BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Selam

Selam

“Biz ramazanı değil, ramazan bizi düzeltmeli”, bu sözü aynen imzalıyoruz. “İftarlar israfa dönüşmemeli”, bunu da harfi harfine imzalıyoruz. Bunları diyen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez. Prof. Görmez, ayrıca bu seneki ramazanı şerifin mevzuunu da açıkladı:



“Biz ramazanı değil, ramazan bizi düzeltmeli”, bu sözü aynen imzalıyoruz. “İftarlar israfa dönüşmemeli”, bunu da harfi harfine imzalıyoruz. Bunları diyen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez. Prof. Görmez, ayrıca bu seneki ramazanı şerifin mevzuunu da açıkladı: Selam! Üçü de isabetli. Allahü tealanın dininde, Sevgili Peygamberimizin -aleyhisselam- düzeninde bir noksanlık mı var ki bazıları, netice itibariyle dini içten bozmaya sebep olan sorumsuzluklara girişmekteler. Şu iyice bilinmeli ki İslamiyette orta oyunu, zenne şu-bu adı altında ‘ramazan eğlencesi’ yoktur. Ramazan günleri, bir nefs muhasebesi, oruç, tövbe, Kur’an-ı kerim okuma, tefekkür, hayr-hasenat, zekat verme ve ibadet ayıdır. Onu bazı belediyelerin azınlık kültüründen gelme festivale çevirmeleri vebal üstüne vebaldir. Osmanlının son zamanlarında iki büyük hata, sonu çabuklaştırdı. Sosyal hayatta sahil saraylar, debdebe, dışarı hayranlığı, ramazanlarda direklerarası akşamları, tiyatrolar, çılgınlıklar. İsteyen buyursun tekrarlasın. Tekrarlayan sonucuna katlanır. Ateş altındaki Suriye Müslümanları, Yemenli aç çocuklar, Somalili kimsesizler, Bangladeşli unutulmuşlar, Çin idaresi altındaki Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz, mahallemizin, şehrimizin, memleketimizin fukaraları gerçeği varken bu otel, lokanta iftarları tevazu hudutlarını aşıp istismara dönüştü. Hem şarkılı-türkülü, çalgılı ramazan eğlenceleri, hem de bazı lüks ötesi iftarlar, esas itibariyle oy avcılığıdır. Bunun adı din sömürüsüdür. Selama gelince... Dikkatlerden kaçmamış olmalı. Bugün dahi Orta Asya Türkleri, uzun esaret günleri yüzünden selamlaşmayı bilmemekte. “Selamun aleyküm” dendiğinde karşıdaki “aleyküm-selam” diyeceğine o da “selamun aleyküm” demekte. Oysa selam, merhaba gibi verilip-alınmaz. Türk vatandaşları ise selamlaşmayı ihmal etmiş vaziyetteler. Şanlı Peygamber, İslam Peygamberi değil, insanlığın, insanların ve cinnilerin Peygamberi “selamı yayınız” buyurdukları halde ne yazık ki selam verme sünneti, ciddi mânâda yitirildi. Yurt dışında bizzat yaşadık, insanlar, tanısın-tanımasın muhakkak selam vermekteler. Onlarda hem güler yüz var, hem selam. İslamiyetin bu emirleri bizden çok başka coğrafyalarda yaşamakta. Hem güler yüzümüzü ve hem de selamımızı yeniden kazanmak zorundayız. Kayıp neden oldu? ideolojik esaretten. Bugün dahi bu ülke vatandaşları, nerede selam vereceklerini, nerede merhaba veya günaydın diyeceklerini tayinde zorlanmaktalar. Bazı resmî kurumlarla bazı büyük şirketlerde “selamun aleyküm” dense bile alan olmaz. ‘Allah’ denemeyen günlerden çıkıp geldiğimiz unutulmasın. Selamı yaymak, dostluğu yaymaktır, huzuru çoğaltmaktır. Selam, sözün başlangıcıdır. “Önce selam, sonra kelam” denmiştir. Zaten selam, ‘ben dostum, iyiliğini isteyenim, benden ziyan gelmez, huzur, mutluluk, esenlik seninle olsun’ gibi çok zengin bir anlamın tek cümlelik özüdür. Selamun aleyküm... Ramazan ayınız mübarek, dualarınız makbul olsun. SİZİ DE BEKLERİZ 30 ramazan boyunca her akşam iftar öncesi Cine 5 TV’de “Rahim Er’in kaleminden, Rahim Er’in dilinden Sevgili Peygamberim” diyerek varlık sebebimizi, baş tâcımızı anlatmaya çalışacağız.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT