BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AK Parti'nin iftar sofrası

AK Parti'nin iftar sofrası

AK Parti Genel Merkezi'nin düzenlediği 5'inci geleneksel iftar sofrasına katıldık. Dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik ve ekibi ev sahibi olarak iyi bir hazırlık yapmışlardı.



AK Parti Genel Merkezi'nin düzenlediği 5'inci geleneksel iftar sofrasına katıldık. Dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik ve ekibi ev sahibi olarak iyi bir hazırlık yapmışlardı. Genel Merkez binasının terasında düzenlenen iftar yemeğinde 'menü' Ömer Beyin memleketi Adana'ya aitti. Yemeğe büyük bir ilgi vardı. Her yıl yabancı misyon şeflerine ve basına verilen iftar yemeği bu sene biraz daha renkliydi. Suriye ve İsrail büyükelçileri davette yoktu. Elçilere 14 dilde Mesnevi hediye edildi. Dış politika ve dışişleriyle ilgili herkes oradaydı. Mısırlı Hafız Ahmet Nuraina iftar açarken Kur'an-ı kerim tilavet etti. Sanatçı Serkan Çağrı klarnetiyle konuklara müzik ziyafeti verdi. Büyükelçilerin yanı sıra inanç gruplarının temsilcileri de davette vardı. Açık havada keyifli bir iftar sofrasında dostlarla sohbet etme imkânı bulduk. Yemekte Başbakan Erdoğan çok kapsamlı uzun bir konuşma yaptı. Türk dış politikasının dayandığı esasları-prensipleri anlattı. Türkiye'nin hiçbir ülkenin içişlerine karışmamaya özen gösterdiğini, toprak bütünlüğüne, sınırlarına, toplumsal hassasiyetlerine karşı dikkatli olduğunu vurgulayan Başbakan, 'Sayın Davutoğlu özeline indirgemeye çalışılıp' eleştirilen dış politikanın kendilerine ait olduğunun altını çizdi. Arakan bölgesindeki katliam için BM'yi göreve çağırdı. Dış politikayı, öncelikle insan odaklı yaptıklarını belirten Erdoğan; "Irak'a, Libya'ya, Suriye'ye ve Gazze'ye, Somali'ye baktığımızda petrol, doğalgaz, Hıristiyan veya Müslüman değil sadece katledilen insanlığı görüyoruz" diye konuştu. "Son 48 saat içinde Suriye'de katledilenlerin sayısı 550'yi geçti. Buna nasıl sessiz kalınır?" diyen Erdoğan Annan Planının Suriye yönetimine vakit kazandırmaktan başka bir işe yaramadığını, uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk alması gerektiğini vurguladı. Esad rejiminin kimyasal silah kullandığı iddiasına da değindi. Başbakan son BM kararını Rusya ve Çin'in veto etmesine tepkiliydi. Bu tepkisini "Bugüne kadar akan kan o kanın akmasına destek verenlerin alnında kara bir leke olarak kalacaktır" sözleriyle dile getirdi. "Suriye'de ölenler insandır candır. Arakan'da ölenler insandır, candır. Brüksel'de, Paris'te, Londra'da, Washington'da yaşayanlar ne kadar insansa, Şam'da Halep'te, Dara'da, Hama'da, Humus'ta, Arakan'da yaşayanlar da o kadar insandır. Biz Türkiye olarak vicdanın sesine kulak veriyor, çıkar kaygısından uzak insaniyetten bakıyoruz. Tepkimizi kimse yanlış anlamasın, farklı yere de çekmesin. Nerede dünyanın barışı savunan egemen güçleri?" İşte bunlar Başbakanın dış politikaya ilişkin temel parametreleri. Türkiye'nin dış politika tercihlerini tek başına kimse belirlemiyor. Başbakan Erdoğan ve kurmayları atılacak her adımı birlikte planlıyorlar. Kısa vadede sıkıntılı gözükse de orta ve uzun vadede Türkiye kazançlı çıkacak.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT