BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > ‘Sinema gibisi yok’

‘Sinema gibisi yok’

Bir sanatçının tiyatroda en fazla sezon boyunca hatırlanacağını belirten Deniz Sunat, “Fakat sinemada yaptığınız sonsuza kadar kalır. Yani sinemada sınır yok” dedi



Dizi ve reklam filmleri oyuncusu Deniz Sunat, TGRT Haber Dairesi Başkanı Mehmet Soysal’ın “Başbaşa” programının konuğu oldu. Sunat, Soysal’ın sorularını şöyle cevaplandırdı: Soysal -Bu pazar konuğum Deniz Sunat. Kendisi bir reklam yıldızı. Ama programda da görebileceğiniz gibi koltuğunun altında birden çok karpuz taşıyabilen bir sanatçı. Hoş geldin Deniz. Birçok sanatçı yıllarca kendi alanında sayısız eserler ortaya koyar, fakat fazla tanınmaz. Bir bakarsınız ki söylediği bir söz veya oynadığı bir rol ile gündeme bir anda oturur. Biz de sizi bir reklam filmi ile tanıdık. Neden reklam? Sunat -Reklam benim amacım değil tabii ki. Ben oyuncuyum. Sinema-televizyon oyuncusuyum. Fakat böyle bir teklif geldiği zaman, profesyonel olarak, senaryoya da bakarak karar verdim. Çok hoş bir senaryoydu. Çekimler İngiliz bir ekip tarafından gerçekleştirirdi. Bu tarz kaliteli projelere sıcak bakıyorum. Çünkü sonuçta işin içinde oyunculuk var. Soysal -Eğitiminizi bitirdikten sonra ilk defa Serezli Tiyatrosu’nda başladınız. Sunat -Nevra Serezli ve Cihan Ünal’la başrolünü paylaştım. O bir şanstı benim için. “Çetin Ceviz” adlı çok hoş bir komediydi. O dönem gazetelerde hakkımda çok iyi kritikler çıktı. Bu da yönetmenim Yavuz Özkan’ın beni aramasına yol açtı. “Bir Erkeğin Anatomisi” adlı film projesi gündemdeydi. Soysal -Tiyatrodan gelmiş olmanıza rağmen neden sinema? Sunat -Çok değerli hocam Yıldız Kenter’in bir sözü var; “Tiyatro buza yazı yazmak gibidir.” Tiyatroda en fazla bir sezon hatırlanırsınız. Seyirci bir süre sonra sizi unutur. Fakat sinemada yaptığınız sonsuza kadar kalır. Ayrıca sinemada sınırsız bir olanak ve hayal gücü dünyası var. Yani sinemada sınır yok. Rolünü çok sevdi Soysal -Bir erkeğin anatomisi filminde, siz en çok hangi karakterden etkilendiniz? Sunat -Yavuz Özkan ilk görüşmeye gittiğim zaman bana senaryoyu verdi. Baş roldeki, erkeğin kız kardeşi rolünü çok sevdim. Genç bir kızdı ve tekerlekli sandalyeye mahkumdu. Bu çok büyük bir avantaj. Çünkü normalin dışında bir fiziksel özelliği var. Onu istediğiniz gibi kullanabiliyorsunuz. O olayı renklendiriyor. Kendi fiziksel durumuna rağmen çok umut dolu, hayata hiç küsmemiş. Yaşama sevincini yitirmemiş bir tipti. O yüzden çok sevmiştim. Beni en çok etkileyen kendi rolüm olmuştu. Soysal -Sinema ve tiyatroda, yaşanılan gerçekler ve idialler olmak üzere iki boyut var. Ülkemizde bir sanatçı geçimini en pratik şekilde neyle sağlayabiliyor. Sinema mı, tiyatro mu? Sunat -Bence reklam. Çok kısa bir sürede çalışmalarınız tamamlıyorsunuz. Ayrıca diğer çalışmalarınıza da engel olmuyor. Reklam geliri iyi Soysal -Peki bir haksızlık söz konusu mu? Sunat -Tabii ki böyle bakacak olursak, sanatın ölçüsü yok ki. Maddi karşılığı yok. Fakat bir sanatçının yeteri kadar üretken olması için, işine kendini tam olarak verebilmesi için hayat şartlarının çok düzgün ve rahat olması gerekir. Ama şu anda bizim ülkemizde piyasa ve şartlar böyle. En çok gelir getiren iş reklam. Soysal -Eşiniz de tiyatrocu, nasıl tanıştınız? Sunat -İkimiz de İstanbul’da çalışmamıza rağmen hiç karşılaşmamışız. Televizyon dizisi çekimleri dolayısıyla tanıştık. Senaryodaki ilişki Romeo ve Julyet gibiydi. O rollere biz denk düştük. Bu şekilde tanıştık. Bir süre sonra dizi bitti. Bizim aşkımız bitmedi. Eşimle profesyonel olarak çok ciddi bir oyun alışverişim vardı. Çok rahat ve güzel oyunlar çıkartıyordum. Daha sonra hayatta da bunun olabileceğini gördük. Evlendik ve iki yaşında bir çocuğumuz var.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT