BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Dokuz köyden kovulmak

Dokuz köyden kovulmak

Bazıları kimseler, (Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur) atasözünü beğenmiyor. Bu sözün nesi var!



Bazıları kimseler, (Doğru söyleyen dokuz köyden kovulur) atasözünü beğenmiyor. Bu sözün nesi var! “Sakın doğru söylemeyin, yalan söyleyin” mi deniyor? Yine atalarımız, (Her söylediğin doğru olsun ama her doğruyu her yerde söyleme) demişlerdir. Demek ki rastgele konuşursan dokuz köyden kovulursun. Söylediğin doğrunun bir faydası varsa söyleyeceksin. Zarar veriyorsa, kimseye faydası dokunmuyorsa, söylemenin alemi nedir? Peygamber efendimiz, yalanı çok kötülediği halde, caiz olduğu yerleri de bildirmiştir. Demek ki doğrunun söylenmeyeceği yerler de vardır. Gencin biri, iftiraya uğrar. Sonunda idama mahkum olur. İnfaz saatini beklerken, kendisine iftira edenlere, bu arada hükümdara ağzına gelen sözleri sarf eder, sövüp sayar. Bu acı bağırmalar, bir süre devam eder. Hükümdar, saraydan bu feryatları duyar. Fakat ara uzak olduğu için ne söylediğini anlayamaz. İki vezirini yanına çağıran hükümdar, bu gencin neler söylediğini sorar. Birinci vezir, (Hükümdarım bu genç, (Allah, affedenleri aziz eder) hadis-i şerifini söylüyor, “Affedenlerin yeri Cennet” diyor. Sizden af talebinde bulunuyor) der. Bu söz, hükümdarın hoşuna gider. (Bu genci affettim, serbest bırakın) der. İkinci vezir, hemen atılıp der ki: (Haşmetli hükümdarımız, bu veziriniz, zât-ı âlinize karşı, utanmadan yalan söylüyor. Genç, af istemiyor, size sövüp sayıyordu.) Hükümdarın kaşları çatılıp der ki: (Bre vezir, sen yersiz doğru söylemekle, iki kişinin ölümüne sebep olmak istiyorsun. Şu vezirin yalanı ise bir canı kurtarmıştır. Unutma ki, “İş bitiren yalan, fitneye sebep olan doğrudan daha iyidir”) Hükümdar, yersiz doğru söyleyen veziri azleder, yerinde yalan söyleyerek bir suçluyu kurtaran veziri de kendisine sadrazam yapar. Gemisini kurtaran kaptan Eli yağlı karalı bazıları da, (gemisini kurtaran kaptan) sözünü beğenmiyor, bu kâfir uydurmasıdır diyorlar. Halbuki bu söz. Hadis-i şeriflere ve âlimlerimizin bildirdiklerine aykırı değildir, çok güzel bir sözdür. Atalarımız aynı anlamda, (Önce can, sonra canan) demişlerdir. Can kurtarılmadan canan kurtarılmaz. Abdulgani Nablüsi hazretleri (Söz ve yazı ile emr-i maruf âlimlerin vazifesidir. Kalb ile, duâ ederek günah işleyene mani olmaya çalışmak da her müminin vazifesidir. El ile müdahale ise devletin vazifesidir.) buyuruyor. Faydası olmayacağı ve zarar geleceği bilindiği hâlde, her günah işleyene emr-i maruf yapmaya kalkmak doğru değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kıyamette, bir kimseye, günah işleyene, niçin engel olmadığı sorulacak, o da, “Onun zararından korktum, Allahın affına güvendim” diyecek ve mazur görülecektir.) [İbni Mace] Peygamber efendimiz, ortalık bozuk iken, ortalığı düzletmeye kalkmak yerine, evine çekilip kimseye karışmamak gerektiğini, hatta öldürmek yerine ölmeyi tavsiye ederek buyuruyor ki: (Fitne zamanı, evinize girilince, Âdem aleyhisselamın, [Maide suresinin 28. âyetinde bildirildiği gibi] “Sen, beni öldürmek için bana el uzatsan da, seni öldürmek için ben sana el uzatmam” diyen oğlu [Habil] gibi ol!) [Tirmizî]
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT