra Pamukçu ve Levent Can’ı görmek ve alkışlamak isteyenler, perşembe, cuma ve cumartesi günleri saat 21.00’de, pazar günleri ise 15.30’da Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nu tercih edebilirler. (0 212 635 95 87) ARKA KAPAK Onun adı Ilgım Masumiyet, kırılganlık ve aşk... Jale Deniz, zaman haritasında bıraktığı izleri süzüyor, varlığının boy aynasında ne varsa kırpıp kırpıp şiir yapıyor. Hem şaşırma, hem aşinalık, hem ruh, hem gövde var sözlerinde. Kendisiyle konuşur gibi yazıyor, yazdıklarını kendine saklamayıp paylaşıyor. Bu onun ilk tecrübesi. Henüz genç. “Onun Adını Ilgım Koydum”, 25 yaşındaki bu genç şairin ilk durağı. Yine de “dönüşü gidişinden zor olan” yolda, “kalbi aşk kapılarını çalmaktan bezgin bir gezgin” o. Bazen kayboluşun, bazen unutuşun ellerine bıraktığı dizeleri; düş ve inançla topluyor. Masumiyetin, coşkunun ve hüznün tadını çıkarıyor, hatta acı çekmenin, kaçıp gitmenin... Geçmişe dost, geleceğe yazgılı, şimdiye kardeş bir yaşama sevinciyle, genç ve duru, bir yakamoz gibi parıldıyor şiir denizinde... Örnek mi: “Bir vakit gelecek/ Akrep kendini zehirleyecek/ Ve bir kartal/ Yerden göğe yükselecek” “Yine bir vakit olacak/ İnsandan İNSAN doğacak/ İyi ve kötü barışacak/ Aşk tüm sınırları dağıtacak/ İşte o vakit/ Bu vakittir...” (Onun Adını Ilgım Koydum, Jale Deniz, Scala Yay., 0 212 251 51 26) EZBER Serin ağrı Yörük çadırında ruhun kendir sedirinde kuruldum sözün çardağında evvel ahir sırtımda cübbe, eğnimde şal, cebim cevahir vuruldum meydan yerinde şairdir diye Sırrî denizlere daldım daldım bulandım serin bir ağrı dineli kaldı böğrümde zalım yağmalandım bre yaman aldandım savdım da kalbi don gömlek sefere. Y.Özkan Özburun - (Kıvılcımlar Kitabı’ndan) YORDAM Her sabah gün içinde yapacaklarını planlayan ve planını izleyen kişi, kendisini birçok yoğun günün labirentinden geçirecek bir ip taşır. Bu düzgün zaman planlaması, bütün işleri arasından sızan ışık gibi kendini gösterir. Ama bir plan olmadığında zamanın harcanması anlık olayların pençesinde acı çektiğinde, her şey ne dağılmaya ne de toparlanmaya izin vermeyen bir kaos halini alır. Victor Hugo
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT