BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Esmer insanın kara talihi

Esmer insanın kara talihi

Asya ve Afrika, bu iki kara parçası aslında bir heybenin iki gözü gibi. Renklerin ten ten, ton ton koyulaştığı topraklar.



Asya ve Afrika, bu iki kara parçası aslında bir heybenin iki gözü gibi. Renklerin ten ten, ton ton koyulaştığı topraklar. Asya-Afrika kuşağı, bir çile iklimidir. O iklim, şimdilerde zulüm, işgal, savaş ve açlıklarla daha da hüzünlü manzaralarda. Budistler, Burma'da Müslümanlara bir ramazan mevsiminde kanlı mezalimin en şiddetlisini uygulamaktalar. Onları evlerinden, yurtlarından sürüyorlar. Adaletsizliğe bakınız ki Burma hükümeti de zulme yardım etmekte. Müslümanların gideceği yer yok. Komşu Bangladeş'e sığınmak istiyorlar. Ama o komşu da o kadar fakir ki. Burma'da Budist terörü sürmekte. Müslümanlar sandallarda, sallarda hayatlarını idame ettirmeye çalışmaktalar. BM ise seyrediyor. Şayet bu zulmün onda biri bir milyon Burmalı Müslüman'a değil de küçük bir gayrı Müslim bir topluluğa yapılsaydı acaba aynı BM nasıl hareket ederdi? Önce Batı ayağa kalkar, sonra da Birleşmiş Milletler yardıma koşardı. Burma yahut Myanmar'da bunlar yaşanırken Asya'nın diğer ucunda Irak'ta halk birbirini boğazlamakta. Irak'a hürriyet gelmedi. Demokrasi uğramadı. Refah kendini göstermedi. Irak parçalanmakla yüz yüze. Batı yer altı kaynaklarını andlaşmalarla elde etti. Parçalansa da hükümetler değişse de onun kazancına ziyan gelmez. Irak, kaosa sürükleniyor. Tıpkı Suriye gibi. Şu sıralar Suriye ön planda. Arap Baharı denen hadise gelip Suriye'de kanlı kasırgaya dönüştü. Bu bahar, burada bitecek mi, Suriye'den sonra bölgenin petrol üzerine çöreklenmiş diğer diktatörlüklerine geçecek mi belli değil. Bu ülkenin yarını meçhul. Suriye, karanlık gecede denizde pusulasız yol alan bir gemi gibi. Tam bir kargaşa içinde. Bir tarafta sonunu gören Baas rejiminin savunma içgüdüsüyle şiddetine şiddet eklemesi, diğer taraftan Suriye Milli Kuvvetlerinin bu rejimden kurtulmak için verdikleri mücadele. Güvelik Konseyi'nin soğukkanlılığı akıllara durgunluk verecek çapta. Kılını kıpırdatmıyor. Afrika ise hem kimsesiz, hem susuz ve hem de aç. En olmadık yerde kabileler birbirine düşürülmekte. Aslında en olmadık yer değil, seçilmiş yer. Nerede bir ihtilaf varsa orada petrol, elmas, altın gibi yer altı zenginliği mevcuttur. Sudan'ı bundan dolayı böldüler. Zengin taraf Hıristiyanlarda kaldı. Somali, zaten müthiş bir dram. Somalili sefalet içinde. Yemen de öyle. Yemenli çocukların kaburgası sayılıyor. Şu manzara karşısında BM'nin yaldızlı cümlelerine nasıl inanılır? Dünyada renk ayırımı da ırk ayırımı da din ayırımı sürüp gitmekte.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT