BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Lozan: Hasarlı Zafer”

“Lozan: Hasarlı Zafer”

Derin Tarih dergisinin 4. sayısı, Lozan Antlaşmasını ele alan yazılarla yüklü olarak çıktı. Derginin kapağında, her Türk aydınının kendi kendine sorması ama cevabını doğru olarak vermesi gereken bir soru var: LOZAN’DA KİM KAZANDI? Devletimizin resmî tarihinden başka hiçbir esere göz atmayanlar, bu soruya şöyle cevap vereceklerdir:



Derin Tarih dergisinin 4. sayısı, Lozan Antlaşmasını ele alan yazılarla yüklü olarak çıktı. Derginin kapağında, her Türk aydınının kendi kendine sorması ama cevabını doğru olarak vermesi gereken bir soru var: LOZAN’DA KİM KAZANDI? Devletimizin resmî tarihinden başka hiçbir esere göz atmayanlar, bu soruya şöyle cevap vereceklerdir: “Lozan’dan zaferle çıkan elbette biz olduk! Biz, Lozan’la büyük devletleri sulh masasında da dize getirdik” diyeceklerdir. Diyeceklerdir ama, Lozan antlaşması, gerçekten bizim diplomatik zaferlerimizden biri midir? Derin Tarih dergisinin Yayın Yönetmeni olan genç tarihçimiz Mustafa Armağan’ın yazı başlığı, sizin de dikkatinizi çekecektir: LOZAN: HASARLI ZAFER. Lozan, neden hasarlı bir zaferdir? Armağan diyor ki: “Hatırlayın, daha geçenlerde, Suriye’nin Lâzkiye şehri yakınlarında bir uçağımız düşürüldü. Akıllara hemen şu soru geldi: Peki Lâzkiye neresiydi? Tarihçiler hatırlattı: İlk TBMM’de (1920-1923) Lâzkiye milletvekilleri, vardı. Lâzkiye, Misak-ı Millî sınırları içinde miydi? Misak-ı Millî dışında ise, Birinci TBMM’de Lâzkiye milletvekilleri ne arıyordu? İçinde ise, Lozan’da alınması için neden herhangi bir gayret gösterilmedi?” Sadece Lâzkiye değil, Türkiye okuyucuları bilmelidirler ki, Osmanlının son Mebusan Meclisi, MUSUL VE KERKÜK’ün de Misak-ı Millî sınırları içinde olduğuna dair bir karar aldıktan sonra dağılmıştı. Misak-ı Millî: Millî yemin demektir. Yani son Osmanlı Meclisi, Musul ve çevresinin, bizim millî sınırlarımızın içinde kalacağına dair yemin etmişti. TBMM de aynı yemini tekrarlamıştı. Lozan görüşmelerinde, İngiltere, bizim bu kararımıza şiddetle itiraz etmişti. Atatürk, İnönü’ye demişti ki: “Anlaştığınız maddeleri imzalayınız. Musul konusunu sonraya bırakınız.” Musul meselesi sonraya bırakıldı ama bizim millî sınırlarımızın içine alınmasına da göz yumulmadı. Bu Lozan antlaşmasının neresi zafer? Derin Tarih dergisinde üniversitelerimizin öğretim üyeleri tarafından yazılan yazıların başlıkları sırasıyla şöyle: Lozan Hasarlı Zafer-Lozan’da Kim Kazandı?-Lozan’ı Normalleştirmeliyiz-İngiltere Kralı Lozan İçin Ne dedi?-Hilafetin Kaderi Lozan’da mı Yazıldı-Lozan Emperyalist Bir Metin midir?-Lozan’ın Çözümsüz Meseleleri: Musul ve Kürt Sorunu-Lozan’da Laiklik sözü verildi mi?-Türk Medeni Kanunu Lozan’dan mı Çıktı, Ankara’dan mı? Derin Tarih dergisinden aldığım yukarıdaki başlıkların muhtevalarını, öyle sanıyorum ki, dünkü ve bugünkü nesiller yeteri kadar bilmiyorlar. Veya hiç haberdar değillerdir. Bu konular, o kadar bilinmiyor ki, dünkü ve bugünkü nesiller, bilhassa İngiltere’nin baskısıyla kaldırdığımız Halifeliğin de aleyhinde bulunuyorlar ve Halifeliğin kaldırılmasını, bir zafer kazanmışız gibi alkışlıyorlar. Peki ama neden? Halifelik makamı bize ne kaybettirdi? Tarihçi Yılmaz Öztuna 14 ciltlik BÜYÜK TÜRKİYE TARİHİ‘nde diyor ki: “14. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar, Fransa, dünyada 13 yıl lider devlet olarak yaşadı. İngiltere 128 yıl lider devlet oldu. Osmanlı İmparatorluğu ise aynı devreler arasında tam 322 yıl dünyanın lider devleti olarak selamlandı. Vatanımızın yüzölçümü 1595 yılında 23 milyon 334 bin 600 km2 idi.” Osmanlı, 322 yıl dünyanın lider devleti olduğunda Padişahlarımız aynı zamanda İslâm dünyasının Halifesi idiler. Halifelik hangi topluluğun dinini değiştirmiş, hangi topluluğa sen Müslüman değilsin senin yaşama hakkın yok! diyerek zulmetmiştir? Bilenler söylemelidirler...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93043
    % -1.58
  • 4.7293
    % -0.13
  • 5.4858
    % -0.27
  • 6.2662
    % -0.23
  • 194.478
    % -0.07
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT